Dikenli Hikaye
Ticaretle uğraşıyorum.Bakmayın kılığıma,muntazam bir tüccardım eskiden.Yalnız son zamanlarda işin seyri biraz değişti.Zamanla her şeyimi satar oldum.İçkiye mi vurmuşum kendimi,kumar mı olmuş illetim?Bunlar gereksiz ayrıntılar.Ancak evimin çıplaklığından da anlaşıldığı gibi ceketimi, kasketimi, saatimi, menekşemi hep satmışım.Hala da kendimi tüccar sayarım.Yalan da değil hani,bulduğum her şey sermayem olur.Tabi bir şey bulabildiğim zamanlarda...
Geçenlerde canım sıkkın dolaşırken bir kirpicik tosladı ayağımın tekine.Malumunuz ayakkabılarım açıktır çoğu yerinden.Birkaç yerini yazın hava alsın diye delmiştim.Kış gelince de dolan suyu tahliye etmek için kenarlara delikler açmak zorunda kaldım.İşte bu kirpicik de en büyük tahliye deliğine rast gelmiş olacak ki oldukça iyi hissettim varlığını,sıçrayıvermişim.Ürkerek baktım,o da korkmuş olacak ki pusmuş,boynunu bükmüş iki kat duruyordu karşımda.Küçücük haliyle bu duruşu dokundu bana.Öyle mahzun görünce kanım kaynadı ilkin,bağrıma basmak istedim ama ne dikenlermiş onlar öyle?Kirpiyi yanıma aldım,o an aklıma gelen parlak bir fikirle kahveye koştum hemen.Bu hayvancık yeni sermayem neden olmasındı ki?Bir bir anlattım mı meziyetlerini,kapışılacaktı kesin.Birincisi diğer hayvanlar çok güzel tımar edilebilirdi bununla.Hatta öğretilse kandi de yapabilirdi tek başına.Ne zekidir bu kirpiler...Neden hiç ortalıkta görünmezler sanırsınız?Hep saklanıp bizden habersiz planlar yaparlar.Dünyanın sonunu hesaplarlar.hatta belki planları hazırdır da bize söylemezler kurtuluş yolunu.Hele bi eğitilsin,bunlar sahibine de epey bağlı da olur.bir büyüsün,değme köpeğe taş çıkartır.Hem ufak haşeratı da yer.Hem besleme derdi yok hem de evi temiz tutar.Ne mübarek hayvanmış meğer?Ben bile yeni farkettim bunları.
Gelin görün ki kahvedeki aylaklar pek maldan anlar çıkmadı.Hiç alıcı çıkmadığı gibi bir de alay ettiler benimle ama dert etmedim.ne bilsinler...Yalnız helal olsun bir çocuk istedi kirpiyi.Çok parası olmasa da kıymet bilir diye sattım.Neden bilmem,verirken öyle bir duygulandım,öyle bir ağlamaklı oldum ki eve koştum.Yatağıma kapandım,yüzümü yastığa gömüp ağız kokumu solurken dalmışım.
Beni gittiğim yerden çağıran yağmurun sesi oldu.Başımı kaldırıp camdan baktım,yüksek bir binanın çatı katında oturuyordum.Hava karanlık da olsa yağmur damlalarının yolunu aydınlatmak için çakan şimşekler sayesinde bir şeyler görebildim.Cama vuran her damlanın bulutundan doğuşunu,metrelerce düşüşünü bizzat yaşadım.Her damla doğrudan içime düşüyor,soğuktan ürpertiyordu bedenimi.Camı açtım,gayri ihtiyari elimi uzatıp bir damla yakaladım,ısıtmak için.Bir yandan da içime düşen damlaları,toprak kokusu ve soğuk rüzgarı harmanladım,üfledim penceremden.Bembeyaz bir dumandı,saldım geceye.Elimdeki damlaya baktım,milyon damla içinde bu gelmişti bana,bir bu bulmuştu beni.Ben mi şanslıydım acaba, o mu?Çocukken evin yanındaki ağaçlıkta tek başıma oynarken sitemle dilemiştim,ne olurdu bir küçük hayvancık da olsa dostum olaydı?..O an avcuma küçük bir böcek düşmüş,ben de korkudan fırlatıvermiştim zavallıyı.Nasıl pişman oldum sonra..İşte şu elimdeki damla da ona benziyordu,kırmızılı-siyahlı bir böcek.Bir an isim vermeyi bile düşündüm.Belki "Damla" diyebilirdim ama...Hayır...Kadın ismi olmamalı yoksa erkenden yalnız kalırım yine.Sonra hepsinden vazgeçtim.Zaten benimle sefaletimi paylaşması çok acı olurdu.Avcumu sıkıca yumdum.Kendimi yeni arkadaşlarımla birlikte penceremden aşağı bıraktım.Endişelenmeyin benim için.Kirpimin beni tutmak için durduğunu görür gibiyim.