Çocuklar Televizyona Karşı (2)
8 / 4 / 2008 Salı tarihinde Sıtkı Er tarafından eklendi, 239 kez okundu...
“Konsey`de bu taarruzun nasıl olması gerektiğini kimse bilmiyordu. herkesin bir daha ki konseye kadar güzel fikirler bulmasına karar verildi. Bu fikirler orada tartışılacak ve en iyisine karar verilecekti. Ama o zamana kadar ne yapılmalıydı? en iyisinin "iş yavaşlatma" eylemi olduğuna karar verildi. Daha sık ağlayacak, daha yavaş yemek yiyecekler...” Okuyucu Puanı ;
Çocuklar Televizyona Karşı (2)Konsey`de bu taarruzun nasıl olması gerektiğini kimse bilmiyordu. herkesin bir daha ki konseye kadar güzel fikirler bulmasına karar verildi. Bu fikirler orada tartışılacak ve en iyisine karar verilecekti. Ama o zamana kadar ne yapılmalıydı? en iyisinin "iş yavaşlatma" eylemi olduğuna karar verildi. Daha sık ağlayacak, daha yavaş yemek yiyeceklerdi. Yemek yerken daha çok üst baş kirletilecekti. Bu sayede anneler televizyon başında değil, bebeklerin başında vakit geçireceklerdi. Ancak bu sadece geçici bir eylemdi. bir çözüm olmadığı belliydi. Ama herşeyden önce bir karargah kurmak gerekiyordu. Bunun için, elbette, yuvadan iyi bir yer olamazdı. anne babaları çalışırken bütün günlerini yuvada geçiren çocuklar karargahı buraya kurmaya karar verdiler. Çok iyi planlanmalıydı. Taarruzu gizlice yönetebilecekleri, dış tehditlerden uzak bir yer olmalıydı. Hep beraber kolları sıvadılar. Önce, sandalyelerle bir güzel çevresi yapıldı. büyük yastıklar sandalyelerin iç kısmına döşendi ve duvarları yapıldı. Üstüne büyük büyük çarşaflar konuldu. Çadır-karargah artık hazırdı! ama ya giriş kapısı? Bu iş için en akıllı bebekler görevlendirildi. Karar şuydu: "Karargahın sadece bir giriş kapısı olmalıydı. sandalyeleri ardı ardına ama zikzaklı bir şekilde koyarak yapacaklardı, girmek isteyenler sandalyelerin altından sürüne sürüne girecekti. Bu sayede büyükler sandalyenin altından geçemeyecekleri için giremeyecekti." Karargahı bu şekile hep birlikte hazırladılar. Çok da güzel olmuştu, hem de kocamandı! İçinde rahatça tam yirmi çocuk barındırabiliyordu. Bu taarruzda onlara yardımcı olacak büyüklere ihtiyaçları olacaktı. Bunun için hemen yandaki huzurevindeki dedelerden, ninelerden daha iyisi olamazdı! hem dedeler, nineler onların dilinden çok iyi anlıyorlardı, onlarla defalarca oyun oynamışlardı. Özellikle bir tanesi, tüm dişleri dökülmüş, ama çok şirin bir dede vardı ki! Evet! ondan hemen yardım isteyeceklerdi! O dedeye bir elçi yolladılar. Bu elçi "agap, ugup" dan başka şey konuşamazdı. Ama dede onun dediklerini hiç problemsiz anlardı. Elçi tüm olanları dedeye bebek dilinde anlattı: "agap, ugupii anaa itta. utuuuuu, iwaa" Dedesi durumun ciddiyetini hemen kavramıştı. Hemen takma dişlerini taktı, gözlüklerini, bastonunu aldı, ve küçük elçinin peşinden gitti. Onu karargah odasının dışında ağırlayacaklardı, ve fikirlerini soracakları. Karargahın kapısında bir bebek bekliyordu. Her beş dakikada bir değişiyordu, daha uzun bekleyemiyorlardı çünkü ya karınları acıkıyor, ya çişleri geliyor ya da canları sıkılıyordu! Nöbetçi bebek dedenin geldiğini içeriye haber verdi. İçeriden üç kişilik bir konsey, dedeyle konuşmak üzere dışarı çıktı. Tüm bunlar devam ederken, bir kaç sokak uzakta... başka bir evde, iki yaramaz çocuk kendi başlarına bir takım işler çeviriyorlardı! Birisi: "Evet televizyon bizim düşmanımız! Hadi şu televizyonu balkondan aşağı atalım!" diğeri: "Evet atalım! Patlasın da kurtulalım ondan!" devam edecek... seslendiren: Deniz Er
Ağustos
26
Ağustos
18
Temmuz
26
Temmuz
18
Temmuz
14
Temmuz
9
Haziran
18
Haziran
17
İkini Dünya Savaşı Sona Erdi
• Sıtkı Er • Başkaldırı Denemeleri • 105 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
5
Tepe 2 / Tamamlanmamış Bölümler
• Sıtkı Er • Fantazi Hikayeleri • 465 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
29
Haritadan Kaybolmuş Bir Kasaba
• Sıtkı Er • Başkaldırı Denemeleri • 169 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Nisan
30
Mart
21
Şubat
26
Nisan
9
Nisan
17 |
![]() |
|
||||||