Dost AcısıDost AcısıHani deler ya “dost zor bulunur”… zordur… bulunamazda… İçime çektiğim boğaz havası dostumun konusuyla doluydu… acıyordum… dostumdu… bulmuştum… bulunması zor olan dostu ben bulmuştum. Zor olmamıştı hani… fark bile etmemiştim… anlamadan bir dostom olmuştu… bir anda baktım ki dostluk duygusunu hissetmeye başlamışım... anlamaya çalıştım bu hissin ne olduğunu… anladığımda da bir süre hissedemedim… bir yanıma güneşin son çığlıklarının duyulduğu sarı ışıklar vuruyor… yüzüme vuran ışığı ben göremiyordum, dostumun yüzene vuran ışığın benim yüzümde de olduğun biliyordum ama… ara sıra kısa bir gölgelik oluşuyordu… martılar güneşin acı kokan ışığını engelliyordu bize karşı… elimdeki kalemin gölgesin de ki acıyı hissediyordum… kulağımda martıların hasret dolu sesleri… ama martı sesinden çok dost sesiydi duyduğum… kulağım değildi o sesi duyan… yüreğimdi… İşte o bulunması zor olan dost karşımdaydı… anlatıyordu… acıyı anlatıyordu… aşkı anlatıyordu… Güneşte hafiften beyaz bayrağı çekiyordu… yeniliyordu oda bizim gibi... Oooooooooofffffffffffffffffffffffff ooooooooooffffffffffffffffffffffffffffffff Acıyor… acı çekiyorum… kendimin acısını değil… onun acısını çekiyorum… dostumun acısını çekiyorum… o çekiyor… ben çekiyorum… İlk defa tavukekmekle ayranın bu kadar uyumlu olduğunu fark ettim… dost ayranı… dost tavukekmeği… dostun ısmarladığı su bile bir başka oluyormuş… Ohhhhhh… ne de güzelmiş dost sigarası… ne de güzelmiş Cüneyt sigarası… ama ben sigara içmiyordum ki… ben dost içiyordum… Cüneyt içiyordum… her nefeste biraz Cüneyt varmış… yeni anladım… sanki dostluk fabrikasında işlenmiş bir dosttu…bir cüneytti bir dosttu… bitmesin diye çekmiyordum içime… biraz daha uzun sürsün diye öylece tütüyordu… her duman tütüşünde biraz hüzün vardı… her dumanın içinde ki biraz üzüntüydü… içindekileri dışarıya fırlatırmışçasına bir dumandı… anlatamadım işte… kısacası duman onu anlatıyordu… duman dostu anlatıyordu… cüneyti anlatıyordu… sonsuza gidiyordu… belirsizliğe doğru yol alıp bir süre sonra kayboluyordu… umutları gibi… az önce hüzün dolu duman, kaybolan umut oluyordu… Kaybolan umutlar… güneş gibi kaybolmuştu… gökyüzüne çöken karanlık bize hissettirmeden içimizi de kaplamıştı… onun sesini duyuyorduk… o aramıştı… bizi bu hallere getiren kadın aramıştı… yine o hırçın, ama aşk kokan sesti duyduğumuz… aşk dolu olduğu kadar da hüzünlü sesi…hüzünlü olduğu kadar da umut dolu sesi duyuyorduk… yine duyduk… yine aradık… yine duyduk… yine doldu gözlerimiz… ama dönemeyeceğimiz bir yemin etmiştik… gözlerimiz için savaşacaktık… tüm yeminler ağlamamak içindi… ağlamayacaktık… özgür kalmayacaktı gözyaşlarımız… birbirlerimize gözyaşlarımızı göstermeyecektik… göstermedik de… yenilmedik… bozmadık yeminlerimizi… ağlamadık… o hırçın sesi duyduktan sonra bir süre konuşamadık… yüreğimiz yetmedi… dilimiz tutulmuştu… belki de o anı anlatacak sözcük bulamıyorduk… susuyorduk… birbirlerimizin gözlerine bakarak ilk kelimeyi söyletmek için yalvarıyorduk… ne ben söyleyecek bir şeyler buldum… ne dostum buldu… ben sustum… Cüneyt sustu... dost sustu… bu suskunluğu çaycı bozdu… “çay alır mıydınız?”… yine gözler birleşti… dolu gözler… içimize anlayamadığımız bir serinlik çöktü… söyleyecek söz de kalmamıştı… gönlümüzde acılar… gözlerimizde mahkumlar… ellerimizde hissiz umutlar… içimizde anlayamadığımız duygular… kafamız da tahmin edemeyeceğimiz kadar çok soru işareti… suskunluğumuz bozulmamıştı… suskunluğumuzu bozacak ne bir sorumuz vardı, ne de o soruyu sormaya cesaretimiz vardı… geri kalan tek şey vardı… kalkıp öylesine sonu belli olmayan yollara gitmek… o kalktı… kankam kalktı… dostum kalktı… ve gitti… bende kalktım… bende gittim… Belli olmayan sonsuzluğa beraber kalktık… beraber gittik…
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Dost Acısı isimli yazı, Göksu Görel tarafından 02.09.2006 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
20
Kasım
18
Kasım
16
Aşık Oldugun İnsanla Dost Olmaya Çalışmak
• Aslı Silahtar • Dostluk Hikayeleri • 623 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
8
Kavak Ağacı İle Mor Menekşenin Dostluğu
• Menekşe Gülay • Dostluk Hikayeleri • 836 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Kasım
6
Temmuz
16
Kadir Bıyıklı İle Şiir Üzerine Söyleşi
• Göksu Görel • Hayata Dair Denemeler • 295 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Kasım
22
Eylül
10
Güz Yağmurlarıyla Aldatıyorum Seni
• Göksu Görel • Sevgi ve Aşk Şiirleri • 273 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Mart
10
Ocak
10
Haziran
27
Eylül
2
Ekim
2
Ocak
13
Temmuz
5 |
![]() |
Site Menüsü
Radyo Yayını
( Canlı Yayında )
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||