Diriliş Çanakkale 1915 Özet (2 Kısım)Diriliş Çanakkale 1915 Özet (2 Kısım)İşler gittikçe karışıyor içinden çıkılmaz bir hal alıyordu. Bu esnada Osmanlı Devleti çareyi cihat etmekte bulmuş yada buldurulmuştu. Çünkü cihat teklifini Almanlar Osmanlılara önerdi. Almanlar açısından kusursuz bir plandı. Dünyanın salt çoğunluğunun Müslüman olduğu düşünülecek olursa cihat çağrısına gelen Müslümanlarla iyi bir zafer alınabilirdi. Tabi ki Osmanlı cihat ilan ettikten sonra gelen bir tek Müslüman olsaydı… Kimse aldırmamış, duymamazlıktan gelmişti. Çünkü düşman birlikler Osmanlılar ve Almanlardan önce davranıp Müslümanların beyinlerini yıkamışlardı. Ama katılmama sebebi beyin yıkaması olmayan kişilerde mevcuttu. Örneğin tarihçi Ziya Şakir Bey. Bu cihat çağrısını ve çağrının aslını bildiği için durumun mahiyetini şu kin dolu cümle ile dile getirecektir: “Hz. Muhammed Cihat için Allah’tan emir alıyordu. Biz Alman İmparatoru’ndan alıyoruz.” Ve son derece haklıydı da…Bir yandan Çanakkale’de boğazın suyu savaş öncesi sessizliğini korumaya çalışırken diğer yanda Doğu’da Rusların ilerleyişini durdurmak üzere büyük bir ordu Sarıkamış civarına doğru ilerliyordu. Vakit dar, hava koşulları olumsuz, ordu savaşlar sonrası çok bitap düşmüştü… Çünkü ne doğru dürüst bir giyeceği ne de adam akıllı bir azığı vardı. Bu şartlar göz önüne alınarak Doğu’da savaşın tehlikeli olabileceğini onlarca belki de yüzlerce kişi Enver Paşa’ya bildirdiler… Ama bunlar nafile bir çaba olmaktan öteye gidemedi… Yapılan yanlış hesaplamalar, Enver Paşa’nın gözünü karartan hırsı sonucu Türk ordusu Ruslara değil ancak çetin hava koşullarına yenilecek ve bu büyük kayıp bir kez daha Türkleri acıya boğacaktır. Enver Paşa bu olayın duyulmasını istemese de zaman içerisinde Sarıkamış Olayı diye tarihe geçmek için dilden dile dolaşacaktır. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Türk Kadını kendini bilinçlendirmeye, vatanı için elinden gelenin en iyisini yapmaya karar vermiş ve çalışmalarını hızlandırmıştı. Dergiler çıkarıyorlar, iş yaratmaya çalışıyorlardı… Hatta Enver Paşa’ya askere katılmaya hazır olduklarını beyan edeceklerdir. Ve 19 Şubat 1915 günü büyük yenilmez armada, Çanakkale Deniz Savaşı’nı başlattı. Her bir gemi en güçlü silahlarıyla saldırıyor, mermilerle, toplarla beraber ölüm, dehşet ve felaket yağıyordu. Buna göre düşmanların kazanması için hiçbir engel yoktu ve zafer kesindi. Eee ne de olsa onların sınırsız mermileri, güçlü topları bir de yiğit olarak adlandırdıkları askerleri vardı ki… Zafer düşmanlar için çantada keklik misali gibi bir şeydi. Ancak daha sonraları tekrarlanacak bir sözün düşmanlar tarafından bilinmediği de apaçık ortada gibiydi: “Geçmişini bilmeyenin geleceği olamaz.” İyide ne alakası vardı? Yani ne geçmişiydi ki bu bilinmesi bu kadar önemliydi? Türklerin geçmişiydi. Zaman içerisinde tam da “Türkler bitti” derken Türkler bitiren taraf olmuşlardı. Yani planlarda ufak bir detay atlanılmıştı. Türkler hesaba katılmamıştı. Galiba savaş sonuna kadar da katılmayacaktı. Yani birkaç avuç Türk mü bu yenilmez armadayı durduracaktı… Bu bir şaka olmalıydı… Ama görünen köyün bir kılavuza ihtiyacı vardı çünkü savaş gittikçe daha zor bir hale gelmişti… Türkler her an, her bir köşeden düşmanın önüne çıkıyor ya düşmanın canı alıyor yada kendi canını feda ediyordu. Ama bu zorlama düşman tarafında hiçte iyi karşılanmıyor aksine daha çok sinir hastası olmalarına sebebiyet veriyordu. Hem karadan savunma hem de denizden savunma sürmekteydi. Bir deniz olayında Nazmi Bey’e ellerindeki mayın sayısı soruldu ve bu mayınların Çanakkale Boğazı’na çok dikkatli ve planlanan bir şekilde dizilmesi emredildi. Emir demiri keserdi bir Çanakkale Askeri için… Bu değişmez yasalarıydı oradakilerin… Her ne kadar işin ucunda büyük bir armada denize çıkacak ilk kişiyi vurmak için sabırsızlanıyor olsa da... Nazmi Bey mürettebatını topladı ve Yüzbaşı Hakkı Bey’i de yanına alarak Nusrat Mayın’la yola çıktılar. Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştü. Sabaha karşı Nusrat Mayın görevini başarı ile tamamlamış bir biçimde döndü… Çanakkale’den sevinç çığlıkları yeri göğü inletti… Belki Nusrat Mayın’ın geri dönüşünden belki de o mayınların armadaya mezar olacağından herkes müthiş bir sevinç içerisindeydi… Belki de ikisi yüzünden… Ne de olsa yenilmez armadanın arasından geçip sessiz sedasız bir şekilde canları pahasına verilen görevi yerine getirmişledi… Savaş gün geçtikçe kızışıyordu ama henüz net bir netice yoktu…
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
30
Kasım
25
Kasım
20
Sevmeler Hep Ağır Gelir İnsana
• Serpil Emir • Kişisel Hikayeler • 64 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
19
Big City Life(büyük Şehir Yaşamı)
• Gökhan Demirağ • Kişisel Hikayeler • 112 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
19
İnsanlar Hep Tersine Hep Tersine
• Gökhan Demirağ • Kişisel Hikayeler • 75 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
30
Ekim
30
Eskiden Sakal Vardı Şimdi Ünlem
• Nail Asarkaya • Hayata Dair Denemeler • 35 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
30
Ekim
30
Ekim
30
Temmuz
28
Ağustos
25
Diriliş Çanakkale 1915 Özet (1 Kısım)
• Nail Asarkaya • Kişisel Hikayeler • 803 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
15
Temmuz
31
Eylül
2
Okul Birincisi Bir Dostum
• Nail Asarkaya • Dostluk Hikayeleri • 416 kez okundu. • 2 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Radyo Yayını
( Canlı Yayında )
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||