kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Dostluk Hikayeleri

Dostluk Zaman`ı

8 / 2 / 2007  Perşembe tarihinde Elçin Alptekin tarafından eklendi, 3012 kez okundu...

“Hiç tanımadığınız birinden aldığınız sıcak bir gülümseme`nin, içten bir `Merhaba`nın hayatınızda ne denli önemli yer tutacağını söyleseler gülüp geçerdiniz değil mi? Elif, sınıfın kapısında durmakta ve gelen geçene bakmaktadır. Dalgındır. O sırada arkasından uzanan bir çift el, gözlerini kapatır ve kişi: " Bil baalım ben kimim?" diye so...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Elçin Alptekin

Elçin Alptekin







Dostluk Zaman`ı


Hiç tanımadığınız birinden aldığınız sıcak bir gülümseme`nin, içten
bir `Merhaba`nın hayatınızda ne denli önemli yer tutacağını
söyleseler gülüp geçerdiniz değil mi?


Elif, sınıfın kapısında durmakta ve gelen geçene bakmaktadır.
Dalgındır. O sırada arkasından uzanan bir çift el, gözlerini kapatır
ve kişi: " Bil baalım ben kimim?" diye sorar. Elif, yanıtı bylamamnın
verdiği sıkıntıyla "Ooof... Bilmiyorum" der. Sonra Elif`in yüzünü
kapatan kız, ellerini kaldırıp, gülümseyerek Elif`e bakıp
"Tanımıyorsun ki bilesin " deyince Elif çok şaşırmıştır ve "E..
Tanışırız o zaman" diyerek elini uzatır, tokalaşırlar ve tanışırlar.

Elif ve Nilgün aynı okula giden, orta sonda okuyan ve ortak arkadaşlar
bulunan iki öğrencidirler. Nilgün, insanlarla iletişim kuvvetli,
kendine güveni yüksek, herkes tarafından sevilen ama kimi zaman
zararsızca kapris yapmayı seven, rahat ve esnek, iy bir insandır. Elif
ise birçok kişiden farklı bir karaktere sahiptir. Hem çok duygusal
hemde aşır siniri bir yapısı vardır. Oda ok iyiniyetli ve arkadaş
canlısıdır. Aslında her insana güvenmenin yanlış olduğunu bilir ama
yinede sonunda üzüleceğini bile bile hayatındaki insanlara güvenmeyi
tercih eder çünkü içlerinde bu güveni hak edecek biri mutlaka vardır
ona göre.. Elif`in karşısna bir kez çıkıpta gönlüne girdiyseniz, ona
bir defa olsun iyiliğiniz dokunduysa, siz ne yaparsanız yapın onun
gözünde kötü bir insan olamazsınız, o gönülden asla çıkmazsınız ama
verdiğiniz ilk izlenim kötüyse sonsuza dek öle kalırsınız. Elif,
etrafına karşı çok fedakar ve itaatkardır ama bu özgüveni kendisine
karşı sağlayamaz. Bunun sebebide `Koruma` adı altındaki aile
baskılarıdır. Belirli zamanlar ve belli saatler dışında dışarı
çıkmasına, arkadaşalrıyla birlikte olmasına izin yoktur. Anne ve
babasıylada öyle parlak bir iletişimleri, "Hoş geldin", "İyi akşamlar"
gibi cümleler haricinde de pek fazla diyalogları yoktu. Elif`in evde,
sevdiği tek kişi, kendisinde iki yaş büyük olan balası Selin`dir.
Bazen ablasıyla " Abla, se olmasan ben bir dakika bilemem duramam bu
evde, bıktım böyle yaşamaktan Sanki burası hapishane, bizler suçlu,
annemle babamda gardiyanlarımız" diye konuşmaktadır.

Elif ve Nilgün zamanla iyi arkadaş olmuşlar, liseyide birlikte
okumuşlardır.Mezun olunca da bağlarını koparmadılar, dahada güçlendi
arkadaşlıkları. Sevgi, saygı ve güven üzerine kurulmuş, yaşam boyu
sürecek bir dostluk halini almıştı. Her anı birlikte am boş geçirilern
kısa ömürlü arkadaşlıklardan değild onların dostluğu.. Tıpkı
tanıştıkları günkü gibi saf, temzi ve içtenlikle sürüp gidecek olan
bir dostluktur yada onlar, o zamanlar gençliğin verdiği rahatlıkla
öyle sanıyorlardı!

Aradan beş sene geçti, yirmi bir yaşına geldiler, ikisininde
sorumlulukları vardı artık. Üstelik Nilgün evlenmişti ve ev, iş, para
kazanma, yaşam mücadelesi, aile hayatı derken insan kendine bile vakit
ayıramıyordu. Böyle oluncada Elif ve Nilgün, eskisi kadar sık
görüşemiyorlardı. Elif, henüz evli olmadığı için bu tür davranışların
bilincinde değildi ve anlamda veremiyordu çünkü ona göre ne olursa
olsun sevdiklerimiz ihmal edilmemeliydi. Yarım saat-bir saat olsun
daha az uyuyup, o zamanı, bize değr veren insanlarla geçirerek
gönüllerini almak hiçde zor değildi..
Elif bir yandan bunları konuşmak istiyor, bir yandanda "Böyle şeyler
söylersem çok bencil bir arkadaş durumuna düşerim galiba" diye içinden
kendi kendini sınıyor ve karar vermekte zorlanıyordu. An geldi,
söyleme istedikleri dilinin ucuna kadar geldi ama hep kendini
engelledi çünkü Nilgün`ü kırmak, bir bakıma boş yere sorun çıkarıp
arkadaşlıklarını tehikeye sokmak, hayatında isteyeceği en son şeydi.
Onlar eskiden tüm korkularını, heyecanlarını, aşklarını, sevinçlerini
herkesden önce birbirleriyle paylaşırlardı.
Ne yani? Şmdi büyüdüler, ekmek kavgasına düştüler diye yada içlerinden
biri evlendi diye dostluğu randevuyla mı yaşayacaklardı? Ne garip
dünya!...

Elif ve Nilgün, arkadaşlıkalrının dokuzuncu sehnesini doldurmak
üzereydiler fakat telefonlar, konuşmalar, görüşmeler hiç yok denecek
kadar azalmıştı. Yalnızca Elif, Nilgün`ü arıyordu ve sohbetleri çok
sıradan geçiyordu. Nilgün`e göre kasıtlı bir sebep yoktu, her zamanki
gibi vakitsizlikten ve yorunluktan ibaretti durum oysa Elif,
sevilmediğini düşünüyordu artık. Öyle ya, oda çalışıyordu, evli
değildi ama onunda bir ailesi, yerine getirmesi gereken sorumlulukları
vardı. Buna rağme o, arkadaşlıklarını bir köşede unutup bırakmıyordu.
Elif`in ailesiyle yaşadığı sorunlarda gün geçtikçe artıyordu. üstelik
koruyucu meleği, biricik ablası bir süre önce evlenip şehir dışına
gelin gitmişti. Nilgün`de arkadaşıyla hiç ilgilenmiyordu. Elif,
kendisini çok yanız hissediyordu. Bazen "Hayır, artık aramayacağım.
Hep ben arıyorum" diye kendi kendine söyleniyor, kendince Nilgün`e
kızıyor; bazen ise "Neyse, olsun. Biz zamanında kocaman, güzel bir
dostluk yakaldık hem arkadaşlıklarda karşılık beklenmez. Bu seferde
böyle oldu, ne yapalım? Canımız sağ olsun" derdi. Arkadaşını kaybetmek
istemiyordu.
Bir gün yine, Elif, Nilgün`ü aradı.

Elif: Alo ne yapıyorsun?
Nilgün: İyi.. İte.. Oturuyorum.
Elif: Bebek sesleri geliyor, nerdesin sen?
Nilgün: Bir akrabadayız, sizin oralarda
Elif: İyi..
Nilgün: Sen ne yapıyorsun?
Elif: Hiiç.. Bende eve gidiyorum, yoldayım.
Nilgün: Tamam
Elif: Hadi iyi aşamlar
Nilgün: İyi akşamlar.

Bu konuşma, tahmin edilemeyecek kadar soğuk geçmişti ama Elif, artık
bu ikilemden çok sıkılmıştı ve son bir adım daha atacaktı. O an yine
telefon açtı;

Elif: Alo, bak ne diyeceğim madem bizim o taraftasın, on dakikalığına
çıkta yüzünü görelim bari. Ne zmaandır görüşemiyoruz! Belki cennete
giderim ( Güler )
Nilgün: Kusurabakma görüşemem. Baka zaman. Ben, birazdan eve gideceğim.

Elif, hiç bir şey söylemez ve talafonu kapatırlar.
Canı çok sıkılmıştır. O, hayatında ilk kez çok sevdiği bir insanı
gönül defterinden silmiş ve ilginç başlayıp güzelce devam eden bir
dostlukta böylece tüm anlamını yitirmişti. Elif, şimdiye kadarki tüm
arkadaşlılarında fedakar ve vefalı davranan ama kıymeti bilinmeyen
taraftı. Son olarak en yakın arkadaşıyla olumsuzlukar yaşadı, aile içi
sorunları düzelmedi, ablası yanıbaşında değildi. Tüm bunların ardı
sıra gelmesi, onu büyük bir bunalıma doğru sürüklüyordu. Nilgün`le
yaşadığı bu olaydan sonra bir daha hiç kimseyle arkadaşlık kurmamaya
yemin etti, hayata küstü ve daima yalnızlığı tercih etti oysa o, dost
canlısıydı ve insanlara yakın olmayı severdi. Dolayısıyla yalnız
kalmayı kaldıramıyor ancak yaşadıkları sebebiyle kimseyi görmekte
istemiyordu. Geçirdiği buhran`ın doruk noktasna ulaştığı bir gün
ailesi, onu odasında yanında üç boş hap kutusu ve elinde küçük bir
kağıt parçasıyla, cansız olarak buldu. Kağıtta şu yazıyordu;

" Yiyorsun, içiyorsun
Gülüyorsun, ağlıyorsun
Çalışıyorsun, geziyorsun
Öyleyse yaşıyorsun Ademoğlu..
Dostluklarda, senden daha fazla bir şey istemiyor ki zaten! "

Elif`in ablası, olanları biliyordu ve onun isteğiyle bu durum, Nilgün`
haber verilmedi. Ancak aradan geçen yedi ayın sonunda Nilgün, bir gün
alışveriş yaparken Handan`ı gördü. Handan, pek görüşmedikleri,
eski-ortak bir arkadaşıydı Elif ve Nilgün`ün.

Handan: Merhaba naber?
Nilgün: İyi. Ne olsun? Koşturuyoruz işte
Handan: Şey.. Cenazede görmedim seni. Burada değidlin herhalde.
Duymuştuk çok yğun çaıştığını.
Nilgün: (Şaşkın) Ne cenazesi?
Handan: (Tereddütlü) Nasıl yani? Habern yok mu?
Nilgün: (Tedirgin) Ne diyosun Handan? Söylesene Allah aşkına!
Handan: Nilgün.. Şey.. Ben..
Nilgün: Söyle
Handan: Ama..
Nilgün: Hadi
Handan: (Korku ve endişeyle) Elif!...
Nilgün: (Telaşlı) Ne? Elif mi? Ne oldu Elif`e? Neden?
Handan: Elif intihar etmiş. Yedi ay`ı geçti neredeyse.. Aen bilmiyor
muydun? Özür dilerim
Nilgün: Bana kimse bir şey söylemedi. ( Ağlar ve orada öylece düşüp kalır )

Nilgün, iki ay boyunca, giridği şoktan dolayı kendini bilmeden yaşadı
ve yavaş yavaş kendini toplamaya başlıyordu ancak çok üzgn ve
pişmandı. Sürekli, Elif`i hayalinde görmekteydi. Elif yaşarken ona
yıramadığı tüm zamanları, o yaşamını yitirdikten sonra her gün
mezarını ziyarete giderek geçiriyordu.

Elif, hayatını kaybedei bir sene geçmişti. Bir gün Selin, Nilgün`ün
evine gelmiş ve kapıdan, elindeki defteri uzatarak " Bu, kardeşimin
şiir defteri. Sna verilmesini istemiş vasiyetinde." ( Gider )
Nilgün kapıyı kapatır, çok duygulanmıştır. Hemen okumaya başlar.
Elif, şiirleri çok severdi, Nilgün ise nefret ederdi ama Elif,
hayattayken, Nilgün`e de şiirleri evdirmek için uğraşırdı hep, kendi
yazdığı şiirleri ilk önce okuturdu. Aslında bu, Nilgün`ün de hoşuna
gderdi.
Nilgün, tüm şiirleri kimi zaman tebessümle kimi zaman gözyaşlarıyla
okuyordu. Son sayfaya geldiğinde ise adeta hıçkırıklara boğuldu;

Vasiyetimdir; Öldüğümü söylemeyin kimseye
Arkadaşlarım gelemsin cenazeme
Yaşarken yanımda olmayan
Mezarımın başında gözyaşı dökmesin boş yere
Üzülecek oldukları için değil
Dostlukları yalan olduğu için habe rvermeyin diyorum onlara
Gelişleride yalan olur, gidişleride nasılsa..
Göya vefa borcunu ödemeye gelen sevgili dostlar:
Çok yol almışsınız, zahmet olmuş ama boşa yorulmuşsunuz
Bir zamanlar sizler için sevgiyle katettiğim yolları
Nasıl bir kalemde harcadıysanız
Şimdi bende tıpkı sizn gibi
Ne aştığınız bu yolları
Ne akıttığınız sahte gözyaşlarını
Umursamıyorum!...
Nede olsa insan, sevgiyi hayattayken bilir, anlar
Oysa ben şimdi, toprağa karşmış bir can-ım
Anlayamam ve affedin size geri dönemem
Bu sevginiz için artık çok geç!!!


<< SEVGİYE VE DOSTLUĞA VAKİT AYIRMAK İÇİN
NEFES ALIYOR OLMANIZ YETERLİ... >>

Temmuz ayı hikaye yarışması(20 hikaye:derece:3.)



Telif Hakkı Uyarısı Dostluk Zaman`ı isimli yazı, Elçin Alptekin tarafından 8/2/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...

Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Nezahat Kalaycı yazıyı tebrik etti...
tebrik Cüneyt Rıza Çelik yazıyı tebrik etti...
Ebru Özkaya yazıyı favori listesine aldı...
Hayrullah Alp yazıyı favori listesine aldı...
Cüneyt Rıza Çelik yazıyı favori listesine aldı...
Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 13.04.2008
Herkesi bu hikayeyi tekrar okumaya ve benden önce yazılmış 17 yorumu okumaya davet ediyorum. Gerekirse yorumda yapın. İnsanlığınızı kaybetmeyin. yarası olan gocunsun.. kalmine sağlık elçin. Sen yoluna bak, dikenler her zaman olacaktır.. güçlü ol..

Elçin Alptekin
Elçin Alptekin / 09.02.2008
Valla evet Nermin Hanım "göya" klavyeden değilmiş, imla klavuzuna baktım şimdi, "güya" diye yazılırmış ama kocaman bir hikayeden, bir özden-yaşam parçasından bula bula onu mu buldunuz? Buna anlama veremedim ve bana pek sevgi-saygı kaynaklı gelmedi açıkçası. Eleştiriye her zaman açığım ancak ben bir edebiyat öğretmeni değilim, elimden geldiği kadar dikkat edebilirim ama benim nazarımda önemli olan yazıların içeriği, kime neyi nasıl anlattığıdır. Elbetteki imlaya ve noktalamalara önemsiz diyecek halim yok fakat benim düşüncemde bu. Yani şöyle ki; Bende size, "Sizde yorumunuzda bir büyük bir küçük harf kullanmışsınız, bazı harfleri yutmuşsunuz, noktalama işaretlerine uymamışsınız" desem bana göre bunun eleştiri değeri olmaz!.. Ayrıca eleştirmek ne kadar doğalsa eleştiryi cevaplamakda en az o derece doğal değil mi? Yok, bu ukalalıksa özür dilerim ama ben ukalalığımla da gurur duyarım o zaman. Yanlışsam siz kusurabakmayın artık ne diyim...

Nermin Aydın
Nermin Aydın / 09.02.2008
Göya vefa borcunu ödemeye gelen sevgili dostlar GÖYA YADA GÜYA DA MI KLAVYEDEN ELEŞTİRİLERE AÇIK OLUP UKALACADA YORUMLAMASANIZ ÇOK İYİ VE İNSANCA OLUR HERKESİN YALNIŞLARI VARDIR AMA KABULLENMEK GEREKİR SEVGİYİ SAYGIYI UNUTMIYALIM LÜTFEN.

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 1/28/2008
yaa çok güzel yaa yemin ederim okurken ağladım çok duygusal ya anlatmaya kelimeler bulamıyorum

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 1/28/2008
yaa çok güzel yaa yemin ederim okurken ağladım çok duygusal ya anlatmaya kelimeler bulamıyorum

Bülent Yıldırım
Bülent Yıldırım / 12/12/2007
Şiirde kendimi buldum, sonra bende mi nilgün oldum? bir ara Elif`i soracakken, para hırsı bedenimide aldı, kuytu bir köşeye çekildim, mektubu bana göndermeseydin dedim, para kazanmayı bıraktım, hep sana geldim, öğüt alır mı bilmem yaşayanlar, an gelir unuturlar, İnsanlık yok oldu, kaybettim bulan oldu mu? Elif ben seni arayacakken, Handan beni benden aldı, yaşamı kaybettiğimde, iki ay sonra dünya hali diyip hayatıma döndüm, tam sei tekrar terk edecekken, selin mektubunla geldi, okudum mu bilmiyorum seni hala ziyaret ediyorum, mezar taşının başına geçip, ellerimle gözlerini kapatıyorum. Selametle.

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 11/15/2007
oldukça güzel bir yazı.bitmek bilmeyen istek arzularımız peşinde çırpınırken belkide hayat boyu en önemli sey olan dostluğun farkında değiliz artık.

Cengiz Şahin
Cengiz Şahin / 9/5/2007
tebrikler

Burcu Şener
Burcu Şener / 9/2/2007
Ne güzel bitirmişsiniz yazınızı,,,Dostlukların değeri o kadar azaldı ki günümüzde hep bir bahane bulunuyor mutlaka zaman ayırmamak için gerçek dostluğa,bu hikaye de çok hoş bir örnekti ama anlayana.Tebrik ediyorum sizi yürekten.

Ecem Çevikdil
Ecem Çevikdil / 8/31/2007
çok güzel. kaleminize sağlık...

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 8/29/2007
çokgüzel gerçekten çok beyendim ödev araken karşıma çıktı gerçekten elinize kolunuza sağlık

Ebru Özkaya
Ebru Özkaya / 8/16/2007
gözlerim doldu..cok cok güzeldi

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 8/5/2007
inanamıyorum hayatımda okuduğum belkide engüzel hikaye olacak çok süper bi hikaye bence bunla 3. deyil 1. olmalıydı tebrik ederim....

Ethem Yeğin
Ethem Yeğin / 8/2/2007
Sizden beklediğimiz bir yazıydı...sizin tarzınızda yani ne demeli herkes böyle olsa...

Elçin Alptekin
Elçin Alptekin / 8/2/2007
Akın Bey, harf eksikliklerinin klavyelerin azizliğinden kaynaklandığını bilen zeki bir insan olmalısınız siz, o yüzden bu tür boş yorumlara gerek duymayalım lütfen. Saygılar

Seren Güleşce
Seren Güleşce / 8/2/2007
çok güzel bir hikaye.çok doğru söylemişsiniz SEVGİYE VE DOSTLUĞA VAKİT AYIRMAK İÇİN NEFES ALIYOR OLMAMIZ YETERLİ... tebrikler

Bekir Cevizci
Bekir Cevizci / 8/2/2007
Maalesef galiba hepimizin zafiyeti,zamanla dostlarımızı ihmal etmek.Güzeldi,tebrikler...

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 8/2/2007
Tebrikler çok iyi yalnız epey bir kelimeniz de harf eksikliği var okunurken dikkat çekiyor.. Hikaye güzel..


Eylül
29
Son Mektup
Betül Sena EmekDostluk Hikayeleri • 184 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
22
Nükte / Adaleti Bekliyoruz
İbrahim Faik BayavDostluk Hikayeleri • 138 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
22
Doremiremiresol
Deniz YaşarDostluk Hikayeleri • 83 kez okundu. • -1 kez yorumlandı.
Eylül
11
Halk Oyunları
Arif ArslanDostluk Hikayeleri • 170 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
4
Biz Kardeşiz
Arda TuranDostluk Hikayeleri • 567 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ağustos
18
Ağustos
18
Temmuz
22
Bir Mektup (3)
Elçin AlptekinKişisel Denemeler • 140 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Temmuz
22
Bir Mektup (2)
Elçin AlptekinKişisel Denemeler • 108 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Temmuz
22
Bir Mektup
Elçin AlptekinKişisel Denemeler • 98 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Şubat
8
Dostluk Zaman`ı
Elçin AlptekinDostluk Hikayeleri • 3013 kez okundu. • 22 kez yorumlandı.
Nisan
16
Ela Gözler
Elçin AlptekinSerbest Şiirler • 1476 kez okundu. • 14 kez yorumlandı.
Nisan
14
Dost Unutulmaz
Elçin AlptekinDostluk Şiirler • 1337 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Ekim
4
Bir Baba Bir Evlat
Elçin AlptekinYaşamdan Hikayeler • 1333 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Haziran
23
Can Dostum`a
Elçin AlptekinDostluk Şiirler • 966 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Dostluk Zaman`ı, Dostluk Zaman`ı hikayesi, Dostluk Zaman`ı hikaye, Dostluk Zaman`ı nedir?, Dostluk Zaman`ı hakkında bilgi, Dostluk Zaman`ı hikayeleri, Elçin Alptekin hikayeleri, Dostluk nedir, Dostluk hikayesi, Dostluk hikayeleri, Zaman`ı nedir, Zaman`ı hikayesi, Zaman`ı hikayeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Armut Dersen Çıkmam!

Erol Sunat
Bu Paraya Bu Kadar Çalışılır!

Sezer Nişancı
Elmalarla Armutlar Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Loans | Mortgage | Pay Day Loans | Western Union Locations | Car insurance | Gazlıgöl | Saat