“Aynanın karşısında duran genç kadını tanıyor gibiydi. Saçı başı tarumar, gözleri ağlamaktan kan çanağı olmuş, burnu kızarmış, dudağı patlamış, yüzünde yediği tokatların izi, elleri titriyor hala, parmakları yorgun, tırnakları kırılmış, attığı tekmeler, her yeri sızlıyordu. Nasıl oldu, nasıl bu hale gelindiğini düşünmeye başladı. O kadar hızlı ya...”
Aynanın karşısında duran genç kadını tanıyor gibiydi. Saçı başı tarumar, gözleri ağlamaktan kan çanağı olmuş, burnu kızarmış, dudağı patlamış, yüzünde yediği tokatların izi, elleri titriyor hala, parmakları yorgun, tırnakları kırılmış, attığı tekmeler, her yeri sızlıyordu. Nasıl oldu, nasıl bu hale gelindiğini düşünmeye başladı. O kadar hızlı yaşanıyordu ki geçen günler.. Dolu dopdolu heyecanlı istekli arzulu, kadın gibi, erkek gibi insan gibi… Duygulu sevecen şefkat, şımarıklık aklına gelen ne varsa… Peki, nasıl oldurdu da bir anda bambaşka bir havaya bürünmüş. Göğsüne yattığı adam, saçlarını okşamaya kıyamayan koca adam nasıl olurdu da bu kadar sertleşebilir değişebilirdi. Anlamalı çözmeliydi. İçinde kopan fırtınaları tam tuttum değdi, mutluluğu… Of… İçini çekti… Sigara yaktı… Bir yandan içli içli ağlıyor diğer yandan sigarasını çekiyor içine ta derinlere… Gözyaşları ıslatmaktaydı sigara kağıdını. Çok kıskanç dedi çok… Güldü… Güldü seslice, ağladı güldü, güldü ağladı deli gibi saldı kendini… Yaslandığı kalakaldığı somyanın dibinde, çaresiz , bitkin, bıkkın… Salmıştı kendini… İnanması çok güçtü ama yaşamış yaşanmış ve yaşatmıştı. Okan’ın kapıdan iteklenmesi ile hemen Murat’a saldırmış tekmelemeye başlamış, karşısındaki adamı yumrukluyor tokat atmaya çalışıyor, arada bir değiyor bir değmiyor, adamın kolları sevimin elini kolunu bağlamaya yetiyordu. Konuşmadan sanki güç gösterisiydi bu. Adam geç kadını bileklerinden kavramış, sıkıca tutup, hareketsiz bırakmıştı. Gaddarsın sen, barbarsın, dağlısın deyince Murat pelte gibi kızı yere bırakı. Kıç üstü düşen Sevim acının da etkisiyle olacak ki, küfür etmeye başladı. Orospu çocuğu, manyak. Defol git çık hayatımdan diye bağırıyordu. Murat kadını yerden kaldırdı, ayakta durmasını sağladı. Titreyen ağlayan altına kaçıran kadını dik tutmaya çalıştı… Arada debelenen Sevim, sanki yeniden güç almış gibi saldırmaya tırnaklarını geçirmeye, ısırmaya başladı… Küfür etmekten de geri kalmıyordu. Murat sadece karşı koymaya çalışıyor, sakinleştirmeye çalışıyordu laf kalabalığı yapan ağlayan sızlayan hakaret eden kadını. Uzun kolları kadını hareketsiz bırakmaya yetmişti. Sırtından kucakladı kadını. Sardı sarmaladı… Ayakları ile kavradı… Sanki tek vücut gibi… Debelenen kadını kıskıvrak hareketsiz bıraktı. Annemi karıştırma diye bağırdı adam… Hala neden bu halde olduklarına ilişkin bir cümle edilmemiş. Hızlı gelişen Okan, Murat, Sevim konuşmaları gerginleşen ortam kendini kaybedenler… Ama şimdi… Adam sırtından kucaklamış sanki içine girecek gibi… Gene sarılmış, gene dokunmuş… Geri dönüşü de yoktu… Yayın oku bıraktığı andı bu an. Murat’ın dokunuşları, sıkı sıkı sarması her yanında olması… Kahretsin bu adam dedi… Kahretsin… Başını çevirdi… Öptü öpecek gibi. Hınç var, istek var… Kavga var… Nefes alışverişi sertleşen bu adamı şuracıkta… Sevişmekten öldürecek gibi istekliydi. Hafifçe döndü… Adamda gevşetmişti belli belirsiz… Bir anda kaplan gibi dudaklarına saldırdı ısırmaya başladı koparacak gibi… Adam, şaşkın saçlarından tutmuş kadını, itekleyip bir tokatta yere yıkmıştı… Yetmedi eğildi, başını kaldırdığı kadına bir tokat daha attı. Bu yaptığına orospuluk denir diye bağırdı. Gözeri hafif aralık, yüzü kızarmış, dudağı patlamış kadın iyice kendinden geçmiş, baygınlaşmıştı.
Elinde bez, yüzünü temizliyor, yanaklarını ovuyor, saçlarını düzeltiyor… Ah bu adam… Gene berbat halde iken bırakıp gitmedi ve sahip çıkıyor düşüncesiyle… Birazda utançla. Adamın elini tuttu. İyim dedi… İyi… Çok iyi. Murat somyada yatmakta olan kadına eğildi, yanağını okşadı, saçına dokundu, dudağına küçücük bir öpücük kondurdu. Sevmiştim seni ufaklık dedi ağlamaklı bir sesle, sevmiştim. Hoşça kalasın, hoş kal Sevim dedi. Gitme, dur Murat dedi, dur… Ne olursun… Kalsın dedi adam, kalmalı böylece. Kadın canlanmış, ayağa kalkmış, ne olur dedi. Adam bir kez daha yanağına dokundu, saçlarına parmaklarını gitti geldi tedirginliğiyle götürdü… Çok sevmiştim dedi… Gözünden yaşlar akarken yanağından aşağı. Karşılık beklemeden kapıya yöneldi. Kapıyı açtı, çıktı, kapattı… Hızlı adımlar merdiven boşluğunda yankılanıyordu. Dondu… Durdu… Aldatmadım seni diyebildi, cılız bir sesle. Çöküverdi olduğu yere, dünyası yıkılmış, viran olmuş, her yeri yanıyor, elinden kayıp gidiveren, sinirleri boşlana kadın, artık kendini sıkmayı bıraktı… Ağlama nöbeti, kıvranma sağı solu yumruklama, acıyan elleri, yüzü gözü, yağmura dönmüştü her yer, altındaki pantolonuna kaçırdığını bile fark etmemişti. Pislik dedi… Her yanım pisliğe döndüm. Hatta aldatan kadın oldun onun gözünde diye. Çantasına doğru baktı, hızlıca aldı, yere boşalttı. İçindeki ilaçları karıştırdı. Aklı gidip geliyor, başı dönüyor dünyası yıkılmış, acıyordu her yanı. Kapıya yakın yerde bir mağaza çantası ağzı açılmış, ,içindekiler görünmeye başlamış. Öyle ya murat geldiğinde elinde çanta vardı, sinirle olduğu yere bırakmıştı. Çantayı aldı, içindekileri aceleyle karıştırmaya başladı… İçinden elbise olduğunu tahmin ettiği bir paket, birde yanında küçük bir paket… Büyük olanı yokladı, kuşama benziyor sanırım giyecek diyerek kenara attı… Diğeri sanki kitap paketi galiba dedi… Üzerindeki kırmızı güle benzer fiyongu söktü… Ambalaj kağıdını yırttı… Sanki, kağıt bile ona düşmandı zorluk çıkarıyor diye söylendi… Bir kutu… Kapaklı, üzeri kadife kaplı… Kapağını kaldırdı… İnanılır gibi değildi… Yan yana iki yüzük duruyor ve bir beyaz kartvizit, üzerinde yazılı bir cümle.
Karım olur musun? ....... Sevim kendini boş bir çuval gibi yere bıraktı…
Tuba Bulgur / 25.07.2008dünyanın en büyük kusurlarındandır anlayamamak. hatırlamak çok güzel teşekkürler.
Ayten Dirier / 25.07.2008Yanlış anlamalar ve iletişimsizlik, yaşamın zehri... Kurgu güzel, aceleci tarz yazara özgü, gerilim ve çökerten, duyguları alevle donduran sonuç... Devamını bekliyoruz.
Zamira Candan / 15.07.2008Hikayenizi merakla bekliyordum.Yayınlandığı gün gözümden kaçmış, birde bu denli beklerken.Usta bir kalemin elinden harika bir hikaye kutluyorum yazarı.Ricam; arada bir olmasın lütfen.Sevgiler.
Müslime Uğuz Öngeli / 14.07.2008Konu güzel ama konuşma çizgileri kullansaydınız daha rahat okunabilirdi.Birde özel isimlerin yazılışında ve bazı kelimelerin yazılışında yanlışlıklar var. Herhalde gözünüzden kaçtı.Saygılar.
Aygül Karacan / 14.07.2008Herhangi bir bölüm sözü dikkatimi çekti. Çok özgür bir yürek ve doğal bir hikaye bu kadar güzel anlatılabilir ancak. Devamı beklemekten başka yapacak bir şey yok. Sevgi ve saygılarımla
Firdevs Bozkurt / 13.07.2008arada devam ediyorda bizde unutuyoruz ne okuduğumuzu yani...Mozan bey insaf :)...saygılar...
Dürdane Koç / 13.07.2008Çok güzeldi yahu...Keşke arası bu kadar açık olmasa iki hikayenin:) Devamını merakla bekliorm...
Hatice Engin / 13.07.2008İyi gidiyor.Her ne kadar kadına şiddet söz konusuysa da Murat`ın sevgisinden kuşkumuz yok artık.
Çiğdem Bekar Abilov / 12.07.2008İşte bu!Kurallar da kim oluyormuş dedirtecek kadar sürükleyen, doğal, içten...Orhan Veli de böyle yıkmıştı kalıpları.Devrik,eksiltili,kısa,uzun...Her türlü cümleyi tam olması gerektiği yerde bulabilirsiniz bir usta kıvamında.Gerisi...Bu yazı için teferruat oluyor yalnızca.Kutlarım,gerçekten güzeldi.