Doğulu DoğmakDoğulu DoğmakDoğulu DoğmakAyağını kaydırmak için pusuya yatmış bu meşakkatli hayata karşı vereceğin savaşın; psikolojik, sosyolojik, ekonomik, kültürel konjonktürlerine büyük bir handikapla başlayacağından habersiz merhaba dersin sevgiyle yaşama. İlk ağlayışın aldığın oksijeninin ciğerlerini yakmasından değildir! Sevgiyle kucaklamak için açtığın kollarına karşın, hayatın sana attığı kazığın gözyaşlarıdır. Gözlerini alnında ki damgayla açarsın. Müzik dünyan; silah seslerinin verdiği orkestrayla şekillenir. Kurşun kıvılcımlarını ise; tek katlı müstakil evinin damına serilmiş yatağından yıldızlara bakarken, hayal ettiğin “el ele tutuşan kardeşliği” ayırmasıyla tanırsın. Hiçbir şey den haberdar olmadığın dönemlerde o temiz ve saf kalbinde hissettiklerinin, bilinçaltında derin yaralar bırakacağını ve sana zamanla tarif edemediğin gerginlik kaoslarına sokacağından habersizsindir. Öyle dönemler yaşarsın ki; gece ve gündüzün birbirini takip eden sirkülâsyon periyotları olduğunu anımsayamazsın. Neden mi? Çünkü gecede gökyüzü aydınlıktır da ondan! Açılımını sonradan öğreneceğin OHAL bölgesinde yaşıyorsan; Belli bir saate kadar; “YAŞAMAK ZORUNDASINDIR!” Korku vardır o küçük yüreklerin gözlerinde! Gün gelir evinin penceresini naylon poşetle kapatır; yüreğine sevgiyle bakan fakat geleceğine kuşkuyla bakan baban. İlk anda anlam veremezsin neden kapatıldığını pencerelerin. Atılabilmesi mümkün olan kimyasalların eve sızması korkusuyla kapatıldığını anlarsın sonra. İçlerinde öfke ve nefreti barındıran at gözlüklü şahıslar, hiç düşündüler mi acaba; erkek çocukların ilk oyuncaklarının tahtadan silahlar olmasını? Gelişme çağlarının bu en nadide safhalarında, hayata sevgiyle bakan bu çocukların silahlarla oynamalarının nedenini? Kız çocuklarının korkuyla mırıldanarak, can verdikler bez bebeklerinin kulaklarına; “Korkma kızım.” her şey geçecek demelerini… Kendine sahip olamayacak kadar küçük bir yavrunun üzerindeki sorumluluğu hissedebildiniz mi acaba? Kendilerini “ülkenin kurtarıcısı” zanneden fasitlerce basılmış, yakılmış köylerinden, kilometrelerce uzakta ki damı akan tek derslik okullarda ağabeyleriyle, ablalarıyla öğretmen bekledikleri, maddi yetersizlikler ve ulaşım sorunlarıyla boğuştukları bir ortamda yaşıyorlar bu küçük ama güçlü yürekler… Bu küçücük yürekleri okula başlama heyecanı saran dönemlerde; bu imkansızlıklara rağmen okumaya olan istek ve azimlerine karşın elinizin kolunuzun bağlı olmasının verdiği vicdan azabını yüreğinizin tam orta yerinde hissedersiniz emin olun… Belli bir yaşa gelirsin, olgunlaşırsın, adam olursun tabiri caizse… İçini delen, beynini uyuşturan bakışları fark edersin göz ucunla başka memleketlerde. Konuşamazsın, ifade edemezsin kendini, üzerindeki eziklik psikolojisi nedeniyle. Gırtlağından çıkardığın sözcükler boğazına düğümlenir, küçük görünmek istemediğin için… Öyle ya kabasın, dağlısın, DOĞULU’SUN SEN… Öğrenirsin sonra emperyal uşakları, kapitalist çarkları, dış güçleri, iç güçleri… Tarihe, felsefeye, psikolojiye, sosyolojiye, edebiyata merak sararsın kendini ifade etmek için. Çünkü biliyorsundur ki; bu zihniyet(sizlik)lerin karşında ancak bilginle dimdik durabileceğini… Zamanı gelince haykırmak istersin içindekileri hop! Derler sana sen doğu’lusun, damgalısın derler. Her an gözaltına alınabilecek bir potansiyel taşırsın çünkü… Öyle değil desende önyargılı zihniyet(sizlik)lere, haykırışların hıçkırıklara dönüşür. Şiddetle, öfkeyle akan ırmağa kapılır içine akıttıkların… Kalıpları kırmak istersin, doğuyu-batıyı ayıran duvarı yıkmak istersin, piyon olmamak istersin… Bu bir oyun dersin, yüzyıllardı devam eden acımasız, kanlı iğrenç bir oyun dersin ama nafile dediklerin… Muhafazakârlar, materyalistler, sağcılar, solcular, tepedekiler, zemindekiler, amcalar, teyzeler, ağabeyler, kardeşler size haykırıyorum hem de boğazımı yırtarcasına, oynanan oyunları bozmak adına; Yeter artık, ölmeyelim, öldürmeyelim, “Yeter Artık Yeter!” Ayrılmayalım, ayrılmamıza izin vermeyelim, ayıranlara imkân vermeyelim… Sadece “İNSAN” olmanın verdiği güzellikten yararlanmaya çalışalım! Çünkü bu ülke lazıyla,çerkeziyle,kürdüyle,türküyle,arabıyla hepimizin… “Onların değil…” Ülkemiz de yaşanan bu sıkıntılı günlerde vicdanımla baş başa kaldığım anlarda; Yazdıklarımın düşüncelerime, isteklerime tercüman olacağı umuduyla… “Ömrünüz umudunuzdan önce bitsin…”(İlyas Salman.) Saygılar, sevgiler “TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLARI”.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Doğulu Doğmak isimli yazı, R.gökcan Güner tarafından 09.10.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Vedat Keleş yazıyı tebrik etti...
Kübra Kavlak yazıyı tebrik etti...
Deniz Göktepe yazıyı tebrik etti...
Aralık
2
Aşk Değil Bu Başka Bir Şey
• Ümit Okunakol • Deneme / Karalamalar • 21 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
30
Kasım
29
Kasım
29
Kasım
28
Kasım
13
Ben Bu İşten Birşey Anlamadım
• R.gökcan Güner • Sitem Şiirleri • 86 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Kasım
10
Kasım
6
Ekim
9
Eylül
16
Temmuz
29
Sence Mutluluk Nedir?
• R.gökcan Güner • Hayata Dair Denemeler • 758 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Eylül
16
Temmuz
21
Ekim
9
Temmuz
21 |
![]() |
Site Menüsü
Radyo Yayını
( Canlı Yayında )
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||