Deli Murat (bölüm 15)
Küçük tüpün üzerinde kaynayan çaydanlık fokurduyor, minicik salon banyodan da gelen buharlarla birlikte nemli bir hava solunuyordu evde. Elindekileri bırakırken, kadının kıyafetlerine ilişti gözü.
Ne kadar rahatsın?
Ses yok, sadece şaşkın bir bakış.
Çok mu rahatsız edici?
Hayır, o anlamda değil?
Ya ne peki dedi gülerek. Bu sefer adam sessizleşti, utanmıştı söylediğinden. Banyodan çıkan palto giymez ya diye geçirdi içinden. Üşütmeyesin diye sormuştum dedi durum kurtaran gülüşüyle. Kız daha da arsızlaşıp sırnaşırken, ısıtmaz mısın sen dedi. Tabi dedi, tabi ki. Gel bakalım hem şımarık hem sırnaşık kadın gel dedi kucakladı. Sen şimdi giyin, ben çayları doldurayım diyerek de emretmekten geri kalmadı.
Bardağın içerinde dolanan çay kaşığı tıngırtısı sessizliği bozdu. Göz göze geldiler. Bir şeyler söylemek istediler, vazgeçtiler. Çay bardağı yudumlarken yukarı her baş hareketinde çaktırmadan birbirlerini süzdüler. Yere bakarak tebessüm ettiler. Çok mutluydu Sevim. Altı aydır zaten çok kötü günler geçirmiş, evi taşımış, Okan’dan ayrılık. Okan’ın geri dön ısrarları, günlerce işyerine gelip sıkıntı yaratması. Murat’ı bulma girişimleri, hep üzmüştü yormuştu onu. Ne kadar çabuk gelişiyor dedi olanlar. Dün, bugün. Aklına gelmezdi dün sabah mitinge gidip Murat’la geri döneceğini hatta birlikte olabileceklerini. Ona sarılıp uyuyacağını, onu koklayacağını. Kıkırdadı. Biliyor musun dedi, çok mutluyum şu an, hem de çok. Sessizce çayını yudumlayan, bir yandan da elindeki gazetesine göz atan adamın yanağına dokundu, saçlarını okşadı, eğildi kocamanda bir öpücük kondurdu ağzının orta yerine. Hoşuna gitmişti. Güldü Murat... Gülen gözleriyle ne garip değil mi hayat diye sorar gibi mırıldandı. Garip dedi kendi sorusuna kendi cevap verdi. Tesadüfler, ayrıntılar, ince çizgiler diye ekledi.
Kaç yaşında acaba diye düşündü. Kendisinden epeyce küçük olduğunu anlaması bilmemesi imkansızdı. Sormayı aklından geçirdi vazgeçti. Şimdi o soracak, ben soracağım sorular sorular sorular… Vazgeçti Murat. Sigarsının dumanını göğe doğru üflerken, izlendiğinin farkına vardı. Göz göze geldiler, göz kırptı. Kızda ona. Güldüler keyiflice, dakikalarca. Sonra konuşmadan birer sigara daha içtiler. Adamın mızırdandığından sıkıntılı halini görmemek anlamamak imkansızdı. Neler var gazetede düne ilişkin neler yazıyor diye sordu Sevim. Konuyu değiştirmeli diye düşündü… Neden bu kadar rahatsız, sıkıntısı nedir?
Sessizce duran, konuşmayan, ama bu sıcak adam… Çarpıcı adam… Nesi var, neyin nesi ne iş yapar, neden başkalarına benzemez. Merdivenden seslendiği aklına geldi. İyi yaptım dedi hem de çok iyi. Bırakmamam lazım. Kaç zamandır gözümde tütüyordu. Adam dedi, adam, hey. Adam daha bir tuhaf oldu, söyle güzelim dedi. Daha da eridi sevim, hım, söyle güzelim… Güzelim dedi, kelimenin sonundaki im eki, daha da sevindirdi onu, ona ait bir şey dedi, güzeliyim demek ki dedi. Ne diyeceğini ne soracağını şaşırdı. Yanakları kızardı, ama devamda etmeliydi. Bu anı iyi değerlendirmeli, söyleyecekleri konusunda net olmalıydı. Bitmek üzere olan sigarasıyla yeni bir sigara daha yaktı. Derince içine çekti, havaya üfürdü. Kelimeler dumanlar arasında islenirken, pişman mısın Murat dedi sert ve kararlı bir sesle. Öyle ya çocuk değildi. Ne istediğini biliyordu. Bu adam öyle böyle biri değildi onun için. Dün sabahtan bu yana birlikte geçirilen saatlerde, onu altı aydır arayan kadın iyi ki aramışım, olmalı hayatımda dediği adamdı bu.
Pişman mısın?
Hayır.
Yüzüme baksana…
Yüzümden mi anlayacaksın söylediğime inanmadın mı diye çıkıştı Murat.
Ortam nasıl da gerilmişti birden, bir tuhaflık vardı bu adamda. Evet dedi evet yüzünden anlayacağım… Sabahın köründe veda bile etmeden gitmeye çalıştın, ısrarımla geri döndün, yıllarca bana hasret gibi seviştin ama şimdi suçlu çocuklar gibi susuyorsun anlayamıyorum dedi. Ağlamaya başladı, banyoya girdi, kapıyı kilitledi. Musluktan akan suyun sesine hıçkırıkları karışıyordu.
Ters giden bir şeyler vardı ama ne olduğunu düşünmeye başladı Murat. Üzüldü. Biraz önceki sevgi dolu cıvıl cıvıl kadın hıçkırıklara boğulmuş, kendini banyoya kapatmış ağlamaktaydı. Kapının yanına geldi, gel hadi diye seslendi. Gel hadi. Çıkmayacağım, git dedi kız git. Gel hadi güzelim dedi. Git, güzelin değilim diye hırçın ve hıçkırık dolu sitemlerini yüksek sesten bağıra çağıra adama duyurdu.
Gitmeli mi, kalmalı mı kararını vermek zordu. Ama bu durumdan da hiç hoşnut olmayan Murat, son kez söylüyorum gel hadi çık dışarı dedi. Çıkmazsam ne olur dedi kız, tahrik edercesine. Gider misin yoksa ha diye bağırdı. Bir yere gittiğim yok diye bağırırken Murat, kapıyı kıracak gibi yüklendi, çık dışarı çocukluk etme çık hadi… Sonra sesini yumuşattı, gel hadi meleğim dedi.
Deli Murat, bu bölümden sonra da yazılmaya devam edecek, ancak buradan yayınlanmayacak.
İlgi ve desteğinize teşekkür ederim.
Mozan Aras
Nisan 2008