DostlukDostlukÜnlü bir yazar odasında tek başına oturmuş bir şeyler karalıyor, bir şeyler yazmaya çalışıyor… Ve birden odaya bir arkadaşı giriyor. “ Üstad” diyor, “yalnızsın galiba”! Yazar başını ağır ağır kaldırıp arkadaşına bakıyor ve “sen gelinceye kadar yalnız değildim ama şimdi yalnızım.”İnsanın yalnızlığını paylaşabileceği bir şeylerin olması ne güzel. Bu bir kitap ta olabilir, arkadaşı veya dostu da olabilir. İnsan, hayatının her döneminde bir dosta mutlaka ihtiyaç duyar. Onlar iyi ki var. Yanımızda olmasalar da onların varlığını hissetmek ne güzel.Tabi gerçek dostlar güzel de, hani bir de iyi gün dostları vardır. İnsanı, en çok ihtiyaç duyduğu bir anda yalnız bırakır. Bir çoğumuz yaşamışızdır. Dünya zindan oluverir gözümüzde. İnsanı hiçbir şey yıkamaz onlardan yediği darbeler kadar. Şairler dost demiş, aşıklar dost demiş, besteciler dost demiş, yalnızlar dost demiş. Yalnızlık Allaha mahsus. Dostlukla ilgili nice şiirler yazılmış, nice şarkılar söylenmiş. Gültekin Çeki`nin rast makamında bestelediği o meşhur şarkının sözlerini Hayri Mumcu ne güzel yazmış. “Unutulmuş birer birer, eski dostlar eski dostlar, ne bir selam ne bir haber, eski dostlar eski dostlar”. Kimi de Aşık Veysel gibi gerçek dostluğu sadece kara toprakta bulmuş. “Dost dost diye nicesine sarıldım, /…/ benim sadık yarim kara topraktır” deyip iyi gün dostlarına serzenişte bulunmuş. Tabi dostluk kelimesini çok kolay telaffuz ediyoruz ama galiba önemli olan dosttan, dostluktan ne anladığımız, ne beklediğimiz. Bir söz vardır. “Hayattan ne isterseniz onu alırsınız.” Ama alacağımız, verdiğimiz emek kadar olacaktır. Dostluğun da temelinde sevgi yattığına göre dostluk da, sevgi de emek ister. Bir zamanlar, savaşmak için yürek lazımdı, şimdi barış için, dostluk için, sevmek için yürek lazım. Çünki hemen hemen bütün dünya savaş halinde. Devletleri bırakın, aynı milletin insanları birbiriyle savaş hainde. İnsan ilişkilerini bırakın, insanlar kendileriyle savaş halinde. Kendiyle barışık olmayan insanın başkalarıyla barışık olması beklenebilirmi? Çevreyle barışık olmak için, önce insanların kendi iç dünyalarında huzuru, sükunu sağlamaları lazım. Sürekli iç huzursuzluğu yaşayan insanın çevresine güler yüzle davranması, dostça davranması, sevgiyle yaklaşması beklenebilir mi? Bilirmisiniz ki sevdiklerinize, sevenlerinize gösterdiğiniz bir tebessüm, ya da söyleyeceğiniz bir çift tatlı söz onları ne kadar mutlu eder. Aslında mutlu olmak, ya da sevdiklerimizi mutlu etmek hiç de zor değil. Ama neden insanlar dost edinmekten korkar hale geldiler? Toplumumuzda sosyal ilişkiler neden zayıfladı? Arkadaşlık, dostluk kavramları eski manasını taşımıyor artık. Komşuluk ilişkileri neredeyse sıfır noktasına geldi. Yani insanlar birbirlerinden kaçar hale geldiler. Çevremizdeki insanlara bir selamı bile çok görüyoruz. Neden insanların birbirlerine güveni kalmadı? Bu toplumsal sorunların hepsi aslında kişilerin, yani yaşadığımız toplumun birer ferdi olarak bizim iç dünyamızda düğümleniyor. Neden huzursuz bir toplum haline geldik! Kendimize mi güvenimiz kalmadı, insanlara mı güvenimiz kalmadı? Tabi ne olursa olsun, her şeye rağmen hayat akıp gidiyor. Ve her şeye rağmen akıp giden hayata dostça el uzatıp sevgiye, umuda dostça kucak açıp, acılarla yiğitçe el sıkışabilmek; ve yine her şeye rağmen çevremize sevgiyle gülümsemeyi bilmek. İşte hala bunu yapabiliyorsak asıl emek, asıl cesaret budur. O zaman hayattan ne istediğimizi ve ne beklediğimizi biliyoruz demektir. Güzel olan her şeyin temelinde sevgi vardır. Ama sevmek cesaret ister. 03.11.2007 Erol Güldiken
Telif Hakkı Uyarısı Dostluk isimli yazı, Erol Güldiken tarafından 11/3/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
• Hamdi Oruç yazıyı favori listesine aldı...
Aralık
2
İstedik mi Yaparız Arkadaş /izmir /11
• Lutuf Veli • Hayata Dair Denemeler • 26 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Kasım
25
Kasım
4
Ekim
31
Ekim
29
Ekim
27
Nisan
18
Mart
11
Şubat
23
Kasım
17
Yakamoz (gerçek Bir Hikaye)
• Erol Güldiken • Yaşamdan Hikayeler • 1229 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
10
Sağlıklı Toplum ve İletişim
• Erol Güldiken • Eğitim Makaleleri • 1183 kez okundu. • 12 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Radyo Yayını
( Canlı Yayında )
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||