Eflatun`a Sormuşlar
İnsan tam bir bilinmez… Bilmeyi içinde gizleyen,
İçinin ve çevrenin -dış âlemin- arasında, koşuşturduğundan bihaber.
Güdüleri, şartlanmışlıkları, doğruları arasında kendi olmaya… Kendini bulmaya çalışan emektar.
İhtiyaçlarını, kendinden beklenenleri temin için yorulan, didinen işçi.
Aslında tek bir isteğin temini için yapılan, bir ömür seferberlik… Aklıyla, gönlüyle, bedeniyle; doğumundan ölümüne kadar süren bir savaş.
Zafer… ‘Huzur’
İstediği; yaşamının devamını sağlayacak ,gerekli olanların kaygısından olabildiğince kurtulmak.
Gerekli olanlar, lüzumlu farz edilenler hakikaten ihtiyaç mıdır? Yâda listenin kaçıncı sırasında kendilerine yer bulabilirler.
Eflatun`a iki soru sormuşlar.
Birincisi;
"İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir?"
Eflatun tek tek sıralamış:
- Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler...
— Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler, sonra sağlıklarını geri almak için para öderler...
— Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar...
— Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler...
Sıra gelmiş ikinci soruya;
"Peki sen ne öneriyorsun ?"
Bilge yine sıralamış:
- Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi "sevilmeye" bırakmaktır...
— Önemli olan; hayatta "en çok şeye sahip olmak" değil "en az şeye ihtiyaç duymaktır".
Hayatı ve kendimizi bir de bu pencereden bakarak görebilsek.
Aklın yolu bir… Yeter ki, yol ve yolcu kavramlarını doğru algılayabilsek.