Dananın Kuyruğunu Koparmak…Dananın Kuyruğunu Koparmak…Huyun kabaklara girsin derler ya…Huyun kurusun derler ya…O huy dediğiniz şey, ne kabaklara girer, ne de kurur.Amma velakin, dananın kuyruğunu koparmaya da bayılır. Kafamızda tasarladığımız bir konuyu, ister aile içinde, ister işyerinde, ister çevremizde ortaya attığımızdan itibaren, konu sanki olmuş, kotarılmış, bitirilmiş gibi bir tartışma zemini doğar, bir kaşık suda fırtınalar kopar. Tartışmalar, münakaşalar küslüklere, dargınlıklara vardırılır. Deyim yerindeyse dananın kuyruğu koparılır. Hiç kimse de, aralara girip yahu ne oluyorsunuz, ortada fol yok, yumurta yok, sende görüşünü ortaya koy demez… Demez çünkü, seyir bakmak gibi bir başka adetimiz daha vardır. İnsanları tutuşturup, seyir bakmadan çıkarılacak, bir çok dedikodu malzemesi varken, hiç kimse bunu kaçırmak istemez. Dananın kuyruğunu en çok evlerimizde koparırız. Çocukların istikballeri, nişan-evlilik gibi konular, gelin-kaynana muhabbetlerinin uzatıla uzatıla bilmem kaçıncı meydan savaşlarına döndürüldüğü dananın kuyruğunu koparmaların tadı bir başkadır!... Liseye daha yeni başlayan çocuğumuzu, her birimiz kendimize göre ele alırız. Birkaç dakikada Lise mezunu yapar, ÖSS’yi kazandırır, yurt dışına bile göndeririz. Bazılarımızda diploma elinde işsiz kalan gençler kategorisine koyar, vah…vah..tüh…tüh…diye ağlamaya bile başlarız. Falanın oğlu, falanın kızı öyle olmadımıydı diye de örneklemelere geçmek olmazsa olmazlardandır. Teyzesinin biriciği, halasının gözdesi, amcasının umudu, dayısının Doktoru, Dedenin Mühendisi, babanın Kaymakamı, annenin Dişçisi, Babaannenin Pilotu, Anneannenin futbolcusu delikanlı kalıverir ortada… Bir çocuk üzerinde bu kadar çok tasarruf sahibi olmak için çırpınan, hepsi de iyi niyetli olan birinci ve ikinci dereceden yakın… İnanın dünyada bir başka örneği olmayan bir yakın akraba…. Çocuk ne oluyor dediğinde… Sus!… Büyüklerin yanında çocuklar konuşmaz… Senin iyiliğini düşünüyoruz herhalde… Bak ÖSS kurs paran benden… Harçlığını eniştesi verecek… O adam benim yeğenime karışamaz, burada kapı gibi amcası var evvelallah!... Sen amcasıysan, bende dayısıyım, sen karışma bilader!... Birde dede olacaksın, senin adını koymadılar mı, bu çocuğa… Çocuk Lise 1’de, daha var bir dünya yıl… İstikbal mühim mesele, elbet konuşacağız!... Sevgimizi bile dananın kuyruğunu koparmadan gösteremeyen bir toplum olup, çıkmışız, haberimiz yok. Alın size bir olay daha… Kızı istemeye gelseler ne yapacağız. Şimdi bu kızı diyelim ki, istediler, bizde verdik… Kızın gittiği yer neresi, damat kızımıza bakabilecek ekonomik güce sahip mi? Ayrı evi var mı? Ailesinden ayrı oturması çok önemli çünkü. İçer mi? Kızımıza el kaldırır mı? Baba evine istendiği zaman getirir mi? Kaynana kıza zulmeder mi? Yarın damadın işi bozulsa, kızı alıp başka bir şehre gitse, nasıl dayanır ana yüreği… Bu konular üzerine bütün bir aile oturup konuşun bakalım, ne olacak? İnanın dananın kuyruğu kopuverir. Kızı önce telli duvaklı gelin eder, birkaç dakika sonra, yanına üç çocuk ekler, kaynana ile dövüştürür, damadı iç güveysi olarak yanınıza almaya kalkar, hatta üç çocuğun istikbalini bile hesap edersiniz!... Hayırdır!... Ne oluyor!... Kız evlendirme üzerine biraz beyin jimnastiği gibi bir şey yaptınız değil mi? Hem de sülale boyu… Siz öyle sanın… Kız ne oluyor dediğinde… Sus!... Senin geleceğini konuşuyoruz… Benim geleceğimi konuşmayın, ben kendi geleceğime yön veremez miyim dediğinde ise… Bizim zamanımızda diye başlayan örnekler, evde mi kalacaksın kelimeleriyle başlayan, halası kılıklı, teyzesi kılıklı yakıştırmalar… Biz seni düşünüyoruz, seni düşünmeyelim mi? Demeler sürer gider. Oysa kızı istemeye gelen falan da yoktur. Ama biz, varsayalım ki istediler, düşüncesinden hareketle hararetli tartışmalar yapar, kalpler kırar, insanları incitir ve tabiî ki dananın kuyruğunu koparırız. Dananın kuyruğunu koparmak, fıtrattan gelen bir huy gibi, adeta ruhumuza sinmiştir. Su akar mecrasını bulur diyemeyiz. Deriz de, elimizde olsa suyun mecrasına bile değiştirmekte bir an bile tereddüt etmeyiz. Yüz bin kere pişmanlar olur, tövbeler eder, yine dananın kuyruğunu koparmaktan kendimizi alamayız. Ne yapalım efendim, biz böyleyiz işte…
Telif Hakkı Uyarısı Dananın Kuyruğunu Koparmak… isimli yazı, Erol Sunat tarafından 21.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
1
Kasım
30
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!
• Erol Sunat • Güncel Makaleler • 141 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
24
22 Kasım Edebiyat Şöleni
• Site Yöneticisi • Güncel Makaleler • 521 kez okundu. • 33 kez yorumlandı.
Kasım
23
Kasım
23
Kasım
30
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!
• Erol Sunat • Güncel Makaleler • 141 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
23
Öğretmen Sevgiden İbarettir
• Erol Sunat • Eleştiri Makaleleri • 222 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
16
Kasım
9
Kasım
2
Gözlere Bakmasını Bilmeyenler…
• Erol Sunat • Eleştiri Makaleleri • 322 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mart
20
Şubat
14
Mayıs
21
Şubat
14
Nisan
25 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||