Düzmece süzmece ussallaştırmaca
..........Yaşama geldiğimizde,küçük yaşlarda bize verilmesi gereken sevgi, saygı,bir çok önemli şey yanında bilimsel düşünce verilmelidir. Mutlak ve mutlak ``Gerçeğe saygı`` olmalıdır insanda.
..........Gerçeğe saygısı olan bir insanda yalanlar başkaldıramaz.Gerçeğe saygısı olan bir toplumda yalancı,küfürcü,üç kâğıtçı ve dinsel sömürücü kişiler yaşayamaz.
.........Gerçeğe saygının temeli ilk yedi yaştır. Eğer gerçeğe saygı oluşmamışsa bir model seçersiniz. Modeliniz tabiiki gerçeğe saygının olmadığı biridir. Onun izinden paldır,küldür yol alırsınız. Yaşamınız nasıl geçer
peki?
DÜZMECE,SÜZMECE,USSALLAŞTIRMA ile... Diyelim 18 yaşına derken 20 yaşına geldiniz.Artık bir siyasi partiye oy vereceksiniz. Belki bir ideoloji
sizi dürtüyordur:
``Haydi bize gel! ` diye.
İşte burada yol ayrımındasınız.Bilimsel düşünce yaşamınıza hakimse gerçeğe
uymayana kapınızı kaparsınız.Bir yılkı atı gibi yılkıya karışayım,sonra ne derler, endişesine kapılmazsınız.
.......Yılkıya katılınca neler mi olur?
Kendi kendinize yılkının iyi yönlerini senaryolaştırırsınız. Bu``Düzmece`` oluyor.
Hani derler ya kendine ``soğukluk`` veriyor, işte öyle. Sonra içinde bulunduğunuz yılkının hep kötü yönlerini süzersiniz görmek istemezsiniz.
Ussallaştırma başlar.Mantıklı olmasa da siz mantıklıdır,dersiniz. Günün birinde zemin değişir,konjoktör o yılkıdan yana bozulur siz selin içinde bir taş gibi savrulursunuz karşı kıyıya.Çünkü daha siz ``Gerçek siz`` olamadınız ki
Kendiniz olamadınız yani...İnsanın kendisi olmak! Ne güzeldir bir bilseniz!
......Size bir örnek vermek istiyorum. Arkadaşlarının seline kapılan 15-16 yaş civarındaki erinlik çağındaki yavrumuz eğer gerçeğe saygı ile yetişmemişse
hemen bir ``sürü`` ye katılır. Ben şunu söylemek istiyorum. Eğer bir insanın kendi iç dünyası ile dış dünyadaki grubun gerçekleri örtüşüyorsa ona yılkıya katılmak denmez. Sadece kabul görmek için katılıyorsa ya da ağabeyine ya da babasına,annesine kızıp karşıt gruba katılıyorsa o zaman yılkıya katılmak
olur.
.......Örneğim işte böyle.Yıllar yılı sol görünümlü oldu bir tanıdığım. Aile çevresi
sağ düşünceliydi. Evlendi,eşi de sağ görüşlüydü. Aradan yıllar geçti kendisi
değiştiğini artık sağ görüşlü olduğunu söyledi. Onun sol görüşe katıldığı dönemler ne solun ne sağın içinde yer almayan ben, her şeye ihtiyatla yaklaşı
yor tek yaptığım şey kendime saygımdan gerçeğe saygımdan dolayı bekleyip
,öğrenmekti. Arkadaşım bir gün sağcı olduğunu açıkladı bana. Dedim ki seni sağcı yapan,sana dönüş yaptıran ne idi:
-Yusuf Yıldırım`ın ``İnanmıştım`` adlı romanı,dedi.
Bana 2005 yılında bunu söyledi. 2005 yılından 6-7 yıl önce değişimi yaşayan arkadaşım muhtemelen 1996 larda sağ görüşlü olmuştu. Onun okuduğu kitabı ise ben 1979 yılında okumuştum. 12 Eylül öncesi zor dönemdi yaşamayan bilemez. Tüm süzgeçlerden,elemelerden,okumalardan geçerek
geldiğim nokta Atatürk`ün yolu olmuştu.
........Niçin?
``Hayatta en hakiki mürşit ilimdir,fendir`` sözünden tutun ``Yurtta barış dünya da barış``a kadar gelin.
......Mesela Atatürk`ün halka hitabet kültüründe küfür yoktur.Ne tarafına bakarsanız ERDEM seller gibi akıyor.
.....Her şeye kendine saygısı ile hareket etmiş.Örneğin doğruluktan yana olmuş,bilimden yana olmuş ama içki ve sigara içiyorsa onu da saklamamış.
Halkın önüne kendi gerçeğiyle çıkmış.
İçkiyi ve sigarayı ben içmem.Tavsiye etmem kimseye. Bir örnek insanın içkisi ve sigaraya mahkum olmasına çok üzüldüm.Ne var ki:
``Mustafa Kemal kendi öz duruşuyla halkın karşısına çıkmıştır.Ne ise o olarak
çıkmıştır.
.....Sözümün özü asla yılkıyı görüp yılkılara karışmamak lazım.Kendi özümüz olmalıyız.Kendimizi sevmeliyiz.Barışık olmalıyız.Kendimize illede bir yılkı seçmek durumunda da değiliz. Tek kişilik de olabiliriz. Mustafa Kemal de
``Tek Adam`dı.Tek adamlık gördüğünüz gibi dünyaya örnek olabilir.
.....Siyasi,ekonomik,bilimsel bakımından Mustafa Kemal doğru reçeteyi yazmış o yolda ilerlemeliyiz. Bu yol hep güllük gülistanlık olmaz.Patikalar hele hele kara dikenler de olacaktır.Ama doğru reçetenin verdiği ilaçlar kar
şısında,urlar eriyecektir.Yeter ki kendimiz olalım.
.....Gerçeğe,kendisine,bilime saygısı olmayan insanlar ya ne yaparlar peki?
Öncelikle çok acı çekerler.Bugün şunları savunurken herhangi bir nedenden Yarın hem de tam tersini savunmak.Hep kuzeye gitmek isteyen insanın dönüp güneye giderken acıları çekmesi ne zor!
Peki niye,hangi sebep onu bu yola itmiştir? Muhtemelen küçük şeydir bir küçük menfaattir. Belki bir villacık! Haketmediği bir devlet memurluğu,ya da o istemediği güruhtan sevdiği biriyle evlenmek!
Ya da birinin seline kapılıp yılkıya karışmıştır. İster ona bir apartman ya da yüklü kredi,yat vs versinler doğru fıtratta yaratılan, insanın vücudu eğri duruştan yorulacaktır.
Kendiniz olmanız dileğiyle.
Sevgi,barış,bilim,erdem koyun koyuna sımsıcak; kinsiz,nefretsiz bir yaşam dileğimle
Dostlarıma sevgilerle
Deltaseiks