Dünya
Garip dünya...
Bir tarafta susuzluktan kuruyan topraklar, bağrı yanık insanlar;
diğer tarafta fırtınada boğulan, sel felaketiyle boğuşan masumlar...
Açlıkla kıvranan insanların haberlerini, keyif çayını yudumlarken izleyen akbabalar...
Koca dünya...
Kimsenin haberi olmuyor sessizce yere düşen yapraktan. Ama kimse de aldırmıyor, çatırdayarak yıkılan çınara.
Elinden tutup kırlarda koşturduğu yavrusunun gün be gün eridiğini bilseydi, dayanabilir miydi bir annanin kalbi hiç gülmeye?
Yalan dünya...
Aldanmayın karanlıkta mum yakmaya çalışanlara; karanlığı başınıza yıkanlar sizi bir mum ışığına hapsetmek istiyorlar...
Karanlık gecelerin ürpertici sessizliğinde, yalnızlığa gark olmak istemeyen,umut parıltılarına muhtaç gönüller...
Geçmişin derinlilerinden aldığımız nefesi geleceğe üflemekle tutuşturabiliriz bu bağımsızlık meşalesini.
...ve fani dünya...
Sevmeyi ve sevilmeyi bilmeyen insanların oluşturduğu cahil bir toplum ve sahte aşkların ortaya çıkıp gerçeklerinin üç-beş kuruşa satıldığı bir aşk meyadanı...