Egeli Şaşkın İmam
hikaye egede bir köyde geçmekte. ufak kayalıklı deniz kenarında, küçük bir koy. balıkçı teknelerinin bulunduğu küçük bir kumsal. aslında zanaat balıkçılık burda, biraz da hayvancılık. tavuklar inekler. turunç ve greypfurt ağaçları, limonlar...
köyün şaşı, bir o kadar da şaşkın bir imamı var. komik adam bu imam. bir çorabını giyer, birini giymez, unutkan mı unutkan. karısı olmasa evden pijamayla çıkar.
ufak evinin ufak avlusundan dışarı çıkar imam. köye son zamanlarda turist de gelmekte. imamın bir çırağı var, turizm bereketinden biraz nimetlenmekte. açar yere bir branda, üstünde kasetler, eski kolyeler, sandıklar, el yapımı ufak tefek hurdalar.
imam hoca! imam hoca! al bak sana bir kaset hediye. eskiciden aldım, ama daha bakmadım içinde ne var.
imam kasedi alır. "hadi len! ituulu it. yerde neettirip duruyon? hade git yingene yardım et."
çocuk sadece güler. imam kasedi alır cebine koyar.
hoca camiye varır. kasedi kasetçalara yerleştirir...
"bu ne fesupanallaaaaa".... "töbe fesupanallaaaa"
diyip durur. ama derken de omuzları bi aşağı bi yukarı oynuyor. göbeği hoplamaya başlıyor.
"şeytanlar çarpsın zizi emiiiiii" der ve STOP`a basar.
dışarı çıkar taburesine oturur ve gelen geçeni izler. çırak hala orada. birkaç dakka dinlenir. sonra çırağına seslenir "sen hala gitmedin mi! madem gitmiycedin, gel şuracıkta bekle. ben bi koşu kaaveye gidicem"
çırak içeri girer. beş dakka sonra kasetçaların yanındaki alarm çalar! akşam namazının saati. ezan vakti! hoparlör kablosunu kasetçalara takar ve PLAY`e basar.
`zorba` idi çalan.
halk birden şaştı kaldı. bu çalan da neydi? karga sesli imamın sesi gitmiş bu tıngır mıngır şarkı gelmişti? böyle ümmet iman`a mı çağrılırdı?
manavcı süpürgesini bıraktı, camiye doğru yürümeye başladı. çaycı, bulaşık süngerini bıraktı kahveden çıktı. insanlara garip bişeyler oluyordu. omuzları hop iniyor hop kalkıyordu. kontrolsüz bir takım hareketler...şişman kasap göbeğini hoplata hoplata koşuyor, yerinde duramıyor.
yaşlı bir dede var ya? tekerlekli sandalyede. o da ne?! kalkmış ayağa oynuyor! ve gülüyor!
beş dakika içerisinde, caminin önündeki ana yolda, arka planda, denizin üzerinde güneş batarkene, o müthiş manzarada, bütün halk, bütün ahali kolkola! zorba oynamakta. bu dansın ritmine tutunamamakta. dans etmekte. bu sırada...denizde iki fok balığı. oynaşıyorlar, zıplıyorlar, denizin binbir ateş renginde yansıyan dalgalarından oyun bahçesi yapıyorlar kendilerine. camiye uğramayan ahali, bir şaşkın imam, ve bütün ümmet aha şurda, şu yolda, açık havada, zorba oynamakta.