Cehennemde Akan Bir Pınar 2
Bu arada Hulusi Bey eve sık sık gelmeye,arsız bakışlarıyla Pınar*ı rahatsız etmeye başlamıştı.Pınar 60 yaşında bir adamın torunu yaşında bir kızla evlenmek istemesini çok iğrenç buluyor,bunun nasıl bir heves olduğunu anlayamıyordu.Üstelik kendisine almak istediği kızın gönlü yokken bu ısrar niyeydi?Hulusi Bey pahalı hediyelerle Semra Hanım*ın gözünü boyuyordu tabi her şeyin bir karşılığı var bu hediyelerin karşılığı da Pınardı.Nişanı bu hafta sonu yapmaya karar vermişlerdi anladığınız gibi bu kararda da Pınar*a söz hakkı verilmemişti.Şans denen şey neden Pınar*a hiç uğramıyordu.Pınar artık kaderine lanetler yağdırıyordu, sabrı tükenmişti.Sonunda o kara gün gelip çattı.Hulusi Bey elinde Pınar*a aldığı nişan kıyafetiyle kapıda belirdi.**Benim müstakbel nişanlım nerede.Ona kendisi kadar güzel bir elbise aldım.Giyinsinde şu yüzükleri takalım artık.**dedi.Bu sözler Pınar*a cehenneme çağıran şeytanın sözleri gibi geldi.Ama eli mahkumdu dediğini yapmak zorundaydı.Giyindi,istemeden de olsa hazırlandı ve salona indi.Babası elinde yüzüklerle Pınar*a doğru yaklaştı.O anda babasından öyle nefret ediyordu ki sanki karşısındaki öz babası değil de can düşmanıydı.Neyse ki bu kara gün sona ermek üzereydi Hulusi Bey ile vedalaşmak ölümdü şimdi.Aslında ondan ayrılmak için can atıyordu ama ayrılırken ona sarılmaktansa kara toprağa sarılmayı tercih ederdi.İĞRENEREK ona sarıldı ve müstakbel nişanlısını uğurladı.Artık nişanlı bir kızdı ve geriye dönüşü olmayan bir yola itilmişti hem de göz göre göre...Keşke her şey farklı olsaydı, neden insana ailesini seçme şansı verilmiyordu.Yatağına uzanmış bunları düşünüyordu.Gözlerinden yaşlar yağmur gibi akıyordu,umut pınarları çoktan kurumuştu.Artık yavaş yavaş toplanıyordu.Aslında annesinin o lanet suratını bu evlilik sayesinde sık sık görmek zorunda kalmayacaktı.Her an başına çorap öreceğinden korkmayacaktı.Zaten daha ne dert açabilirdi ki en büyük belayı başına sarmıştı.Ama bu seferde o azmış ihtiyarın yüzünü görecekti.Pınar gelecek günlerin ona ne getireceğini merak ediyordu.Düğün tarihi belirlenmişti ama Semra Hanım işini garantiye almak istiyordu bu nedenle imam nikahını hemen yapmak için Hulusi Bey*i ikna etti.Pınar için çekilecek azaplar daha bitmemişti.Yarın akşam imam nikahını kıymak için hoca geleceğini Semra Hanım Pınar*a sanki mutlu bir habermiş gibi bildirdi.Normal şartlarda olsa yani sevdiği kendi yaşıtında biri ile evlense mutlu bir haber olabilirdi.Ama bu şartlarda ölüm fermanından farksızdı.Pınar hem ilk defa nikahlanacağı için heyecanlıydı hem de hüzünlüydü çünkü hiç böyle hayal etmemişti.Nihayet nikah günü gelip çatmıştı.Nikah için hazırlanmasına Semra Hanım da yardım etti.Kapıda beliren Hulusi Bey çok mutlu görünüyordu adeta zafer kazanmış gibiydi.Bu hali Pınar*ı çileden çıkarıyordu.Biraz sonra hoca da geldi ve Pınar*ın infazı gerçekleşti.Artık her şey bitmişti bir şeyler yapmak için çok geç kalınmıştı zaten arkasında kimse olmadan Pınar ne yapabilirdi ki...Henüz resmi olmasa da dini olarak evliydi ama resmi nikah olana kadar Hulusi Bey*in evine taşınmayacaktı hiç değilse bu kadarını Pınar*dan çok görmemişlerdi.Pınar evde ruh gibi dolaşıyor,varlıkla yokluk arasında gidip geliyordu.Ne söylenilirse yapıyor hiçbir şeye karşı çıkmıyordu.Zaten karşı koymaya çalışsa,üzülse,ağlasa ne değişiyordu ki.Kendini kadere teslim etmiş,yaşam rüzgarı onu nereye sürüklerse oraya gidiyordu.Sanki bu olanlar,tüm bu hazırlıklar onun düğünü için değildi,o bu hayat tiyatrosunda hem oyuncu hem seyirciydi.Başkalarının onun için hazırladığı senaryoda kaprissiz bir oyuncu gibi rolünü oynuyor sonrada uzaktan seyrediyordu.İnsanın kendi hayatında sadece seyirci ve oyuncu olmasının ne kadar kötü olduğunu yaşamayan anlayamaz.Tıpkı gözleri görmeyen bir insanın dünyasını,çevresindeki her varlığı istediği an gören birinin anlayamayacağı gibi...Sevgi sözcüğü ona göre anlamını yitirmiş,basitleşmişti.Çünkü kimseye bir sevgi duymuyor kimseden de sevgi beklemiyordu.Hayatta sevgisiz kalmak lapa lapa yağan karın altında paltosuz kalmak gibidir.Üşütür insanı bir daha hiç ısınamayacakmış gibi...Günler akıp gidiyor,resmi nikah zamanı hızla yaklaşıyordu.Pınar artık ne olacaksa olsun havasında geziyordu ama aslında kendi içinde bir karar almıştı.