kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Düş Hikayeleri







Okudunuz Mu?
HalilKaranfil
Halil Karanfil


Düşsel Bir Yolculuk

Düşsel Bir Yolculuk
1 / 1 / 2008  Salı tarihinde Özge Alkan tarafından eklendi, 533 kez okundu...

“Vira vira hey!.. Vira vira hoo!.. Cazgırın gür sesi, neşeli kahkahalar geceleri süsleyen şarap... Masmavi deniz, çirkin sesli martılar, denizin gamzesi yakamozlar… Her liman ayrı bir dünya her liman bambaşka şehirler, yüzler... Başka başka giyimli insanlar, başka başka diller, evler, sokaklar, gemiler... Ama en güzeli deniz... Suskun, mavi, ...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Özge Alkan

Özge Alkan







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Düşsel Bir Yolculuk


Vira vira hey!.. Vira vira hoo!..

Cazgırın gür sesi, neşeli kahkahalar geceleri süsleyen şarap... Masmavi deniz, çirkin sesli martılar, denizin gamzesi yakamozlar… Her liman ayrı bir dünya her liman bambaşka şehirler, yüzler... Başka başka giyimli insanlar, başka başka diller, evler, sokaklar, gemiler... Ama en güzeli deniz... Suskun, mavi, huzurlu deniz... Bir yudum şarapla en güzel meze deniz... Geceleri ayın şavkıyla kendilerini sergilemekten çekinmeyen yakamozlarla dertleşilen, ıssız deniz.. Şöyle durup baktığında dalgalarla nefes alabildiğin yosun kokulu deniz... Düşünüyorum da insan özgür müdür koskoca maviliğin ortasında yoksa tutsak mı? Güçlü müdür yoksa hiç mi? Büyük müdür yoksa zavallı mı?

Yalnızlığımla, sırtımı üşüten rüzgârla, içimi ısıtan şarabımla yıldız manzaralı filikamda bu düşüncelerle bir gece daha. Yarın Ephesos a varmış olacak yelkenlimiz. Aklım bir kaç saat evvel gördüğümü sandığım güzellikte. Gerçek olmadığını düşünüyorum ama ya gerçekse.

Ephesos a son bir kaç saat kaldığını söylüyor kaptanımız. O hayran olunacak bir adam. Hatta gördüğüm en kendi halinde insan. Hayat onca sakin, huzurlu akıp gidiyor. Hiç bir şeyi dert edinip yarına kahretmiyor. Oysa kahredecek çok şeyi var. Kaptanla aramızda özel bir bağ oluştu sanırım. Bana sımsıcak gözlerle baktığını görebiliyorum. Az evvel ondan şalopayı ephesosda kalınacak süre içinde bana verip veremeyeceğini sordum. Ne için istediğimi bile sormadan dikkatli olmam şartıyla izin verdi.

Aslında kararsız kalmıyor değilim. Çünkü Ephesos çok güzel bir şehirmiş. Anlatılanlara göre görüp görebileceğim en güzel şehir hatta. Orda yüzlerce el yazması, büyük bir tiyatro, tanrılara methiyeler dizen yaşlı bilgiler ve ücretini ödeyip deniz yorgunluğunu atmama yardım edecek bir düzine güzel kadın varmış. Yol boyunca nerdeyse tüm tayfa ephesoslu kadınların güzelliğini ipek ve şeffaf kumaşlar içinde nasıl da cazip göründüklerini anlattı durdu. Ancak hiç bir şey gördüğümü sandığım şey kadar güzel olamaz, eminim.

Kaptanın rotayı değiştirip Ephesos uğrama nedeniyse ne el yazmaları ne kültürel güzellikler ne yaşlı bilgeler ne de kevaşe kadınlar. Onun bu görkemli şehre tek uğrama sebebi; bereketin tanrıçası kibele geleneğine göre inşa edilmiş o görkemli Artimes tapınağını yaşlı ömrümde bir kez olsun görebilmek… Güzelliği ve manevi değeri anlatamayacağım kadar büyük ve değerli.

Kaptan yekeyi sıkıca kavradı… İç gıcıklayan sesle yelkenli limana vardı nihayet. Birkaç saat dinlenip yelkenlide biraz atıştırdıktan sonra hemen şalopayı alıp onu gördüğüm (ya da gördüğümü sandığım) açıklığa doğru yol aldım. Yanımda suyum ve yiyeceğim var. İçimde bir tuhaf hisle yapıyorum bu yolcuğu. Gerçekliğe bu kadar yakın bir hayal görülebilir mi bilmiyorum. Fakat gerçek olamayacağını da biliyorum. Sanırım şu bir ortalama 1 günlük yol bitmek bilmeyecek. Neyse ki yelkenimi dolduracak kadar rüzgâr var bugün denizde. Posedion benimle olmalı...

Denizin eşsiz ninnisiyle uyumuşum. Gözümü hayretle bakan yosun rengi iki gözle açtım.Karşımdaydı.. Kumral uzun saçları, yosun gözleri, pembe güzel yanakları, ufacık dudakları ve saçına iliştirdiği denizyıldızıyla, etiyle kemiğiyle karşımdaydı işte. Sanki ona geleceğimi biliyordu. Hiç bir şey söylemeden bakıyordu sadece. Önce dilimizi bilmediğini düşündüm. Ona böyle saatlerce günlerce bakabilirdim. Eliyle oturduğu yeri işaret etti. Yanına gittim başını omzuma sımsıkı bastırdı, ellerimi ellerinin içine aldı. Dudaklarından tek bir kelime cıktı, anlat! Anlattım, belki saatlerce sadece konuştum konuştum. Ancak ben onu merak etmekteydim. Bir denizkızı olamazdı. Denizkızlarının şarkılar söyleyip gemicileri işlerinden alıkoyduklarını, hatta sesleriyle büyüleyip güverteden, kıçtan düşüp ölmelerini sağladıklarını bununla eğlendiklerini duymuştum. Bazıları da yüzen zavallı balıkçılarla tayfalara görünüp güzellikleriyle ve efsunlarıyla onları büyüleyip boğulmalarını sağlamaktan haz alırlarmış. Ancak en belirgin özellikleri belden aşağılarında ayak yerine yüzgeçler olmasıymış. Ellerini tuttuğum mis kokulu narin kadın hiç de öyle değildi. Bembeyaz ayakları, oldukça narin bir göbek çukuru vardı. Denizkızı değildi evet. Ancak bizler gibi insan da olmadığı muhakkak. Denizin evi olduğunu anlamak öyle basitti ki.

Fazla konuşmaktan kuruyan dudaklarıma ateşli bir öpücük kondurup tüm kuşları kıskandıracak kadar güzel sesiyle anlatmaya başladı. Evini, buraya nasıl geldiğini... Anlattığına göre o bir nemfti. Evet nemf... Onları da çok duymuştum. Bereketin, doğurganlığın ve güzelliğin simgesi nemfler, nehirlerde yaşayan çok uzun ömürlü ilahi dişiler. Büyük tufandan sonra selle birlikte denize sürüklenmiş zavallı nemfim ve bir daha dönememiş. Tek isteği evine dönebilmek... Benimse tek istediğim onunla yaşamak. Ne yazık ki benim dünyamda yaşayamayacak kadar naif.

Şalopayla en yakın nehre götürecektim onu, söz verdim. Şafak sökerken cıktık yola. İki gün süren yolculuk sonunda onu ait olduğu yere bıraktım. Kendisi gibi onlarca nemfin arasına, naiadlar diyarına.Nehrin ufaldığı yerde kayalarla gizlenmiş yosun kokuşuyla denizi andıran bu yerdi demek nemfimin evi. Bizi görünce kız kardeşleri önce ürkek gözlerle baktı.(Nemfimin söylediğine göre onu esir aldığımı ve şimdi de kız kardeşlerini de almak için geldiğimi sanmışlar.)Ancak nemfim bakışlarıyla benim tehlikeli biri olmadığımı anlattı onlara. Onlar da bana sıcak davrandılar. Daha önce tatmadığım yemekler sunup şarkılar eşliğinde yedirdiler. Bir tanesi başıma çiçeklerden bir taç bile taktı.

Orda, onların arasında, naidlar diyarında yaşamayı hiç düşünmedim. Ancak itiraf etmeliyim ki sevgili nemfimin benimle gelmesini çok isterdim... Öyle güzel ve öyle benzersizdi ki onu unutmam mümkün değil.

Ephesos a döndüğümde olanları kaptana anlattım. O da zamanında çok güzel bir nemf kızı görmüş. Ancak benim kadar cesur olamadığını ve şalopayı istediğimde bunun için istediğimi tahmin ettiğini söyledi. Bir sonraki yolculuk benim yüzümden gecikmişti ancak kaptan ya da tayfası suçlamadı beni.
Miço rengi solmuş acık yeşil şapkasını çıkardı:
"Bir gemim var üç direkli
Kürek çekerler yürekli
Tayfası aslan yürekli
Heyamola, yussa! "… Adet yerini bulduğuna bahşişler de toplandığına göre, bir sonraki limana doğru yola koyulduk.

Gemi de kalmaya ve kaptanın sağ kolu olmaya karar verdim… Ara sıra güzeller güzeli nemfimi düşünmüyor değilim. Ancak hayatımı Sinope de kaptanın kızınınkiyle birleştireceğime dair bu yaşlı adama söz verdim.

Viya şimal... Viya şimal... Sinope...



Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 1/4/2008
kurgulamayı beğendim,mitolojiyi düşle güzel harmanlamışsınız..

Erturan Elmas
Erturan Elmas / 1/2/2008
Batı mitolojisini hiç sevmem ama muhteşem olduğunu kabul eder ve bu mitolojiye saygı duyarım. Mitolojik öğeleri de kullanarak gerçek-hayal arası güzel bir yazı oluşturmuşsun Özge. Yazmaktan asla vazgeçme. Tebrikler.

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 1/2/2008
Bir düş yolculuğu ve mitolojik kahramanlarımızla hem de. Çok güzeldi.


Ağustos
21
Güneş Doğar mı Umuda?(ıı)
Mehmet Emin SelçukDüş Hikayeleri • 18 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ağustos
18
Öldüren Ev
Ethem HırlakDüş Hikayeleri • 41 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
17
Güneş Doğar mı Umuda?(ı)
Mehmet Emin SelçukDüş Hikayeleri • 75 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Ağustos
17
Gidiyor Benden Bir Şey
Soner CanbakalDüş Hikayeleri • 43 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
17
Hayal Dünyası
Kübra CengizDüş Hikayeleri • 56 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
27
Cemkirik
Özge AlkanKişisel Hikayeler • 240 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Ocak
1
Düşsel Bir Yolculuk
Özge AlkanDüş Hikayeleri • 534 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
30
Yok Oluş (ya Da Var Oluş)
Özge AlkanDüş Hikayeleri • 361 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ocak
1
Düşsel Bir Yolculuk
Özge AlkanDüş Hikayeleri • 534 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
30
Yok Oluş (ya Da Var Oluş)
Özge AlkanDüş Hikayeleri • 361 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Şubat
27
Cemkirik
Özge AlkanKişisel Hikayeler • 240 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Düşsel Bir Yolculuk, Düşsel Bir Yolculuk hikayesi, Düşsel Bir Yolculuk hikaye, Düşsel Bir Yolculuk nedir?, Düşsel Bir Yolculuk hakkında bilgi, Düşsel Bir Yolculuk hikayeleri, Özge Alkan hikayeleri, Düşsel nedir, Düşsel hikayesi, Düşsel hikayeleri, Bir nedir, Bir hikayesi, Bir hikayeleri, Yolculuk nedir, Yolculuk hikayesi, Yolculuk hikayeleri,










Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Computeach | iKobo | Loans | Personal Finance | MPAA | Video | Arkadaş | Saat