Değişen Roller
2 / 8 / 2008 Cumartesi tarihinde Ecem Çevikdil tarafından eklendi, 620 kez okundu...
“ Bir sabah uyandığımda erkektim. Kocamla evlendiğimden beri istediğim şey sonunda gerçekleşmiş, kadınlığın ağır yükünden kurtulup erkekliğe adım atmıştım. On senelik evliliğim boyunca hep bir kez de olsa kocamla yer değiştirip, onun rahat iş hayatını yaşayarak, benim evde neler çektiğimi anlamasını istemiştim. Sonunda erkektim... Aynaya baktığım...” Okuyucu Puanı ;
Değişen RollerBir sabah uyandığımda erkektim. Kocamla evlendiğimden beri istediğim şey sonunda gerçekleşmiş, kadınlığın ağır yükünden kurtulup erkekliğe adım atmıştım. On senelik evliliğim boyunca hep bir kez de olsa kocamla yer değiştirip, onun rahat iş hayatını yaşayarak, benim evde neler çektiğimi anlamasını istemiştim. Sonunda erkektim... Aynaya baktığımda incecik bir beden gördüm. Göğüslerim, kalçalarım, basenlerim sanki keskin bir bıçakla kesilmişti. Elimi pijamamdan içeri attığımda henüz uykuda olan penisimi gördüm. Ne ilginç bir duyguymuş bu... “İşte erkekliğin ellerimde kocacığım...” dedim kendimi tutamadan. Kocamın, yani karımın neler çektiğimi anlaması için onun bana davrandığı gibi davranmaya karar verdim. “Kalk da kahvaltı hazırla, işe gideceğiz herhalde birazdan!” diye söylenerek uyandırmayı başarmıştım onu. Banyoya girip duş aldıktan sonra kahvaltının henüz hazırlanmamış olduğunu gördüm. Fırsat bu ya, payladım hemen onu; kahvaltıyı hazırlamadığı için. Eh, o da altta kalacak bir insan değil, “Biraz erken kalkıp da yardım etseydin o zaman!” diye cevabı yapıştırınca “Ne halin varsa gör be!” diyerek attım kendimi sokağa... Ofise giderken fırından iki poğaça aldım. Kahvaltımı ofisimde yapmak istiyordum. Ne de olsa bütün gün masa başındaydım. Sadece gazetecilerin getirdiği haberleri düzenleyecek, sonra da keyfime bakacaktım. Hem zaten bir gazete editörünün başka ne işi olabilirdi ki? İki kelime düzelt, birkaç cümle ekle... Tamam işte, bütün mesele bu... Ofise gidip kahvaltım için son hazırlıklarımı yaparken günümün ne kadar rahat geçeceğini düşünüyordum. Ta ki genel müdürümüz Osman Bey alelacele odama girip “Murat! Bırak şimdi kahvaltıyı mahvaltıyı, Beyoğlu’nda çatışma çıkmış, oraya gidiyorsun. Hadi, bırak sallanmayı da bir kameraman, bir de fotoğrafçı alıp olay yerine git!” diyene kadar... “Yahu, başka muhabir mi kalmadı beni gönderiyorsunuz Osman Bey?” dememe kalmadan kendimi bir kameraman bir de fotoğrafçı ararken buldum. Beyoğlu’na geldiğimde gördüğüm manzara inanılmazdı. Birkaç genç kanlar içinde yerde yatıyordu, onlara yardım etmek istedim ama bizim kameraman kolumdan tutup “Abi çekim var, nereye böyle” diye çekiştirdi beni. Hemen kameranın ışıkları yandı, flaşlar patlamaya başladı ve “Üç, iki, bir, kayıt!” sesini duydum... Konuşamıyordum, dilim tutulmuştu sanki. Minicik bedenler yaralanmış, ölmüş, gençler, yaşlılar... Aman Allah’ım... Ne beter bir manzaradır bu böyle... Baba görünüşümün ardındaki anne yüreğim sızladı birden. Kameramanın beni dürtmesiyle kendime geldim ve “Sayın seyirciler, şuan Beyoğlu’ndaki kanlı çatışmanın olduğu yerdeyiz. Bu tartışmaların sebebi henüz bilinmiyor, suçlular ise polislerimiz tarafından yakalanmış, sorguya götürülüyor. Elimize ulaşan haberlere göre üçü çocuk olmak üzere altı tane ölü, beş tane de yaralı var. Bize bilgi ulaştıkça sizlere aktarmaya devam edeceğiz...” diyebildim güçlükle. Olduğum yerde çöküp kalmıştım. Televizyonlarda gördüğümde bile dayanamıyordum bu görüntülere... Durumumun kötü olduğunu gören kameramanımız Mustafa yanıma geldi hemen ve beni bir taksiye bindirip ofise yolladı. Yüzüm sararmış, betim benzim atmıştı. Osman Bey halimi görünce bir başkasını görevlendirdi. Geçmek bilmeyen saatlerin ardından mesaim bitmiş, eve doğru yola çıkmıştım. Gözlerimin önünden gitmiyordu o minicik bedenlerin kanlar içindeki halleri... Sinirlerim de bozuktu, nasıl bir insandı bunları yapan? Barış içinde, güvenli yaşamak varken nedendi bu kavgalar? Neden sığınıyorlardı birkaç merminin arkasına? Boş kovanlarda mı boğulmuştu insanlık? Eve gittiğimde sofra hazırdı. Kahvaltı bile yapmamıştım ama yemek yiyecek halim yoktu. Kocamın iş hayatında neler çektiğini çok daha iyi anlıyordum artık. Ona kötü davrandığım için kendime kızıyor, utanıyordum yaptıklarımdan. Gece karımın gönlünü alabilmek, biraz da olsun aklımdaki resimleri silebilmek için cilveleşmeye başladım onunla. Her ne kadar kendisini naza çekse de gönlü vardı, biliyordum... Ertesi gün her şeyin düzelmiş olacağını umarak soluğu aynanın karşısında aldım. Gördüklerim karşısında gözlerime inanamamıştım. Hiçbir değişiklik yoktu görünüşümde. Yalvardım Allah’a bir kez daha, beni eski halime çevirmesi için. Nereden geldiği belli olmayan bir sesle irkildim: “Seni yeniden kadın yapmak isterdim fakat dün gece girdiğiniz ilişki sonucunda eşin hamile kaldı...” NOT: "Bir Sonun Başlangıcı" isimli hikayeme farklı bir bakış açısıyla yazılmış fantastik bir öyküdür...
Tavsiye Et :
Yasin Şahin yazıyı tebrik etti...
Emrah Özlen yazıyı tebrik etti...
Bahattin Gülyuva yazıyı tebrik etti...
Koray Kızılcan yazıyı tebrik etti...
Eylül
6
Eylül
5
Bir Yastık Esnemesi 3 Şarkı Söyleten Sıvılar
• Umut Uyan • Fantazi Hikayeleri • 44 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
2
Ağustos
28
Ryastryous Son Bülüm> 5 Bölüm (kıyamet Savaşı) Hikaye Bitmemiştir
• Memduh M. İrkin • Fantazi Hikayeleri • 46 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
23
Eylül
7
Eylül
6
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
2
Yetenek Sınavı Günlükleri (2 / Son)
• Ecem Çevikdil • Hayata Dair Denemeler • 43 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Ağustos
31
Ağustos
30
Mayıs
25
Ağustos
2
Ağustos
31 |
![]() |
|
||||||||||||||||