Kadınlar ve Erkekler
2 / 7 / 2008 Çarşamba tarihinde Bekir Sepet tarafından eklendi, 753 kez okundu...
“Dünyada ki varlıkları canlı varlıklar ve cansız varlıklar vardır diye yıllarca öğrendik. Fakat gerçek bize öğretilen gibi değildir. Dünyada sadece canlı varlıklar vardır. Canlı varlıklarda sadece ikiye ayrılır. O da, kadınlar ve erkeklerdir.Diğer canlıların canından da ne olacak onları ya okulda derslerde, ya piknikte otlar içinde, ya da sıkıcı ...” Okuyucu Puanı ;
Kadınlar ve ErkeklerDünyada ki varlıkları canlı varlıklar ve cansız varlıklar vardır diye yıllarca öğrendik. Fakat gerçek bize öğretilen gibi değildir. Dünyada sadece canlı varlıklar vardır. Canlı varlıklarda sadece ikiye ayrılır. O da, kadınlar ve erkeklerdir. Diğer canlıların canından da ne olacak onları ya okulda derslerde, ya piknikte otlar içinde, ya da sıkıcı bir günde televizyon karşısında belgesellerde görür ve varlıklarından haberdar oluruz. Onların ha varlığı ha yokluğu. Kimseyi ilgilendirmezler aslında. Hiçbir erkek insan ve kadın insan sabah kalkıp “aman Yarabbi kutup ayısı bitmiş, hiç kalmamış” diye heyecanlanmaz korkmaz. Hiç kimseye şayet kadın aşermiyorsa canı çekmemişse “caretta caretta deniz tosbası lazım olmaz. O yüzden hiçbir erkek kıta kıta dolaşıp bir caretta kaplumbağası aramaz. Arasa da İnşallah bulamaz. Çünkü bulunduğu yerde tüketilecektir. Evet, dünya biz insanlara göre iki canlıdan oluşuyor. Erkekler ve kadınlar. Erkeklerin ömrü kadınları anlamaya çalışmakla, kadınların ömrü kendilerinin anlaşılmasını beklemekle geçiyor. Kadınların beyninin erkeklerinkinden farklı çalıştığını bulan ve ispatlayan bilim adamı karısıyla geçinemiyorsa ya da onu anlayamıyorsa diğer erkekler hiç boşuna uğraşmasın. Benim tarif ettiğim yoldan gitsinler. Onlarda kaybolsunlar. Kadınlar gülleri sevmez. Kadınlar gülleri kendilerine uzatan ellerin heyecanını severler. Kadınlar tek taş yüzüğü sevmezler. O yüzüğü alan erkeğin onun için hiçbir maddi zorluktan kaçınmadığını severler. Kadınların labirent düşüncelerden oluşan yolları vardır. Erkekler onları anlamak için o labirent yollardan onlara ulaşmaya çalışırlar. Fakat kadınların erkekler için yaptığı otoban yolları vardır. Kolayca ulaşabilsinler diye, labirent yollar kendisi içindir. Erkek o yollarda kaybolur ve şöyle der “ya bu kadını anlamak imkansız, ne yaptıysam olmadı” olmaz. Erkek yanlış yoldadır. Kadınlar bir kar tanesi gibidir bana göre, hiç biri diğerine benzemez. Evet kahve falı, küçük fiskoslar, kılık kıyafet, saç muhabbetleri vb. gibi ortak noktaları vardır kadınların. Ancak konu onları anlamak olduğunda erkek milletinin ne okuduğu okulun ne yaşadığı şehrin ne de malının mülkünün bir anlamı vardır. O anda her şey anlamsızdır. Kadınların farklı özelliklerinden birisi erkeği hayrete düşürmektedir. Kadınların toplu halde bulundukları meskenlerin en başında kadınlar hamamı gelir. Burada çıkan ses biz erkeklere gürültü gibi gelir ancak çarpıcı bir unsur vardır ki. Orada kaç kadın varsa hepsi bir ağızdan konuşur ve hepsi bir birinin dediklerini anlarlar. “He! Sen nerden biliyorsun kadınlar hamamını?” sorusuna cevabım keşke yerinde bu teşhisi yapabilseydim ama ben bunu kadınların bulunduğu aile sohbetlerinde fark ettim. Kadınlar ince narin yaradılışlarıyla ilk bakışta erkek milletine savunmasız gelebilir. Kadının savunma mekanizması erkeğinkinden çok daha farklıdır. Zayıf sandığınız kadın aslında kimyasal ve biyolojik silahla donanmıştır. Erkek güçlü kolları kalın ensesi ve iri gövdesiyle bir gücü simgelerken. Tüm silahlarını da sergilemiş olur. Kadının silahları gizlidir ve sadece lazım olduğunda, kendisi istediği zaman ortaya çıkarır. Eğer bir erkek bu silahları fark ettiyse, bilin ki artık onun için çok geçtir o erkekten bahsederken cümle içine “yazık, tüh, vah vah, hadi be!, yapma ya! vs.” diye kelime seçeneklerinden istediğinizi ya da hepsini bir anda kullanabilirsiniz. Çünkü o erkek bu kelimelerin kullanılabileceği en uygun erkektir ve artık onun için çok geçtir. Süngüsü düşmüş hezimete uğramıştır bile. Erkek, bunu kabul etmiyorsa “ben silah milah anlamam arkadaş, bana bunların silahı sökmez. Ben erkeğin harman olduğu yerden geldim. Kadın kimmiş” diyorsa. Kadının biyolojik ve kimyasal silahlarını bir hiç yerine koyuyorsa. Kadın dünyasına kapalı bir kutuysa. O erkeğin kaportasındaki ağır hasar ve coğrafi şeklindeki değişiklik sizi şaşırtmasın. Kadın onun anladığı dilden konuşmuştur. O erkekten daha atletik ve güçlü, en yakınındaki erkeği savunma silahı olarak kullanmıştır. “Ben anlamam arkadaş bana sökmez diyen adamı” başka bir adama terbiye ettirmiştir. Bu erkekler yeni sevgili, baba, abi, vb. erkeklerden oluşur. Erkeği erkeğe kırdırırlar ve iyi oynayan kazansın diye, tarafsız bir yorum yaparlar. İki erkeğin bir kadın için meydan muharebesi yapmasından daha keyifli olan tek şey, üç dört erkeğin bir kadın için meydan muharebesi yapmasıdır. Bu muharebeden galip çıkan erkek aldığı hasarın yaralarını üzerinde gururla taşırken, kadın için bu muharebe çok güzel ve eğlenceli olmasına karşın hiçbir önemi yoktur. Hatta bu kabalık ve çok ilkel bir davranıştır. Bir kadın silahını kullanmaya karar verdiyse ilk önce erkeğin sinir sistemini çökertir. Bu kadın için çok kolay bir iştir. Toplumda sabır taşı diye nitelendirdiğimiz en dayanıklı erkekler gurubunda gösterilenlerin. Daha evvelinde, çelik gibi sinirlere sahip erkekler olduğu yapılan araştırmalarla ispatlanmıştır. Bu erkekler sinirleri alındığı için ya da sinir sistemi çökertildiği için, çok sabırlı, ağır başlı, görünmektedirler. Kadınlar istediklerinin yapılmasını istediklerinde, kelimeleri yayarak konuşmaya başlar, bu durum oluştuğunda karşıdaki erkek yumuşamaya ve çözülmeye başlar. Bu durum tıpkı insanın soğuk havada donarken, üşüme hissini kaybetmesi gibidir. Erkekte kelimelerin yayılmış hali karşısında erirken sinir sisteminin çöktüğünü anlayamaz. Eğer ki erkek sinir kalelerini hala savunuyor ve sancak düşmediyse, kadın o büyülü hamleyi yapar. Narin ellere tutturulmuş ince parmakları sihirli bir çubuk gibi erkeğe değdirir. Erkeğin yüksek gerilim hattındaki elektriği keser, sonra karanlıkta kalan erkeğe kendi 220 W elektriğini yükler. Erkek bu geçişi kendinden bilir ve “bir anda yumuşadım yoksa elimden bir kaza çıkacaktı” diye, mantığına bürünür. Bilim adamlarının kadın fosillerinin üzerinde yaptığı araştırmalara göre. Kadınların kadın ataları gelecek yüzyıllardaki kadınlar için erkek milletine karşı büyük uğraşlar vermişlerdir. Bütün özel günlerin bir uçlarını kendi hayatlarına bağlamışlar ve bir şekilde kendilerine pay çıkarmışlardır. Bu bulunan mağara resimlerinde açıkça bellidir. Mamut avlamaya giden erkeklerden bazılarının geri mağarasına dönemediği zamanlarda, kadın garantiden yeni erkek almıştır. Daha vahim olanı ise eve mamutsuz dönen erkeklerinkidir çünkü onlar hem mamutsuz hem de mutsuzdurlar. Kadın tarafından bir başka kadına “Bizim adam beceriksiz, bak komşunun kocası ateşi buldu. Bu mamut bile avlayamıyor beceriksiz herif, git dünden kalan kemikleri sıyır. Ben annemin mağarasına dönüyorum” diye, mağara resimlerinden elde edilen acıklı ve açlıklı hikayeler mevcuttur. Bu durum geçen zaman ve gelişen teknolojiyle Bu zamana taşınmıştır. Kadınlar günü, Anneler günü gibi konular zaten toplumda kabullenilmiştir. Ancak Evlilik yıldönümü ve sevgililer günü gibi bazı günlerde erkekler sponsor firma görevi görmekten öte bütün hizmetler kadın için yapılmaktadır. Sanki sevgililer gününde sadece kadınlar sevgilidir ve evlilik yıldönümünde sadece kadın evlenmiştir izlenimi doğmaktadır. Bilim adamları bu konuda yanılıyor olabilir onlarda insan sonuçta. Bu konuda erkeğe yapılan en önemli işkencelerden birisi ve en etkilisi, hamile bir kadının aşermesidir. İşkencenin boyutlarını ifade etmek adına Afrika da yaşayan hamile bir kadının canı kar çekerse ne olur? Erkek başka bir kıtaya gider ve o karı eritmeden karısına getirir. Bunun gibi kışın çağla erik, yazın kar ya da hiç olmayacak bir zaman da hiç olmayacak bir şey. Erkek hiç şaşırmaz. Sadece verilen emri yerine getirmeye çalışır. Sanki doğacak çocuk hatır için yapılmış. Sanki “Ben karnımdan bir çocuk çıkarabiliyorum, ya sen! Çıkarabilir misin? Hım! Oldu o zaman. Hadi sende git, yaz günü bana kar getir bakalım. Ya da başka bir imkansızı imkanla canım” diye misilleme yaparlar. Ve erkeği tehdit ederler “ Ay! Bak canım nasıl çekti. Bak getirmezsen çocuğunun bir tarafını eksik ya da fazla doğururum” “ Hadi bakayım ufak yürü toz kaldırma. Ee! Bizde çocuk doğuracağız herhalde, gel o zaman doğurabiliyorsan kendin doğur canım. Nerenden çıkarırsan çıkar valla, gelemem ben sıkıntıya, zaten çocuk doğuruyorum işim gücüm var sinirliyim” diye, erkeğe yapılan tehdit sonucu erkek bükük boynunu daha da bükerek emri yerine getirmek için harekete geçer. Kadın anabilim dalı uzmanlarının yaptığı bir araştırmada da şu tarihi gerçek ortaya çıkmaktadır. Saygı, nezaket, kibarlık, gibi tüm toplumu ilgilendiren temel kurallalar bir anda bir erkeğin başına çöküverir. Örnek: Aynı şartlara sahip iki bayandan birisi otobüste oturuyorsa, birisi de ayaktaysa hiçbir saygı ve nezaket kuralı söz konusu değilken. Oturanlardan birinin erkek, ayakta duranın kadın olması durumunda, oturan erkek saygısız ve nezaketsizin tekidir. Sebebi toplu taşıma aracında açıkça bir kadın tarafından şöyle dile getirilir. Ayakta duran bayana erkek yer verdiğinde, bayan ufak bir sesle ulusa seslenir. “Çok naziksiniz, teşekkür ederim” bu sözler yer veren erkek için bir ödül olup, bir bayanı memnun etmenin verdiği enerjiyle Ankara’dan İstanbul’ a kadar ayakta yolculuk edebilir. Yer vermeyen erkekler bu görüşün karşı tarafında olup, orada tek nazik ve kibar olan o erkektir. Diğer erkekler yorumsuz. Kadın detayda gizlidir, bazı kadınların da detayların detaylarında olduğu yine bazı kadınlar tarafından söylenir. Ben bilmem, onlar öyle diyor. Bu yazıyı okuyan erkekler ön yargıya kapılıp, yazı hakkında içlerinden olumsuz yorum yapmaya başlamış olabilirler. Yine bu bilim adamlarının yaptıkları araştırmalarda ortaya çıkan bazı çarpıcı gerçeklerden de bahsetmek istiyorum. Bu arada bu bilim adamlarının kim olduğunu bilmiyorum. Olaya bilimsellik kazandırmak için iki de bir bilim adamı deyip durdum. Bilim kadını da demek isterdim ama sanki kulağa alışılmış gelmiyor gibi. Dünyayı erkekler şekillendirmiştir. Tarih kitaplarının neredeyse tamamı erkekleri ve yaptıklarını anlatmaktadır. Uzaya ilk tuvaletini yapanından tutunda ilk uzay yolundan dönüşte ölenine kadar. Bunu hazmedemeyen bazı kadınlarda şu sözü tarih sayfalarına kazımışlardır. “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” Evet her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır, o ya eşi ya da sevgilisi ya da annesidir erkek kadınsız olmaz. Kadınlar yine kendilerine buradan bir çıkar sağlamaya çalışsalar da o zaman o kadına sormazlar mı? Başarısız olan erkeklerin arkasında kim var? O erkekler birer mantardır da yerden mi bitmişlerdir? Onların anaları yok mudur? Başarısız olan erkeklerin hepsi Gay dır da, onların sevgilileri eşleri yok mudur? Diye sorarlar kadına. Bilim adamlarının yaptığı araştırmalara göre gelecek yeni nesil erkekler bu numaraları yemeyecekler. Başarılı olan her şeyin arkasında olan kadınlar. Başarısızlıkların ardından çıkıp ta “bunu ben yaptım. Bu başarısız erkeğin arkasında ben varım. Seçim kazanan erkeğin yanında kasıla kasıla duran kadınlar, seçim kaybeden erkeklerin neden yanlarında değildir. Adam tek başına çıkar “Seçimi kaybettim bütün suç karımındır” demez. Kadında kocasının yanında durup “Eşimin seçimi kaybetmesinin tek suçlusu benim” demezler. Bu örnekleri maç kaybeden tekniktrektörün karısına, işten kovulan adamın karısına, üniversiteyi kazanamayan gencin sevgilisine, o sene hasat alamayan çiftçinin karısına sormuyorum onun suçu yok zaten karışmaz da öyle şeylere. Ama diğerlerine soruyorum. Neden başarısızlıkların ardında durmuyorsunuz? Diye, ben bunu uzatır giderim de sıkıcı olmamak lazım. İşte böyle sevgili kadınlar ve erkekler. Demek ki dünya iki canlıdan oluşuyormuş “erkekler ve kadınlar” Gerisi saz arkadaşı ya da sahne fonu. Kadınlar hakkında araştırmalarını kaynak olarak bizimle paylaştıkları için bilim adamlarına teşekkür etmek isterdim. Ama onlar olmayan isimlerinin saklı tutulmasını istediler. Bu yazıya öfkelenmeden sabırla okuyan erkek ve kadınlara teşekkür eder sürç-i lisan ettiysem çıkacak olan en yakın af kapsamından yararlandırılıp, şartlı tahliye edilmemi kendilerinden önemle istirham ederim. Bu yazının yazılış amacı erkeklerin uyanması ve silkinmesi, kadınların daha dikkatli olup yeni savunma mekanizmaları üretmesi değil, tamamen latifedir. Yoksa bana ne, kimin karısı aşermiş canı erik istemiş. Bana ne, bir olan iki gönlün seyran ettiği samanlığın tozunu almak. Beni ilgilendirmez. Herkes başına yağan karı kendi eritsin. Herkes başına konan talih kuşunun biletinin amortisine kendisi baksın. Kimsenin büyük ikramiyesinin kimseye faydası yok. Herkes karısının, kocasının, sevgilisinin kıymetini bilsin. Beni ilgilendirmez… Bu yazıdan hoşlananlar olduysa ne mutlu. Ama hoşlanmayanlar olduysa ben ne yapayım. Okumasaydı. Hem bu sözleri ben kafamdan atmadım ya. Bilim adamları söylemiş bende kaleme almışım, muşum, mişim… Tekrar tekarar sürç-i lisan ettiysem afola...
Tavsiye Et :
• Gürhan Bıyıklı yazıyı favori listesine aldı...
Eylül
6
Eylül
1
Eylül
1
3 Kardeş Bölüm 8 (dizi Senaryosu)
• Başar Besimler • Komik Hikayeler • 27 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
30
Ağustos
30
Ağustos
30
Ağustos
11
Temmuz
26
Temmuz
5
Temmuz
2
Temmuz
2
Temmuz
8
Şubat
26
Ağustos
16
Ağustos
25 |
![]() |
|
||||||||||||||||