Ebemkuşağı
Kışın ayazı son nefesini Mart ayının bağrına gizlemiş üzerimize üzerimize üflüyor,ama yine de baharın muştulu ayak sesleri kapımızda...
Bugün tabiat olayları başımı döndürdü.
Güneşli bir güne uyanmıştım.Pencereden baktığımda bahçedeki tomurcuklanmış,çiçeğe durmuş dalları,kısa otlar,çimenler üzerinde parlayan çiğleri gördüm.
Eşim yine de bana kalın giyinmemi tembihledi.
Gömleğimi,süeteri çıkartıp kazağımı giydim.
Öğleye doğru hava karardı,önce fırtına koptu,ardından sağanak yağmur yağdı.Tahsilat için bir müşteri ziyaretine çıktığımda ise güneş tekrar sıcak yüzünü gösteriyordu,ama yine de yağmur ince ince yağıyordu.Başımı gökyüzüne kaldırdım,HAYRET...buluttan eser yok ama yağan yağmur damlacıkları güneş ışınlarıyla pırıl pırıl parlıyor.İnsanlar saçak altına kümelenirken ben kendimi caddeye attım ve yağmur altında ıslanmanın zevkine erdim.
Büroya geldim.Hesap,alacak,dekont,makbuz derken nasıl olduysa gözlerim pencere dışına aktı ve işte orada,ufukta ebemkuşağını gördüm. Ne kadar güzeldi.Resim derslerinde en çok ebemkuşağını boyamasını severdim ve gökyüzünde renk cümbüşü bir kuşak olmazsa resmin bir yanının eksik olacağına inanırdım.Gerçi o gökkuşağıydı.Şimdi ben neden ebemkuşağı kelimesini kullanıyorum onu da bilmiyorum ama ebemkuşağı-gökkuşağı ikisi de hoş,çünkü kendisi hoş.Gazetenin birin de kelime yarışmasını okumuştum,Dillerdeki en güzel kelimeler hangisidir ? şeklindeydi galiba.Çinceden kelimeler vardı,afrika kabile dillerinden kelimeler vardı mesela Almanca kelebek anlamında -schmetterlıch-vardı.Türkçede ise -YAKAMOZ-kelimesi seçilmişti galiba.Bana sorsalardı dilimizdeki en güzel kelimeyi ebemkuşağı-gökkuşağı seçerdim.
Müşteriler bekleye dursun ben ebemkuşağını seyretmenin keyfine tekrar erdim. bir kamyon görüş alanımı kısıtladığında işime geri döndüm,az sonra ise ebemkuşağı gökyüzünde değildi.
-Kar yağıyor...
Çaycı kadın tebessüm ederek dışarıda lapa lapa karın yağdığını söylüyor ve ekliyor:
-havanın bugün aklı karışık.
Demek ki bugün herekes şaşkın.
İçerde çalışanlar pencere kenarına koşarak hayretle güneş altında raks eden yağmur ve kar tanelerini seyrediyor.
Ben yine ebemkuşağımı arıyorum,fazla sürmüyor buluyorum sevgilimi.Dağılan kurşuni bulutların arasında adeta bir kadın kaşı kadar ince ve kadın zerafetiyle süzülüyor.
Bu yazıyı nasıl bitirmeli diye çok düşündüm.Felsefi olarak bitsin istemezdim ama mecra oraya aktı öyle bitecek:
İster Doğa-tabiat olayları deyin ister Şeriat-ı Fıtrıye kanunları deyin,ilk insandan günümüze nice tabiat olayları yaşandı,ve hep yaşanacak.İnsan suya muhtaç su ise bulutlara,demek ki bulutlar olmayınca hayat olmayacak,insanlık olmayacak.
Bulutlar hep olsun gökyüzünde ve benim ebemkuşağım hep bulutların arsından sıyrılarak gökyüzünü halelesin.
Çaycı kadının dediği gibi havanın aklı karışık.Siz siz olun üşütmeyin ve hastalanmayın bir de kendinize dikkat edin.
sevgilerle...