Neler yaşadık bu kentte Neler bıraktık kentin tarihine Rüzgar savurur mu izlerimizi Yoksa toza mı karıştı anılar Bir çengel bulmaca şimdi Siyah-Beyaz bir fotoğrafla Anımsıyoruz dostları Yolların yorgunluğunda Bir soluk alışıydı Diyarbakır Surlardan emilen Bilinmez tatlardı damağımızda Sardığımız tütünün tanıklığında Geçti günler Tanıktı surlar Kürsüler tanıktı Kaçak çay rengiydi bakışlar Ve kaçaktı gülüşler Sevdalar saklıyordu Dicle Hasret kokuyordu toprak Adı kendimizden bile sakladığımız Fakülteli bir kızdı bu kent Yanıbaşımızda karanfile öykünüyordu Basamıyorduk bağrımıza Yüreği gırtlağa dayanmış Bir ceylandık su başında Ağzımız kuru Ürkekti susamışlığımız Elimizdeki kitapların sorgusu Sardığımız tütünün zehriydi günler Ciğerimiz rehin Rehindi yaşamımız Gözlenen ve özlenen günlerin Dostluğuydu bu kent Elimiz ermez sanıyorduk Sarmıştı oysa bedenimizi Üniversiteli heyecanlar yaşadık Dar sokaklarda Yeşille kırmızı kesişti Ayrılıklarda koyulaştık Nasıl olgunlaştık Sayfalar dolusu Kaç ayakkabı eskittik Fakülte yollarında Nasıl daraldı giysilerimiz Düşüncelerimiz nasıl da kabına sığmadı Kaç kez ekmeğimize Katık yaptık soğanı Üşümüşlüğümüzü Kaç kez unuttuk yar dizinde Acılarımızı kaç kez süpürdü Ben u Sen sohbetleri Hepsi bir ayak izi eder mi Sur diplerinde bilinmez Yaşananları bağrında Bir karanfil kokusu gibi Taşır mı kentimiz bilinmez Ayrı düştük belki Ama kopamadık Yıllarca bir yürek atımı Uzakta durdu Diyarbakır Gülüşü tutsak Gözleri bıçak sırtıydı yüreğimizde...