Çocukluğa YolculukÇocukluğa YolculukTopraklı yollarda tütün tarlasına lastik ayakkabılarla koşardık. Ama ağrımazdı ayaklarımız ya da ağrıdıklarının farkında değildik. Ellerimiz tütünden çamur olurdu. Kara ve acı çamur emeğimizin mührü gibiydi. Yıkasan da geçmezdi o acı. Elimin acılığı hala dilimdedir… Tütün tarlasında küçük ellerimle tütün kırarken güneş saçlarımda akıp giderdi. Yorulduğumuzda ve güneş kavurduğunda tenimizi bir söğüt ağacının ya da bir ceviz ağacının altına sığınırdık... Bu yer gelinciklerle, papatyalarla ve adını bilmediğim bir sürü kır çiçekleriyle bezenmiş olurdu. Gelinciklerle gelinler yapardık. Kırmızıydı nedense tercihimiz. Tarlanın kenarından ırmak zamanla aynı ritimde akardı. Çağıldayan ırmağın sesi dinlediğim en güzel türküydü.Zaman köyde içime akardı... Birden sabah olur, bir den gün ağarır akşam olur düşerdim yatağa... Her gün aynı şeyler pişerdi, yenirdi ama her gün güzeldi o yemekler. Çünkü buram buran hayat kokardı. Bazen o köy yolları ayrılıktı... Bazen yalnızlık... Ama o yalnızlıkta dut ağacının dibi arkadaş olurdu... Arkamı dayardım dut ağacına geri çevirmezdi, o görkemli gövdesiyle en yakınımdan yakın olurdu. Onun gücünden güç alırdım. O bahçedeki ağaçlarla aramda bilinmeyen bir dil vardı. Çok sessiz bir dil… Sonra başak tarlaları vardı. O kadar devasalardı ki başaklar, ufacık bedenimle içine girdiğimde yutardı beni. Ama binalardan sızıp gelen hayat gibi dişlilerine geçirmezdi. Korkardım başak tarlalarının içine girdiğimde. Oysa ne büyük sığınakmış başak tarlası... Köyde zaman farklıydı. Çok yalnızdım ama çok da dolu… Doğa hiç yalnız bırakmıyordu beni... Sevgisiyle sarıp şımartıyordu… Kimseler beni beklemezken, kimseler beni hatırlamazken, kimseler beni unutmuşken doğa beni unutmuyordu. Onun sevgisine gömüldükçe gömülüyordum. Toprağına, suyuna hayat kattıkça katıyordum. Küçücük bir beden, mini minnacık eller onun için çırpınıp duruyordu. Teyzemin rüzgârıyla köy yollarında savrulup duruyordum… Oysa gurbetti köy, Annemden uzak, evimden uzak… Hasretti... Ama sevgisiz kalmıyordum... Yalnızda kalmıyordum. Beni sevgisiz ve yalnız koymayan şey neydi? İçine alan, sarıp sarmalayan ve hayatımda hiç daha tatmadığım bu güzellik… Çocukluğumda, çocukluğumun kederinde ve yalnızlığında ufacık ellerimden tutup ağaçların dilini öğreten neydi? Bir çocuğun saflığı mıydı? Doğanın saflığı mıydı? Yoksa şimdilerde yitirdiklerim miydi?
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Çocukluğa Yolculuk isimli yazı, Hülya Ayrılmaz tarafından 12.06.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
3
Ekim
27
Eylül
6
Eylül
6
Gece Sayıklamaları ( 2 )
• Hülya Ayrılmaz • Hayata Dair Denemeler • 95 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
5
Haziran
17
Haziran
12
Eylül
6
Ağustos
29
Eylül
2 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||