Çıkmaz Sokaklar Kılavuzu
"Çıkmaz Sokaklar Kılavuzu"
yerde bulduğu kitabın üstünde böyle diyordu. ilk paragraf şöyle başlıyordu.
"bu kitap çıkmaz sokaklarda yaşamanın yollarını ve kurallarını içerir. bu kitapı kullanan birinin ilk önce bulunduğu açık sokaklardan sapıp çıkmaz bir sokağa girmesi gerekir. bir sonraki sayfada gördüğünüz krokiden size en yakın çıkmaz sokağı bulun ve oraya girin. sonra, istediğiniz sayfayı açın ve sizi rahatlatacak bilgilerin nurunda yaşayın..."
çok ilginçti. neden açık sokaklarda yaşamak varken çıkmaz sokağa girsindi? kitabı atmak istemedi. kitaplara, kim yazmış olursa olsun, nereden temin edilmiş olursa olsun saygı duyardı. yere koymazdı kitapları hiçbir zaman. aç bir sokak kedisine nasıl davranırsa, bulduğu sahipsiz kitaplara da öyle davranırdı. bu tozlu kitabı sırt çantasının bir gözüne yerleştirdi.
aradan belki günler, belki aylar geçti. o, akşamın serinliğinde sokaklarda dolaşırken, yağmur yağmış kaldırımlarda ve asfaltta şehir ışıklarının yansımalarını izliyordu. yüz metre ötede, bir köşede sarhoş bir yosma adamın tekine bağırıyordu, ne dediği tam anlaşılmıyordu:
"sseni pijjkurusu. sen burayı nne sandın ha?! ne sandın!!"
adamın yakasına yapışmış kifayetsizce çekiştiriyordu. yürümeye devam etti, onlara baktığını çok belli etmemeye çalışıyordu. adam dimdik duruyor tek bir kelime etmiyordu. ayık olduğu her halinden belliydi. yosmanın üzerinde siyah bir mini etek, pembe, omuzlara kadar inmiş bir kazak, yırtık bir külotlu çorap ve ucuz, yüksek topuklu ayakkabılar vardı.
artık onlara otuz kırk metre kadar yaklaşmıştı. bulundukları yerin biraz yukarısından yansıyan ışık kadının yüzüne vuruyordu. kadının beyaza kaçan altın rengi boyalı saçları, kırışık suratı, ve ağlamaktan dökülmüş makyajıyla yer yer kirlenmiş bembeyaz bir suratı vardı. kırk yaşlarındaydı. rujunu dudaklarından çok daha geniş sürmüştü.
"Iğğğğk" diye bir ses duydu. adam kadına sarılmış gibiydi, ve duvara yaslanmışlardı.
"seni pijjkurusu..." dedi kadın. ve yavaşça yere düştü. adam etrafına baktı, ve göz göze geldiler. gözleri misket gibi parlıyordu. sinirlice dişlerini gösterdi, altın dişi gecenin ışığında parıldadı. yosmayı bıçaklamıştı, ve şimdi onu görmüştü.
koşmaya başladı. adamın onu takip edip etmediğine aldırmadan, olanca hızıyla. çantasını sağ omzunun altına almıştı daha hızlı koşmak için. arkasından gelen sert tabanlı ayak sesleri gittikçe uzaklaştılar, sonra yavaşladılar ve durdular. o ise koşmaya devam etti. karanlık bir ara yola girdi, oradan hemen başka bir ara yola...
bir çöp bidonu ile duvarın arasındaki boşluğa sığındı. pis çöp suları kokan bu ufak yarık onun korunağı olacaktı şimdilik. burası loş bir ara sokaktı. ve çıkmazdı.
orada saatlerce bekledi. bir ara, aynı adamın ayak seslerine benzeyen ayak sesleri duvarlarda yankılandı. yürüyordu sadece. onun bu ara sokağa girdiğini görmemiş olması için çok dua etti. ayak sesleri durdu. bir çakmak sesi duydu. bir süre his ses çıkmadı. dakikalar saatler gibi uzundu. sonra çok uzaklardan polis mi, ambulans mı, sirenler duyuldu. adam yürümeye başladı yine. bu sefer koşar adım, ve uzaklaşıp kayboldu.
hava birazdan aydınlanacaktı. çarpraz tahtalarla kapanmış, terkedilmiş bir ofis vardı hemen karşısında. iki tahtayı yerinden kopardı, ve içeriye girdi. içeride bir iki tane köpek uyuyordu. uyandılar, ve kuyruklarını bacaklarının arasına kıstırarak hemen kaçtılar. karton kutuları üstüste koydu ve orada sızdı.
gün aydınlandığında, tahta çakılı pencerelerden sadece bir kaç ışık hüzmesi giriyordu içeri. bir ara suratına gelmese hiç kalkacak hali yoktu aslında. kalktı. odanın içi hafiften aydınlanmıştı.
ilk yaptığı çantasındaki kitabı çıkarmak oldu. "lanetli kitap!" dedi "hep senin yüzünden geldi bunlar başıma" ancak kitap elindeyken kendini daha huzurlu hissetmeye başlamıştı bile. dışarı çıkmayı hiç istemiyordu. ilk defa bir ölüme şahit olmuştu. burası, şu anda onun için güvenliydi. sanki köşeyi döner dönmez, misket gözlü, altın dişli o katil onu bekliyor olacaktı. gözlerinin içine bakacak ve onu bıçaklayacaktı. defalarca...
kitabın ortalarında bir sayfa açtı.
"kork!" diyordu kitapta. "burada sığın ve kötü gözlerden, dışarıdaki tehlikelerden kork!"