Dengirî Travma
Travma nedir? Öncelikle sözcüğün tanımına bakalım: 1. Bir doku veya organın yapısını veya biçimini bozan ve dıştan mekanik bir tepki sonucu oluşan yerel yara. Canlı üzerinde beden ve ruh açısından önemli ve etkili yaralanma belirtileri bırakan yaşantı. O halde anlam itibarı ile bir olayın travma anlamına gelebilmesi için, etki bırakıcı bir yaranın bedenen yahut psikolojik olarak var olması gerekir. Bu durum dengeyi bozmalı ve kişiye eski halini özlemle istetmelidir.
Bu tanım ve incelemesinden sonra siyasetin önemli adamlarından AKP’nin 2. adamı diyebileceğimiz milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat’ın New York Times’a verdiği şu demece gelelim: “Atatürk devrimleri ile Türk toplumuna travma yaşatıldı.” Dengir Mir Fırat bu sözü ile demek istediğinin hemen farklı boyuta çekildiğini, aslında anlatmak istediğinin evrim ve devrim arasındaki ince çizgide daha iyi anlaşılacağını söyledi.
Devrim TDK’nın tanımına göre belirli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli bir değişimdir. Atatürk devrimleri de devrim olarak nitelendirildiğinden hızlı olmuştur, köklüdür ve nitelikliliği bile niteliklidir.
Devrimler tepeden inerler ve halk üzerinde iki büyük çelişkili yanı vardır: özümseme ve uygulama. Atatürk devrimleri ve Fransız devrimini karşılaştırmış olan milletvekilimiz aslında her iki devrimin de birbirinden ne kadar farklı olduğunu sanırım bilmemektedirler. Fransız devriminin izleri hala sürmektedir ibaresi, Fransız devriminin izlerinin hala devam etmediğini, artık halkların milliyetçiliklerini özümsediklerini ve bunu uyguladıklarını bilmemektir. Fransız devriminin bu, eğer diyeceksek, travmatik durumu, daha 1900’lere girmeden ortadan kalkmış devrim tamamı ile özümsenmiştir. Devrimin izlerinin sürdüğü de yoktur. Bunu basit bir mantıkla zaten çözersiniz. Fransız devrimi tepeden inme bir karakter araz etmekle beraber devrim neo-klasizme dayalı dinsel anlayıştan gelmedir. Teslis inancını ihtiva eden, egalite, fraternite, liberte üçlüsü ve bayraktaki üç farklı rengin bu ibareleri daha çok neo-klasizmdeki dinsel anlamları ile barındırması durumun zaten halk tarafından da benimsendiğinin bir göstergesidir. Sonradan girme hiçbir ideolojik durum yoktur. Sadece milliyetçilik ve özgürlük durumları girmiş fakat aidiyet olgusu ve bireyin özgür olma doğası gereği, özümseme, genişleme ve gelişme ile bir, çabucak elde edilmiştir. Atatürk devrimleri ise başlıbaşına Türk halkının hiçbir zaman edinmediği durumları ortaya çıkarmıştır. Fakat tüm bunlar halk tarafından başkaldırılarla değil, büyük bir kıvanç ile karşılanmıştır. O halde olayın travma olmasını gerektirecek bir durum da yoktur. Hangi devrim kimde bir lokal(yerel) yara oluşturmuştur? Bunu bana kim açıklayabilir?
Saltanat hasreti gibi birçok yakışıksız deyim dönüp durmakta. Bunu ben kabullenmemekteyim. Halkın %50’ye yakın oyunu almış bir partinin artık bunları düşüneceğini sanmıyorum. Ama bireyden bahsediyorsanız…
Atatürk devrimleri Türk halkının kabulü ile gerçekleşmiş taravmatik değil, olağanüstü bir durumdur ve bu durum saltanat yanlıları hariç kimsede travmaya neden olmamıştır. Bu talihsiz açıklamalar bugün Türk halkında üzüntüye neden olmuştur, bir kesimi de bir o kadar çileden çıkarmıştır.
Devrimler kimseyi rahatsız etmesin…