DönüşDönüşToprak yolda yavaşça ilerlerken tekerleklerin çıkardığı sesi dinliyorum, yerdeki kurumuş yaprakların çıtırtısına kuş sesleri karışıyor. Dışarıdaki bütün o huzur verici seslere inat içeride insanı delirten bir sessizlik hakim. Yolun sonundaki eve yaklaştıkça araba sanki daha da yavaşlıyordu. Babamın gerginliğinin sebebini anlıyordum evdeyken bana kısaca açıklamıştı. Yıllardır adını bile anmadığı bu eve ölümün kıyısında bekleyen babasının son arzusunu gerçekleştirmek için dönüyordu. İşler benim içinde hiç kolay değildi. Hiç bilmediğim bu yere hiç görmediğim biri için geliyordum. Bizi buraya getiren şey sadece yaşlı bir adamın ölmeden önce hayattaki tek torununu tanımak istemesi miydi acaba, bunun için tam on beş yıl gecikmişti. Babam için durum biraz farklıydı, o, yıllardır yadsıdığı geçmişiyle yüzleşmek, nefret ettiği bu evin gerçeklerini alt edebilmek için dönüyordu, babasının durumu onun umurunda bile değildi sanki. Bense merak ediyordum, bunca senelik boşluk, nefret, kin her şeyin bir sebebi vardı elbet ve her şey bu evde saklanıyordu.Ev kentten oldukça uzaktaydı, eski ve büyük bir evdi komik ama biran aklımdan gece tuvalete gitmem gerekse ne yaparım diye geçirdim. Bizim evimiz kutu gibiydi her yere hakimdin. Kapıyı açan kadının yüzü soluk ve çirkindi ölecek birinin başında ancak böyle biri bekleyebilirdi. Kaldığım odayı sevmiştim, kasvetli bir havası vardı ama bana çekici gelmişti . Evde gezinmek, bütün odaları görmek, her yeri didik didik etmek istiyordum bu merakım babamın hiç hoşuna gitmemişti. Bir yabancı gibi davranıyor sadece belirli odalara girip çıkıyordu. O kadar tedirgindi ki sanki her an görmek istemediği bir şeyle karşılaşacak gibiydi. Dedemi ilk gördüğüm anı hiçbir zaman unutmayacağım. Direk gözlerimin içine baktı, öyle bir bakıştı ki ruhumu gördüğünü hissettim. İçimi saran korku başından beri savmaya çalıştığım endişeye karıştı. Gözlerimi odada gezdirdim diğer odalar gibi bu odada oldukça büyüktü. Duvarlar açık renge boyanmıştı, odanın tamamı antika eşyalarla doluydu, pencereler gündüz olmasına rağmen kalın perdelerle örtülüydü. Odanın seyrine öylesine dalmıştım ki “YAKLAŞ” diyen yorgun sesin etkisiyle kendime geldim. Yüzü beyaz ve bir sürü çizgiyle doluydu, her biri farklı bir kederden oluşmuş bir sürü çizgi… Eylül… _Adın Eylül değil mi? _Evet _Baban olacak adam neden adını Eylül koydu biliyor musun? _ Bunu ona hiç sormadım ama herhalde beğendiği bir isim olduğu içindir. Yaşlı adam yüzünü perdeleri kapalı olan pencereye doğru çevirip gülümsedi ama herkesin gülümsediği gibi değil, ağlamak üzere olan birinin engelleyemediği bir edayla gülümsedi. O günden sonra bana hiç adımla seslenmedi. Beni gördüğü zaman yüzüme bakmadan ve mümkün olduğunca az konuşuyordu. Babama neden diye sorduğumda bana canı yandığı içindir, dedi. Bunu anlamam çok zordu, bir insanın canı neden yanardı ki, bunun cevabını çok sonra öğrenecektim ama bu konuda bana ne babamın ne de dedemin yardımı olmayacaktı. Babamla dedem arasında sessiz bir savaş var gibiydi, yaşlı adam odasından çıkmıyor, babam ise odası, salon ve mutfak arasında mekik dokuyarak vakit geçiriyordu. Bazen babamı bahçede dolaşırken görüyordum, hep ön tarafta duruyor arka bahçeye hiç bakmıyordu, dedemin odası o tarafta, herhalde ondan gitmiyor diye düşündüm. Keşke tek sebep bu olsaydı, arka bahçenin genç bir kızın ölüm dekoru olduğunu nereden bilebilirdim, dedem de aynı sebepten dolayı perdelerini kapalı tutuyordu. Tek kızının kendini astığı ağacı görmemek için. Babamın bir kız kardeşi olduğunu bilmiyordum, bunu bana hiç söylememişti. Bakıcı kadına evde hiç kitap var mı, diye sorduğumda bana ardiye odasında bulabileceğimi söyledi. O daracık oda öyle çok şey barındırıyormuş ki… Okuya bileceğim birkaç kitabın dışında bir sürüde fotoğraf buldum, aile fotoğrafları. Hüzünlü olduğu kadar mutlu bir kızın fotoğrafı vardı içlerinde o resme uzun uzun bakmaktan kendimi alamadım önce biraz tanıdık geldi kızın yüzü sanki birini çağrıştırıyor gibiydi, arkasında kısa bir yazı vardı: Beni hep böyle hatırla, seni hep seven kardeşin. Bu resmin aynını babamın eski bir kitabının arasında bulmuştum. O gün kafamda öyle çok soru oluşmuştu ki hemen babamı bulup konuşmak istedim ama ayaklarım beni dışarı götürdü. Önce evden sonra da bahçe kapısından çıkıp ağaçlıklı toprak yola doğru yürüyüp gittim. Ne kadar yürüdüğümü hatırlamıyorum ama ayaklarımın sızladığını hissettim. Yakında bir ev görünüyordu. Aslında o eve hiç girmemeliydim böylece her şey olduğu gibi kalırdı. Eğer kaldıramayacaksan gerçeklerle yüzleşmemelisin. -Seni kahrolası yaşlı moruk, yine halıya yemek dökmüşsün. Her gün senin pisliğini mi temizleyeceğim ben? -Kapa çeneni be, kadıncağız kör bilmiyor musun? -Körlüğünden değil hinayetliğinden yapıyor. -İnsaf be kadın çamur atmakta üstüne yok. Bir günde kavga etmesek ne olur sanki. Dedemin en yakın komşuları bu evde oturan Cemil ve Aysel çiftiydi. Ayaklarımın beni getirdiği en uzak yer maalesef burasıydı maalesef diyorum çünkü kavga sesleri kulağıma geliyor ve beni tedirgin ediyordu. Önce eve yaklaşmaya çekindim ama sonra evin kapısı açıldı ve dışarıya çıkan adam beni gördü. -Buyrun kimi aramıştınız? -eee! Merhaba ben şu ilerdeki evde oturuyorum, daha doğrusu misafirim. Hasan Cemil Bey’in torunuyum ben. Adam öylece durup bana baktı, gördüğü şeye inanmaya çalışıyor gibiydi. Bende ona zaman tanıdım, bir süre bakıştıktan sonra bana: -Sen hangisinin çocuğusun, dedi. - Ben Kemal’in kızıyım, dedim ama sorduğu soru beni şaşırtmıştı. Başka kim vardı ki? -Kusura bakma kızım beklemediğim bir konuksun afalladım biran, buyur gel içeri. Hikayenin devamı daha sonra.
Telif Hakkı Uyarısı Dönüş isimli yazı, Ayse Key tarafından 4/25/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
• Ayse Key yazıyı favori listesine aldı...
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Sudenaz’dan Mektuplar (ıv)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 15 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aralık
2
Kasım
13
Mayıs
9
Mayıs
6
Mart
26
Şubat
12
Nisan
26
Mayıs
24
Nisan
25
Ekim
5
Hayat Ağacında Bir Yaprak(yasemin)
• Ayse Key • Hayata Dair Denemeler • 402 kez okundu. • 14 kez yorumlandı.
Nisan
25 |
![]() |
Site Menüsü
Radyo Yayını
( Canlı Yayında )
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||