Canım Cep Arabam!
(1990’lı yıllardan itibaren,artan nüfusla birlikte araba sayısı da hızla arttı.Bu artış,beraberinde birçok sorunu da getirdi.Araba dursa bile sorun oluyor artık.)
Ve insanlık cep arabayı buldu! Böylelikle otopark sorunu da, park cezası derdi de, park yeri komşu kavgaları da tarihe karıştı. Hatta, kapkaç olaylarını saymazsak, araba hırsızlığı neredeyse hiç yaşanmıyor artık. En güzeli de trafiğin yoğun olduğu saatlerde, yolun yarısına bile gelmiş olsanız arabanızı katlayıp herhangi bir toplu taşım aracıyla yolunuza devam edebiliyorsunuz. Bugünlerde medyada bu konuya fazlaca yer verilir oldu. Görüntü kirliliği, zaman israfı gibi konulara önlem almaya çalışıyor herkes. Hoş, bunlar zaten bilmediğiniz şeyler değil.
Cep araba olur da modası olmaz mı hiç? Modaya doymayan insanoğlu, cep arabaların da değişik tasarımlarının peşini bırakmadı. Katlanabilir ve özel kılıflı olanlar, en çok rağbet görenler arasında. Elbette ki giyim tarzlarımız da bu doğrultuda değişiyor. Şimdilerde, fermuarlı geniş cepler kıyafetleri süslüyor. Bu sayede, hem modayı takip etmiş hem de arabasını dert etmemiş oluyor insan.
Herkes gibi, benim de moda zaaflarım var tabii ki. Yemedim,içmedim; ben de aldım bir tane. İki yıl önce aldığım emektarımla vedalaşmak zorunda kaldım. Çevremin alaylarına daha fazla tahammül edemezdim. Neymiş efendim; iki yıl aynı arabayla gezilir miymiş, ben ne kadar eski kafalı bir insanmışım, cimriymişim… Büyükler anlatır hep, eskiden arabalar on yaşında bile olsa hurda demezlermiş. Eşyalarına, ilişkilerine olduğu gibi, sadıklarmış. Birkaç senede bir araba değiştirenin tutarlılığından şüphe ederlermiş. İdareli insanlarmış şu eskiler.
Gelelim asıl konuya! Geçenlerde, yeni cep arabamla alışverişe gittim. Bir rahat ki sormayın. Babam anlatıyor da eskiden ne zormuş araba kullanmak. Direksiyon diye, kocaman, halka şeklinde bir şeyle kullanırlarmış arabayı. Bir de sağ tarafta takılı hantal mı hantal bir şey varmış. Vitesti sanırım… Bu ikisini çevirmeyince olmazmış. Düşünsenize, İstanbul’dan Ankara’ya gidiyorsunuz ve yarım saat boyunca vitesle, direksiyonla uğraşıyorsunuz. Kolu kopar insanın, dayanılır mı? Neyse ki o zamanlarda yaşamamışım.
Alışveriş diyordum… Markete yaklaştım ki o da ne? Nasıl bir sıra var, anlatamam! Yaklaşık bir saat bekledim. Meğer, akıllının biri arabasını katlarken yere düşürmüş. Bir hasar var mı diye açıp bakmış. Var elbet, olmaz mı? Ön cam tuz buz olmuş, farlar da cabası; ama orada yapılabilecek bir şey yok ki. Katla arabanı, götür servise. Bu kadar insanı bekletmeye ne hakkın var? Kuyruk caddeye kadar uzamış, sinirler limit aşımında; sen, oturmuş hayıflanıyorsun. Olacak iş mi?
Neyse efendim, sıra geldi; katladım arabamı, attım cüzdanın bozuk para gözüne, girdim markete. Etiketlere gözümü karartarak yaptım alışverişimi. Kasaya geldim, ödemeyi yaptım. Çıktım ki araba cüzdanda yok! Çantaya düşmüştür diye döktüm çantayı kaldırıma. Yok,yok,yok! Daha taksitlerini bitirmediğim, yemeyip içmeyip gözüm bellediğim arabam yok. Bir umut, markete döndüm. Çalışanlara sordum, kimse bilmiyor. Sinirlendim tabii. Böylesi bir sorumsuzluğu hoş görmemi bekleyecek değillerdi ya!
Basarsın arabanın kumandasına, açılsın diye. Basmamla koca marketin inlemesi bir oldu. Sanırsınız, bomba patladı markette. Meğer, ödeme yaparken kasada düşürmüşüm. İyi niyetli kasiyer kızın, müdürüne arabayı götürürken tuvaleti gelmiş ve kızcağız önce oraya uğramış.Ben düğmeye bastığımda da… Marketteki kokuyu hiç anlatmayayım.
Aldım arabamı, çıktım marketten. Önce yoldaki bir istasyona uğrayıp canımcığımı bir güzel yıkattım. Misler gibi oldu yine. Bu olay bana ders oldu. Kılıf aldım arabama, boynumda taşıyorum artık. Gerçi, onun da riski var. Hoş, neyin yok ki?
Geçenlerde biri, boynunda arabasıyla giderken bir kavgaya karışmış. Yumruk, tekme uçuşurken bir tekme de kumandaya gelmiş. Araba açılmaz mı! Adamları bir sağa, bir sola savurmuş. Çoğu hastanelik olmuş. Sahibi, zavallım, yoğun bakımdaydı en son. Allah korusun!
Sizin anlayacağınız, yenilikler beraberinde yeni sorunları da getiriyor. Daha buna benzer ne aksilikler çıkıyor. Bazen, eski sorunları özlüyor insan; ama olsun, canım cep arabam benim! Hep yanımda vefalım.
Yeni duydum, cep arabalar yakında tarihe karışacakmış; hatta bütün karayolu araçları. Yollar, yalnızca bisiklet ve yayalara ait olacakmış. Tüm araçlar havada gidecek diyorlar. Pilot yapacaklar hepimizi anlaşılan. Düşünsenize, uçak cebimden düşmüş… Teknoloji de, tarih de dur durak bilmiyorlar yani. İşin yoksa,ömür boyu taksit öde.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
|
|
Hafize Hanaylı / 26.05.2008
Sizin bu hayaliniz yakında gerçek olursa hiç şaşırmam. Okudum,güldüm, düşündüm teşekkür ettim....
|
|
|
Hilâl Akın / 07.05.2008
Bu kadar mı güzel yazılabilir bir hikâye!bu kadar mı güzel fantazi yapılabilir!...Maaşallah diyeyim ben en iyisi:)
|
|
|
Burcu Şener / 22.04.2008
Çok hoş işlenmiş, aslında içinde okurken düşündüren bir mizahtı okuduğum bu güzel hikaye. İnsan düşünmüyor değil hani bundan yıllar öncesinde, amerikadaki biriyle televizyon gibi bir şeyden yüzyüze konuşup görüşeceksin deseler `DELİ` derlerdi heralde. Teknoloji öyle bir hızla gelişiyor ki mantık almıyor küçücük cihazlar bilgisayar,telefon,radyo,fotoğraf makinası,video vs... görevini görüyor artık dedim ya yıllar öncesinde birine deseler inanmaz gülerdi hatta. Neden olmasın ? Harikaydı, kutlarım.
|
|
|
Ayten Dirier / 21.04.2008
Gülümsettin, keşke yazdıkların gerçekleşse. Dünya kurtulur böylece. Esen kal.
|
|
|
Seyit Uzun / 18.04.2008
Çiğdem kardeşin mizah anlayışı ve hayali özgün eserler ortaya koymasını sağlıyor. Yazarı tebrik ediyorum. Başarılar diliyorum
|
|
|
Tugay Küren / 17.04.2008
Tebrikler.Hayal gücünüzü kutluyorum , Kaleminiz daim ola!
|
|
|
Yasemin Aslan / 16.04.2008
her zamanki gibi harika bir yazı ama merak ediyorum nerden geliyor aklınıza böyle şeyler.hayal gücünüze ve kaleminize sağlık.
|
|
|
Hayrettin Apaydın / 15.04.2008
Konu inanılır gibi değil. Saçma bulsam mı bulmasam mı diye terettüde düştüm. Malumunuz teknoloji acaip gelişmeler gösteriyor. Olurmu olur... Ama yazılım güzel bir o kadarda akıcı. Her ne kadar zırvaca olsada heyecan doluydu. Sanırım haddimi vermek için şu an kendinizi ışınlamak üzeresiniz... Yav bu çağda amma matrak.
Tebrik ederim. Harikaydın.
|
|
|
Cüneyt Elbasan / 15.04.2008
Sonu harikaydı gerçekten...Sevgili ablacım tebrikler
|
|
|
Muzaffer Akçay / 13.04.2008
Ne de güzel konuları böyle bizlere sunuyorsunuz.Diğerlerini de dörtgözle bekliyorum.Kaleminiz daim olsun...
|
|
|
Guşav Fıji / 13.04.2008
Anlatımınız üzerinizde durmayacağım,anlatabilen cümleleriniz olduğu için burdasınız.Konu ise seyirlik bir film gibiydi.Yani başka kanallarda daha iyisi yoksa seyredilebilir bir film tarzındaydı...Saygımla guşav fıji.
|
|
|
Muzaffer Akçay / 13.04.2008
Çok harika .Beğendim.Tebrikler...Selamlar...
|
|
|
Ersin Başeğmez / 12.04.2008
ben de aynı fikirdeyim. Konudan ziyade anlatım. Ne kadar hoş öyle, samimi. tebrikler
|
|
|
Zekeriya Efiloğlu / 12.04.2008
Konudan ziyade yazarIn anlatım tarzına dikkatiniz çekmek isterim....HARİKAYDI.
|
|
|
Mozan Aras / 12.04.2008
Çok güzel çok :) Pilot olalım en iyisi. Acaba ne zaman yeni yazı ekler bu yazar :) Saygılarımla.
|
|
|
Ziyaretçi Yorumu / 12.04.2008
Çok güzel çok :) Pilot olalım en iyisi.
Acaba ne zaman yeni yazı ekler bu yazar :)
Saygılarımla.
|
|
|
Mehmet Akkun / 11.04.2008
Çocukluğuma gittim birden.Uzay 1999 vardı tv de.sabırsızlıkla beklerdik yeni bölümlerini. ne güzel günlermiş meğer onlar keşke tekrar o günlere dönebilsek
|