kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Kültür ve Sanat Hikayeleri







Okudunuz Mu?
BuğraYılmaz
Buğra Yılmaz


Can Çekişen Çamur

Can Çekişen Çamur
9 / 2 / 2008  Cumartesi tarihinde Arif Ödemiş tarafından eklendi, 454 kez okundu...

“1893 yılında çömlekçiliği ilçeye ilk getiren adamdan bahsediliyor. Şehre yeni geldiğinde burada neler yapacağı konusunda kaygılanırken, bir yaz sonu uzandığı toprağın üzerinde, yağmur başlar. Düşünceleri ve kederiyle yoğunlaştığı için yağmura aldırmaz. Ancak yağmur birden hızlanır, bedeni çamur içinde kalır; elleri çamura gömülür. Islak toprağı ...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Arif Ödemiş

Arif Ödemiş







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Can Çekişen Çamur


1893 yılında çömlekçiliği ilçeye ilk getiren adamdan bahsediliyor. Şehre yeni geldiğinde burada neler yapacağı konusunda kaygılanırken, bir yaz sonu uzandığı toprağın üzerinde, yağmur başlar. Düşünceleri ve kederiyle yoğunlaştığı için yağmura aldırmaz. Ancak yağmur birden hızlanır, bedeni çamur içinde kalır; elleri çamura gömülür. Islak toprağı avucunda hırsla sıkıp onu göz hizasına getirdiğinde kararını vermiştir: “Ekmeğimi çamurdan çıkaracağım” der.
O eski yıllarda ilk çömlekçiler bu mesleğin su kenarında, toprağa ve çamura yakın olması, bu mesleğin bu alanda kolay olması nedeniyle ilçeden geçen çaya yakın ikamet ederler. Bu mesleği işyerlerinde, bu semtte sürdürürler.
Yetmişli yıllara gelindiğinde, ilçeden akan çaya paralel Bursa-İzmir şehirlerarası yolun geçtiği semtte bu meslek 25 yıl kadar en iyi saltanatı sürmüştür. O yıllarda ilçeden otobüsle geçenler, o yol boyunca sıra işyerlerin raflarındaki rengârenk çömlek eşyayı seyretmişler, alışveriş yapmışlardır.
Bildiğimiz çamurun şekillendirilip fırınlanmasıyla insanlar bu çömlek eşyaları uzun yıllar temel ihtiyaç olarak; evlerinde kap kacak ve mutfak gereci olarak kullanmışlardır. Toprak bir testiden su içilmiş kana kana, eller ibriklerle yıkanmış, toprak tencereden yemekler yenmiştir..
O yıllarda bu mesleği sürdüren işyeri sayısı 56 iken şimdi sadece iki tane kalmış ilçede.
Bu mesleğin içinde yoğun olarak yaşamış 75 yaşındaki Emin Usta, bu mesleğin giderek yok olmasından şikâyetçi. Kendisine “Bu mesleği yine şehirlerarası bir yol üzerinde, şu anki Bursa-İzmir karayolu üzerindeki bir işyerinde sürdürseniz satışlarınız artar mı peki” dendiğinde “Hayır” diye cevap veriyor umutsuzca.
Yetmişli yıllarda; o günlerde, ibrik, testi, darbuka, tencere, kumbara, çiçek saksısı satışları yoğun olurmuş…
Günümüzde bu toprak eşyaların yerini plastik ya da cam veya metalden eşyalar aldı. Şimdi o tarihlerdeki testilerin ve ibriklerin yerinde her çeşit şekil ve boyutta cam sürahiler var. O yıllarda cam yaygın olmadığı için suyumuzu toprak testiden içmişiz; bazen mutfakta, bazen tarlada.
Müzik dinleme cihazları yaygın olmadığı için darbuka satışları yoğun olmuş. Renkli darbukalar, kalabalık evlerde daha çok evin küçük kızının elinde, şen vuruşlarla bir oda dolusu insanı neşelendirebiliyordu.
Usta, “Çamur aldığımız tarlaların yerinde şimdi apartman daireleri var, çamur alacak tarlalar bile kalmadı” diyor.
Çömlekçilik sanatı sürekli ayakta yapılan yorucu bir meslek. Tarladan toprak almak zahmetli; toprak kazılıyor, iki ayrı alandan alınan sarı ve siyah toprak karıştırılıyor, özel derin alanda ıslatılıyor, 1 hafta orada mayalanıyor. Mayalanan bu çamur önce ayakla tepiliyor sonra makineden geçirilerek inceltiliyor; taş ve çakıldan kurtarılıyor, daha sonra kas gücüyle parça parça yuvarlaklar halinde işyerindeki çamur kuyusunda işlenecek malzeme olarak beklemeye bırakılıyor…
Emin Usta dükkânının köşesinde çamur çukurunun üzerindeki halıyı kaldırıp, “Bu çamurlar aylardır burada bekliyor işlenmek için” dedi. Yuvarlatılmış ıslak hazır çamur malzemeler hallerinden yakınır gibiydiler, sanki “Burada buruşuk turşular gibi beklemek istemiyoruz, çarkın üzerine çıkıp bale yaparken şekillenmek istiyoruz”, der gibiydiler…
Elektrikli çarkla ustalık gerektiren saatlerde şekillenen bir vazo ya da küp, gölge bir yerde 15 gün kadar kurumada bekliyor, daha sonra fırında pişiriliyor. İşyerinin bahçeye açılan kısmında kubbeli topraktan bir fırın… Fırının alt kısmı bir çukurdan oluşuyor, üst kısmı pişirilecek işlenmiş eşya ile dolduruluyor, sonra fırın ateşlenip pişirilme işlemi başlıyor…
O hızlı işleyiş ve hızlı ticaret günlerinde, işyerinde 2-3 kişi çalışmış, bir tanesi çömlek sanatını bilen, elektrikli çarkı kullanan kişi… Bu kişi her zaman işyerinin sahibi değil, orada sadece çalışan biri de olabiliyor. İlk yıllarında sadece ayakla çalışabilen çarklar kullanmışlardı.
Usta, yüksek tabureye, sanatını göstermeye yeni eserini ortaya çıkarmaya çıkıyor ve ruhunun renklerini ortaya döküyor…
Gölgede kurumaya bırakılmış çamur testilerin arasında hayalet gibi dolaşan küçük bir çocuk kendine masallar yaratmak istiyor gibiydi… Gecenin bir saati merak edip, gündüz çarkta sürekli dönen çamurdan eşyaların, kıpırtısız duruşlarına anlam veremeyip yatağına döndü…
Yaptıkları el sanatlarını sadece dükkânlarında değil, gittikleri Trakya Bölgesindeki şehirlerde, 20’ye yakın panayırda sergilemişlerdi. Bu bölgedeki panayırlar Ağustos ortası gibi başlayıp, Ekim ayının sonlarına kadar sürüyordu... Satılık eşyalarını sergiledikleri günlerde, geceleri yıldızların altında uyuyorlarmış. Panayıra götürmek için bu çömlekleri kamyona yüklemek kırılmamaları için dikkat gerektirmiş.
Bir panayır sezonunda sel suları panayıra zarar vermişti. Satılacak eşyaları suya karışıp sürüklenip gitmişti… İstanbul Çatalca’da Ekim ayının başında sel alıp götürmüştü o gün tüm çömlek eşyalarını...
Yıllar sonra kendisi geleceğini şekillendirecekti elleriyle. Çark, hayat çarkı gibi durmadan dönerken güzel şekiller çıkarmalıydı; ellerinin yeteneğine bağlıydı bu.
Ama her şeye rağmen çark zamana yenik düştü. Çarkın sehpası artık kurumuş, boş, zavallı halde geçmiş zamana yad ediyor…
Küçük komşu çocukları, fırınlanmayı bekleyen bu esmer renk çömlekleri, çikolatadan bir dünya sanıp, dükkânın kapısından çok bakmışlardı merak ve heyecanla.
Renkli toprak kumbaralarda heyecanla para biriktirdiğimiz çocukluk günlerinde; kumbara sımsıkı parayla dolduğunda heyecanla kırılıp parçalara ayrılırdı...
Günümüzde son çömlekçilerden birinden alışveriş yapabilirsiniz. Belki epeydir yaratıcılığınızı kullanmadınız. Dokunabileceğiniz bir eşya üzerinde yaratıcılığınızı kullanıp bu eşyayı zevkle donatabilirsiniz. Dekoratif amaçlı kullanmak üzere aldığınız bir çömlek eşyayı istediğiniz renklerde boyayabilir, üzerine desenler yapabilirsiniz. Belki iştahlı birisiniz; mutfağınızda bu hatıra eşyaların içinde, testi kebabı yapmak ya da büyük bir balığı toprak tabağa yatırmak isteyebilirsiniz. O zaman ustanın, dükkânındaki müşterilerini bekleyişini görebilirsiniz.
Hatta biraz çocuklaşın !.. Bülbül sesi çıkaran minyatür kırmızı ibrikten satın alarak içine su koyup üfleyerek öttürün… Göreceksiniz ki geçmiş zamana, iç coşkunuza döneceksiniz.



Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Ersin Ünal yazıyı tebrik etti...

Haziran
4
Karagöz İle Hacivat Oğulları
Serdar YıldırımKültür ve Sanat Hikayeleri • 288 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
18
Ozan Öğretmen
Arif ÖdemişKültür ve Sanat Hikayeleri • 408 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mayıs
7
Siyahların Müziği
Zeynep AkıllıKültür ve Sanat Hikayeleri • 407 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
7
Şarlo
Zeynep AkıllıKültür ve Sanat Hikayeleri • 227 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
27
Ağustos
25
Kral Sansöral
Arif ÖdemişAşk Şiirleri • 15 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
10
Diken
Arif ÖdemişHüzün Şiirleri • 35 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
4
Gece Lambası
Arif ÖdemişHüzün Şiirleri • 74 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ağustos
4
Zaman Ne Çabuk Geçti
Arif ÖdemişHüzün Şiirleri • 34 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
4
Yalnız Gemi
Arif ÖdemişHüzün Şiirleri • 35 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Şubat
2
Umut Zamanı
Arif ÖdemişDostluk Hikayeleri • 1349 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Şubat
28
Siyah Beyaz Fotoğraflar
Arif ÖdemişAnı Hikayeler • 1294 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
5
Güzel Prenses Kirmasti
Arif Ödemişİronik Hikayeler • 786 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ocak
28
Yiğit Emir Eri Ali
Arif ÖdemişAskeri Hikayeler • 720 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Şubat
28
Kahraman Gazeteci
Arif ÖdemişAskeri Hikayeler • 559 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Can Çekişen Çamur, Can Çekişen Çamur hikayesi, Can Çekişen Çamur hikaye, Can Çekişen Çamur nedir?, Can Çekişen Çamur hakkında bilgi, Can Çekişen Çamur hikayeleri, Arif Ödemiş hikayeleri, Can nedir, Can hikayesi, Can hikayeleri, Çekişen nedir, Çekişen hikayesi, Çekişen hikayeleri, Çamur nedir, Çamur hikayesi, Çamur hikayeleri,










Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Debt Management | Myspace Comments | Inuyasha Episodes | Freelance | eBay | Video | Arkadaş | Saat