Cinayet..!
7 / 10 / 2006 Cumartesi tarihinde Reşit Turan tarafından eklendi, 2493 kez okundu...
“ Gelip geçen yıl dönümlerinde bir kez daha anladım büyümenin bedelini, zaman hep kendi şarkısını mırıldıyor, ister eşlik et, ister etme, o sadece kendi doğrusunda, ne duruyor, ne de hızlanıyor ama anlar var ki bazen durduğunu sanıyorum, bazen de ölümden aldığı siparişi yerine getirmek için koşuyor, koşuyor..! an gelip dur ne olursun, daha y...” Okuyucu Puanı ;
Cinayet..!Gelip geçen yıl dönümlerinde bir kez daha anladım büyümenin bedelini, zaman hep kendi şarkısını mırıldıyor, ister eşlik et, ister etme, o sadece kendi doğrusunda, ne duruyor, ne de hızlanıyor ama anlar var ki bazen durduğunu sanıyorum, bazen de ölümden aldığı siparişi yerine getirmek için koşuyor, koşuyor..! an gelip dur ne olursun, daha yaşım müsait değil olanlara desem de aldırmıyor… işte bu duyduklarınız, psikiyatrisi Dr. Richard Crash’in hastasına sorduğu sorudan aldığı cevaptı. Marc uzun zamandır psikolojik tedavi alan 23 yaşlarında biriydi. Ogün Dr. Richard’la olan randevusuna yarım saatten fazla geç gelmiş, Doktorun neden geç kaldın sorusuna, bugün ondan ayrıldığımın yıl dönümü, onu ziyarete gittim. doktor hasta ilişkisinden çok Dr. Richard ona bir arkadaş gibi davranırdı, Doktor Richard bunun üzerine Marc’la sohbet etmeye başlar. Bugün yıldönümünüz demek? -evet, onun ölüm yıl dönümü! -ama o ölmedi Marc, bunu sende biliyorsun, -Ölüm, sadece bedenen olmaz Dr. Bunu sen benden daha iyi biliyorsun, o yaşarken ölmeyi tercih edenlerden biri, ben gibi belki de, aramızda ki tek fark ben mecburen, o ise kendi isteği ile, o sonsuzluğun karanlığında kaybolmak istedi, işte aramızda ki tek fark bu… -Peki Marc, onsuz olmaya alıştın artık değil mi? Yani bugün yıldönümü dediğin düne nazaran içinde daha az acı, daha az onu özlemeye götürmedi mi seni, zaman geçtikçe onsuzluğa daha da alıştın artık değil mi? Marc’ın yüzünde hafif bir tebessümle, Dr Richard’a bakar ve bir an dışarıda yağan yağmura dikip gözlerini: Gelip geçen yıl dönümlerinde bir kez daha anladım büyümenin bedelini, zaman hep kendi şarkısını mırıldıyor, ister eşlik et, ister etme, o sadece kendi doğrusunda, ne duruyor, ne de hızlanıyor ama anlar var ki bazen durduğunu sanıyorum, bazen de ölümden aldığı siparişi yerine getirmek için koşuyor, koşuyor..! an gelip dur ne olursun, daha yaşım müsait değil olanlara desem de aldırmıyor. Dört duvara sığdırdığım yıllarımın her dönümlerinde, zaman sanki şu sözleri fısıldıyor bana “büyüdün artık, bak aradan yıllar geçti, dün gibi hıçkırıklarının sesi yüksek değil, öğretiyorum sana, yaşamayı ve eksik yanlarını tamamlamayı” işte hep bu söz geliyor gözlerimim önüne, ben ise yüzümde alaylı bir tebessümle fısıldıyorum penceremin ardında duran hayat ve zamanın dansına … aradan yıllar geçti ama geçen sadece yıllar..! hiçbir şey değişmedi, her gün bir çizik attım o olmadı zaman yanımda, an geldi onu unuttuğumu fark ettim arkadaşlar arasında, sokakta yürürken bağıra çağıra şarkılar söyledim, onu hiç anmadım bile, ne zaman ki bir sokak kedisi ile konuşup gözlerine baktığımda o geldi aklıma, biliyor musun Dr zaman umurumda değil, zaman dermandır desende sonuç ortada, an geldi, 1 yıl 2 ay 22 gün oldu dedim, sonra 1 yıl 4 ay, 1 yıl 7 ay…. Böyle sürüp gitti, işte bugün tam 2 yıl olmuş… işte ölüm böyle bir şey olsa gerek doktor ama dediğiniz ölümü hiç düşünmedim bugüne kadar, eğer ben ebedi bir yolculuğa bu yaşadıklarımın merdiveni ile çıkacaksam bunun temelinde de o yatmalı, yani doktor eğer bir ölüm gerçekleşecekse buna o sebep olmalı..! Doktor Richard Marc’tan ilk defa ölüm kelimesini duymuş ve bunun üzerine; -Nasıl yani, buna o sebep olacak ne demek! -Yani doktor, bu yaşadıklarımdan ilham alıp bu acılarıma son vermeye kalksam buna intihar denir değil mi? ama onun bu intiharda parmağı olsa buna da cinayet denir. Dr. Richard dinledikleri karşısında Marc’ı anlamaya çalışıyor ve Marc’a bir doktordan çok bir büyüğü olarak “ ölmek en kolay yol, sende kolayı sevmeyen inatçı birisin, inat edecek ve bu hastalıktan kurtulacaksın, bir daha ölmek kelimesini senden duymak istemiyorum! Bunun üzerine Marc doktorun bu sözlerine; “ boş ver doktor unut söylediklerimi, bu arada biliyor musun? Ona yine bir şiir yazdım ve bu şiiri ona okumayı o kadar çok isterdim ki, hem de bu gece saat 3’te ona bir zamanlar sevdiğimi söylediğim o saatte… Peki Marc, bu gece o saatte dediğin gibi o seni ararsa ve senden o şiiri isterse onu bu şiiri okur musun..? Bilmem, onu her gördüğümde yolumu değiştirir, ona bakamazdım, oda utanır öylece iç çekerek geçer giderdi ama bu gece ona bu şiiri okumayı isterdim. Doktor bana bir iyilik yapar mısın, bu gece beni aramasını söyler misin ona, ona yazdığım bu şiiri okumak isterim, Doktor Richard MArc’ın bu isteğine çok şaşırır, çünkü marc hiçbir zaman bırak ona şiir okumayı onun yüzünü bile görmek istemezdi. Doktor Marc’ın bu isteği karşısında; Tamam Marc bunu Mery’den rica ederim… Saat tam 3’te ama doktor, o saatte uyuyor olacağım, beni onun uyandırmasını istiyorum ve o şiiri ona okur telefonu kaparım. Marc aslında çılgınca bir düşünce içindeydi, o saatte uyuyor olacak ve Mery’nin onu aramasıyla uyanıp intihar edecekti. Doktora teşekkür edip; biliyor musun doktor ölmek sadece toprağa girmek değil, eğer öleceksem beni o uğurlamalı… dedi ve odadan çıkıp öylece evin yolunu tuttu, ona yazdığı şiirleri hikayeleri, yazıları tek, tek okuduktan sonra uyuya kaldı ve gece saat tam 3 te Marc’ın telefonu çaldı, arayan mery’di… Marc telefonun sesi ile uyanır uyanmaz şöyle bir etrafına bakıp gitme vakti artık geldi, dedi iç çekerek, sonra telefona cevap verdi.. -Marc ben Mery uyandırmadım umarım, -hayır uyandırmadın, ben zaten hep uyuyordum, bu telefonunla ebediyen uyuyacağım… Mery şaşırmıştı.. Bana yazdığın bir şiir varmış merak ettim, bana o şiiri okur musun? Gözlerini unutturmaya çalışsa da zaman, Bu gece erkenden uyudum, Son kez rüyama gelirsin diye, Senin telefonun sesi ile uyanır Son kez de olsa sesini duyar Son faslımı fısıldarım diye İki yıl oldu öleli, Bugün tam iki yıl, Yaşayan bir ölü gibiydim sokaklarda, Şimdi ise artık ebediyete uyanma vakti geldi, Gözlerin bir kedinin gözlerinde Her yerde karşıma çıkma cesareti gösteren hayalin öldürüyor beni, Bugün ölmek için saati kurdum, Alarmım sensin, işte çaldın. Saat tam 3 Bu ölüm yolculuğuma uyandırdığın için teşekkür ediyorum sana, Benim gitme vaktim geldi, Senin hayalinin olmadığı bir dünyaya, Öyle bir dünya var mı bilmem ama, Ölüm yolculuğuma senin uğurlamanı istedim… Ve ölmeme yardım ettiğin için teşekkür ediyorum sana… Bir cinayet olarak bedenimi bırakıyorum sana, İyi bak olur mu ona… Bu şiirden sonra bir silah sesi duyulur, marc kendini vurmuştur. Ve cinayet masası bu ölümü araştırdığında, jürinin verdiği karar bu yazıya başlık olur: CİNAYET…
Tavsiye Et :
Eylül
3
Eylül
1
Ağustos
31
Ağustos
30
Ölmek Ya Da Ölmemek! (sesli)
• Deniz İlker Toker • Düş Hikayeleri • 102 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Ağustos
30
Ölmek Ya Da Ölmemek! (son)
• Deniz İlker Toker • Düş Hikayeleri • 56 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ağustos
4
Temmuz
21
Temmuz
17
Haziran
29
Haziran
2
Ekim
7
Nisan
25
Temmuz
4
Nisan
29
Temmuz
4 |
![]() |
|
||||||||||||