kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Makale / Toplumsal Makaleler

Çocuklarımız Katillerimiz Neden Olsun?


Çocuklarımız Katillerimiz Neden Olsun?

28.05.2007 tarihinde yine bu sayfada yayınlanan “Kendimiz için” başlıklı yazımı okudunuz mu ve ya tekrar okur musunuz bilmiyorum? Ancak okuduğunuzda göreceksiniz ki bu gün annelerini gözünü kırpmadan kesip doğrayan, hatta bu eylemi gerçekleştirmek için site açıp görüş ve öneri alan gençler konusunda uyarıda bulunmuştum. Teşke haksız olsaydım. Yanılsaydım, yanılmış olmayı ne kadar isterdim. Fantastik bir düşünce kırıntısı olarak kalsaydı.
Ama ne yazık ki yanılmadığımı görmenin acı burukluğunu yaşıyorum.
Ne diyordum bu yazıda; isterseniz son iki paragrafını aşağıda aktarayım.

“Peki, toplum olarak biz çevremize veya diğer insanlara karşı görevlerimizi yerine getiriyor muyuz? Bir insana bakarken onun o anda ne durumda olduğunu hesap ediyor muyuz? Daha doğrusu dürüstçe yüzüne bakıp gözlerini inceliyor muyuz? Çünkü derler ki gözler ve yüz ifadeleri o insanların içinin aynasıdır. İyi okumayı bilenler o yüzleri okudukça göremediklerini rahatça görürler. Gözler ise asla yalan söylemezler. Başkalarına bakarken bakışlarımızı kaçırmayalım.
Gerek çocuklar gerek gençler gerekse çöküntü içine düşmüş aileler yine bizim toplumumuzun bireyleridirler. Bir kasa içindeki çürük diğer sağlamları da çabucak çürütür derler. Bu nedenle çürüklerimizi inceleyelim ve tedbirli olalım. Zira başıboş bir çocuk yarın kapkaççımız, hırsızımız veya katilimiz olarak karşımıza çıkabilir. Hiçbir insanoğlu anasından suçlu olarak doğmaz. Bu nedenle baktıklarımızın arkasındakileri de düşünelim. Sadece bakıp geçmeyelim. Kendimiz için!”
Bu uyarıyı daha önce de yaşanan olaylardan esinlenerek yapmıştım. Gerek toplum olarak gerek se devlet olarak bu konuda bir arpa boyu yol almadığımızı görüyorum. Bunlar bir birikim bir yansıma. Dikkat ederseniz genelde sorunla aileler veya sorumsuz ailelerden kaynaklanan acı olaylar olmakta. Düşünün Ankara’da anne ve babası ayrılmış kendisi üniversitede öğrenim gören bir öğrenci gözünü kırpmadan annesini öldürebilmekte, bir başkası aynı, en son yaşadığımız; internette bir site açıp, “annemi nasıl öldüreyim” diye anket yaparak, aldığı önerilere göre katil olma şeklini belirledikten sonra annesini kıtır kıtır doğrayan bir hayırlı evlat.
Günlük haberlerde artık olağanlaşan cinayetler.
Bir insan kendini var eden ona canından can, kanından kan yüreğinden sevgi, gecesi gündüzünden özveri, emek veren besleyip büyüten, onunla dertlenip, onunla sevinen ilk dişini çıkardığında, ilk hecesini söylediğinde, ilk adımını attığında yani hep ilklerini başardığında deliler gibi sevinen bir varlığa yani annesine nasıl kıyabilir. Bu kadar acımasız bu kadar duyarsın bu kadar vahşi olabilmeyi nasıl başarır. Bir insan ne kadar kendini kaybeder ki bu vahşeti gözünü kırpmadan yaşayabilir.
İnsan ne kadar sorun yaşarsa yaşasın kıydığı kendi varlığının temeli. Bu kişi kendine kıyar da anasına kıyamaz. Ama gelin görün kü gençlerimiz, hele hele daha naif, daha sevecen, daha insancıl olduğunu sandığımız kızlarımız bu konuda bizleri daha çok yanıltıyorlar.

Peki bu çocuklar bu hale gelinceye kadar aileler neredeler. Çocukları ile neden ilgilenmezler. Çağdaş dünya insanlarımızı bu kadar mı kör ediyor. Hiç çocuklarımızla ilgileniyor muyuz? Onların benliklerine inebiliyor muyuz? Onları hayatın gerçeklerine karşı ne kadar hazır hale getiriyoruz. En ufak bir zorluk karşısında ya kendine ya karşısındakine şiddete yönelen çocuk verdiği sinyallerle eksikliklerini dışa vururken neden kayıtsız kalıyoruz. Ya da aile içinde kendi kabuğuna çekilen bir çocuğu neden kendiyle ve iç kavgalarıyla baş başa bırakıyoruz. Onlara gerekli yaklaşımı ve desteği neden esirgiyoruz. Onların zayıf ve güçlü yanlarını keşfedip zayıf yanlarını güçlendirmeye güçlü yanlarını da değerlendirmeye çalışmıyoruz.
Bir aile çocuğunu elbette ki başkalarından daha iyi tanır ve daha iyi yönlendirir. Ancak zaman içinde aksayan geri kalan ve ya çöküntüye uğramış taraflarını göremeyebilir. Bu tıpkı kurbağa modelinde olduğu gibidir. Bir kurbağayı kaynamış suya atarsanız canı yanan kurbağa ani refleksle kendini sudan dışarı atar, ancak kurbağayı soğuk suya atıp alttan azar azar ısıtırsanız kurbağa yanma derecesinde dahi hiçbir refleks göstermez ve haşlanır gider. Bu örneği vermemdeki amaç aileler evlatlarının olumsuz yöndeki değişimlerini zaman içinde göremeyebilirler. Çünkü değişim uzun zaman içinde ve her anı bilindiği için farkında lık yaratmayabilir. Hiç kimse de kendi çocuğuna eleştirel yaklaşmaz bu nedenle de bazı şeyleri kolaylıkla gözden kaçırır.
Örneğin çocuğunun iyi bir gelecek için iyi bir öğrenim görmesini isteyen aileler çocuğunun sürekli olarak dersleriyle ilgilenmesini ister bu nedenle de başka uğraşlara yönelmesini pek istemez, bu nedenle de çocukta saklı olan diğer yanların da gün ışığına çıkmasını pek istemezler. kendini hobilerine veya daha güçlü olduğunu hissettiği faaliyetlere yönlendirmeye başlayan çocuklarına karşı daha eleştirel ve daha baskıcı yaklaşım sergileyebilirler. Bu durumda çocuk ve anne-baba arasında çatışmalara neden olabilir. Kendini sürekli baskılanmış olan çocuklar gizlice kin ve nefret duygusu da geliştirebilirler.
Sonuç olarak kendi ailesine karşı bu kadar acımasız ve hunharca cinayetler işleyebilen evlatlar ortaya çıkabilir. Tabii nedenler her aileye her bireye göre değişiktir. Her neden kendi sonucunu doğurur. Her oluşum ve bunalım kendi dışavurumunu yaratır. Bu illaki cinayetle sonuçlanan bir gerilim olmayabilir. Şiddetin diğer olguları da azımsanamayacak ancak üstü kapatılıp geçilen gerçektir. Ama vardır.
Amacım çocuk psikolojisi veya aile içi ilişkiler psikolojisi konusunda görüş yaratmak değil. Bu konu tamamen psikologların işi. Ancak gelişmiş ülkelerde bu tür destek kurumları alabildiğine yaygın iken ülkemizde hemen hemen sıfır noktasına yakın. Hatta psikolojik destek almak bizim insanımıza çok ayıp gibi gelmektedir. Oysa hem anne-baba hem de çocuklar hem kendi açılarından hem de bir birlerine karşı sorumluluklarını daha iyi yerine getirebilmek için psikolojik destek almalıdırlar.
Bilinçlenmiş ve destek görmüş aileler gerek kendi zaaflarını gerekse yetiştirdikleri evlatlarının göremedikleri aksaklıklarını daha iyi ve rasyonel bir şekilde fark ederler.
Bir başka boyut da Devletimizin aile kavramına ve aile yapısına verdiği önemdir. Bizim Hükümet yapımız içinde “kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığımız” vardır. Bu bakanlığın aile yapısıyla ilgili ne çalışma yaptığını bilmiyorum.Ancak son zamanlardaki bu olaylar karşısında kendilerinde bir kıpırdama olmuş mu onu da bilmiyorum. Oysa bu aile yapısıyla yakından ilgili bir olaydır. En azından ailelerle ilgili bir psikolojik tarama yaptırmakta fayda vardır.
Peki Milli Eğitim Bakanlığımız ne yapıyor, “Öğretmenler gelecek nesiller sizlerin eseri olacaktır.” Diyen M.K. Atatürk bu konuda en büyük sorumluluğu öğretmenlerimize dolayısıyla milli eğitime vermedi mi. Çocuklara karşı sorumluluğumuz onlara sadece ders vermek değil onları aynı zamanda eğitmektir. Onun için “Milli öğretim” değil “Milli Eğitim Bakanlığı” adı konmuştur. Peki eğitim bir insanın zayıflıklarını yok edip onu her açıdan gelişmiş bir insan yapmak değil midir? O zaman milli eğitim olarak bu yolun nesrindeyiz. Bu konuda yapılan genel ve köklü bir çalışma var mıdır? Ben bilmiyorum eğer bilen varsa bize de söylesin.
Bakın bir de Sağlık Bakanlığı bu konuda sorumludur, zira bu olay ruh sağlığı ile ilgili bir olaydar. En azından bu konularda çalışmalar yaptığını bildiğimiz duyduğumuz çeşitli dernek ve kuruluşlar vardır. Bunlar da aktif olarak çalışmalarına hız vermelidirler.
Tıp Fakültelerinde bu konuda bilimsel çalışmalar yapılmalı, kürsüler kurulup anabilim ve bilim dalları oluşturulmalı ve ciddi bilimsel çalımlara yapılmalıdır. Tezler hazırlanmalı neden-sonuç ilişkileri derinlemesine irdelenmelidir.
Eğitim Fakültelerinde bu konularda daha ciddi olarak yetiştirilmiş Rehberlik Öğretmenleri yetiştirilmeli en azında sınıf ve branş öğretmenlerine, zamanında bu tür bozuklukları algılayabilecek eğitim düzeyi kazandırılmalıdır.
Ülkemizde adının önüne uzun uzun unvanlar yazılı olan psikologlar, sosyologlar ve toplum bilimciler artık harekete geçmelidirler.
Kısacası bu olaylar hafife alınmamalıdır. Eğer bu günden dünü unutursak boğazlanmak sırası bize de gelir. Bunu unutmayalım. Bu toplumsal bir tehdittir ve bunda herkesin her kesimin üzerine düşen sorumluluğu vardır.
Çocuklarımız katillerimiz neden olsun?


Çocuklarımız Katillerimiz Neden Olsun?
Yazı Sahibi
Haydar Alp
Haydar Alp tarafından 3.6.2008 tarihinde eklendi 231 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Çocuklarımız Katillerimiz Neden Olsun? isimli yazı, Haydar Alp tarafından 03.06.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Çiğdem Ercan yazıyı tebrik etti...
doğrusu çok acı olaylar bunlar,bahsedilen olaylardan biri üst komşumuzun başına geldi.ama aileler bu konuda bilinçlendirilmeli,evlatlarındaki ruh hastalıklıklarını elaleme ne derim kaygısıyla görmezden gelmeleri sonucu çok feci şeyler yaşanıyor.okullarda ruh sağlığı üzerine çalışmalar yapmalı,birileri bu olaylar için bir şeyler yapmalı..


04.06.2008 tarihinde yorumlandı.


Aralık
5
Dişilk Erkeklerde De Vardır
Deniz GüneşToplumsal Makaleler • 5 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
1
Aydede`ye Mektuplar 6
Özkan KöseToplumsal Makaleler • 43 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
27
Çocuklarınızı Evliliğe Hazırlayın
Zeynep AkıllıToplumsal Makaleler • 63 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
21
Kasım
17
İdealist Olmak Zor mu ?
Haluk NamdarToplumsal Makaleler • 183 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
5
Karadeniz Teknik`tir Bizim Üniversitemiz
Haydar AlpSerbest Şiirler • 61 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Kasım
5
Haydı Hayırlısı?
Haydar AlpGüncel Makaleler • 130 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Haziran
6
Şimdi Nereye Göç Var?
Haydar AlpEleştiri Makaleleri • 297 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Haziran
3
Çocuklarımız Katillerimiz Neden Olsun?
Haydar AlpToplumsal Makaleler • 232 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
27
Haziran
21
Şiir Hakkında
Haydar AlpEğitim Makaleleri • 4954 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Temmuz
5
19 Mayıs 1919 ( Kurtuluş Destanından)
Haydar AlpKlasik Şiirler • 3775 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Nisan
28
Edebiyatta Deneme
Haydar AlpEğitim Makaleleri • 3304 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ağustos
6
On Kasım
Haydar AlpKlasik Şiirler • 3040 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Kasım
24
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü ve Haftası
Haydar AlpGüncel Makaleler • 2376 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Çocuklarımız Katillerimiz Neden Olsun?, Çocuklarımız Katillerimiz Neden Olsun? makalesi, Çocuklarımız Katillerimiz Neden Olsun? makale, Çocuklarımız Katillerimiz Neden Olsun? nedir?, Çocuklarımız Katillerimiz Neden Olsun? hakkında bilgi, Çocuklarımız Katillerimiz Neden Olsun? makaleleri, Haydar Alp makaleleri, Çocuklarımız nedir, Çocuklarımız makalesi, Çocuklarımız makaleleri, Katillerimiz nedir, Katillerimiz makalesi, Katillerimiz makaleleri, Neden nedir, Neden makalesi, Neden makaleleri, Olsun? nedir, Olsun? makalesi, Olsun? makaleleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Mortgage | MPAA | Refinance | Free Ringtones | Loans | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul