Ekmek KavgasıEkmek KavgasıEkmek Kavgası & Kale..“Kars ve Ardahan'da çobanlık yapacak kimse bulunmadığından, Iğdır'dan çobanlar geliyormuş.”! Haber; Kuzeyanadolu Gazetesi.. Yıl 1981 Mevsim İlkbahar. Hani şarkılar böyle başlar, oysa ben bir şarkının başlangıç satırını değil bu tarihte çobanlık yaparken hissettiklerimi, yaşadıklarımı yazmak ve dostlarla paylaşmak istiyorum. Şimdiki çocukların, gençlerin kulakları çınlasın, elimizde lise 1. sınıftan 2. sınıfa geçtiğimiz karneler ve takdirname, eve sevinerek geldik. Annem hayatımın bir tanesi, yaşam kaynağım canım annem kapıda karşıladı. İlk sözü Ahmet Amcanız geldi konuştuk, bu yaz siz çobanlık yapacaksınız. Evet, yıl 1981 ve mevsim İlkbahar Mahallemizin muhtarı Ahmet amcanın önerisi ile Mahallemizde yaylaya gitmeyen komşuların hayvanlarını (yaylalar ininceye kadar.2 Ay ) otlatmak için çobanlık teklif edildi. Ne karnenin, n ede takdirnamenin farkında. Hayatında okula gitmemiş, 26 yaşında dul kalarak el kapılarında temizlik, gündelik iş, tarlalarda ırgatlık yaparak bize bakan annem o saf ve doğal haliyle emrivaki yaparak bizi çoban yaptı. Kardeşim benden iki yaş küçük olmasına rağmen ilkokula beraber başladık, lisede de beraber okuduk. Tabi çobanlık işi de ikimizin boynuna kaldı. İlk önceleri ne olduğunu anlamadık. Sabah nahır yerinde topladığımız 200 kadar ineği dağlarda otlatıyor, öğlen saatlerinde kırkpınarlar'da suya indirip, su içmelerini ve biraz dinlenmelerini sağlıyor, sonra tekrar otlatarak akşama doğru evlere getiriyorduk. Bir sabah Selgah mevkiinde derenin üst tarafında inekler kavgaya tutuştu, büyük bir gürültü arasında ineklerden biri diğerini boynuzları ile dereye itti. Beş, altı metre yüksekten dereye yuvarlanan hayvanın yanına gittiğimizde hiç kımıldamıyordu. Boynundaki kalın damarlarda oynama vardı. Hemen bıçağımı çıkardım ve hayvanı kesmeye başladım. Eğer kesmesem eti yenmez.(dinimiz gereği boğazı kesilmeyen, kanı akıtılmayan, kendinden ölen hayvanın eti yenmez). Bıçağım öyle kasap bıçağı değil. on santim civarında bir çakı. Hayvanın tam deri kısmını kestiğimde hafif kan akmaya başladı, ah sonrasını ne siz sorun nede ben anlatayım. Boğazının bir bölümünü kestiğim hayvan meğer sadece bayılmış. Önce çırpınmaya başladı, sonra ayakları bağlı olmadığı için ayağa kalktı. Kardeşimle beraber büyük bir şaşkınlık içinde ne yapacağımızı şaşırdık. Ben kafasından, kardeşim ayaklarından yakalayarak inekle boğuşmaya başladık. Canı yanan hayvan daha da hırçınlaştı. Dere boyunca bir aşağı, bir yukarı minderde güreşen güreşçiler gibi uğraştık durduk. Sonunda yorulan hayvanı yere devirmeyi başardık ve yarım kesilen boğazını tam keserek yorgunluk ve şaşkınlıkla oraya yığılıp kaldık. Ben başıboş kalarak dağılan hayvanları toplamakla uğraşırken, kardeşim kesik başı eline alarak savaş meydanlarından çıkmış yorgun savaşçı gibi eli, ayağı kan içinde eve doğru yola çıktı. Biz hayvanın kime ait olduğunu anlayamadık. Adettir ölen hayvanın kesik başı mahalleye getirilip bir meydana konur. Sahibi hayvanı kulağında ki nişanından tanır. İnek Musa amcanınmış, öğleden sonra bir at arabasıyla gelerek ineği olduğu yerden aldılar. Bize sadece abdestli olup, olmadığımızı sordu. Abdestli olduğumuzu, ineği keserken tekbir getirdiğimizi, kıbleye doğru çevirdiğimizi söyledik. Nasıl söylerdik, ineğin sadece bayıldığını, keserken ayılan inekle mücadelemizi bu arada kıble veya başka şeyleri düşünecek halimizin kalmadığını nasıl söylerdik. O kesilen hayvanın etinden bir parçada bize gönderdi. (Musa amca bu iki çocuğu bağışla ve hakkını helal et.) Sonraki günlerde kâh eğlenerek, kâh zorluklardan bıkıp ağlayarak devam ettik çobanlığa. O çobanlıktan kazandığımız parayla bir at arabası ( yöresel şivemizle söylersem Gaşka) aldık. Köprübaşında bekleyip, bir çuval un, ya da birkaç kasa sebze alan insanların evlerine nakliye işi yaptık. Ara sırada hasta olan komşularımızı bu arabayla hastaneye götürdük, ambulans oldu, Eğer köylere minibüs yoksa bu at arabası yolcuda taşıdı zaman, zaman. Dul kalan anneme ve onun öksüz çocuklarına ekmek teknesi oldu. Utanmadık Gaşgacı denilmesinden, utanmadık çoban olmaktan.! Şimdi siteyi dolaşırken çoban bulunamadığı için Iğdır'dan çoban geldiğini, hayvanları kızlarımızın otlattığını, bir sürü gencimiz işsiz kahve köşelerinde zaman öldürürken, Ardahan'da yabancı işçilerin çalıştığını okudum, resimler bölümünde at arabalarını görünce bir garip hüzün kapladı içimi. Kolay değil hayata tutunmak, kolay değil öyle adam olmak. Adam olmak ve okumak isteyen çocuklarımızın yeri geldiğinde, ihtiyaç olursa önce çoban olmasını isterim. Sabah daha güneş doğmadan kalkacaksın. Yemeğin, çıkınında kuru ekmek ve peynir, içeceğin derelerden akan su olacak. Kemiklerine kadar ıslanacaksın yağan yağmurlarda. Kurt seslerinden korkacaksın. Dağ başlarında yalnız kalacaksın günlerce, sesine senden başka sadece kayalar ses verecek. Hüzünlenip türküler söyleyeceksin gözyaşları arasında. Yılarca onurlu mücadele vereceksin, inadına direneceksin yokluğa, yoksulluğa. Ödün vermeyeceksin doğrularından. Kırılmak pahasına da olsa eğilmeyeceksin. Sonra yaşın 42 olduğunda, Her güne ve sana sunulan her şeye şükrederek oturup bilgisayarın başında yazılar yazacaksın. Çocukların çobanlık ne demek baba diyecek, eşin yaşadıklarına tebessümle bakacak. Ama sen yüreğinde kocaman izler bırakan hatıralarınla baş, başa kalacaksın ve bu satırları yazarken eşin ve çocuklarından gizlice ağlayacaksın.! İster ağa ol istersen çoban, Bir gün son bulacak yolculuğun,mermerden yapılma musalla taşında. Er kişi diye niyet edecek imam.! Nasıl bilirdiniz diye soracak ey camaati Müslimin.? Nasıl bilirdiniz.?
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Ekmek Kavgası isimli yazı, Engin Kasap tarafından 1/27/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
Kasım
29
Kasım
28
Kasım
27
Kasım
25
Eylül
23
Nisan
19
Şubat
28
Şubat
16
Ocak
14
Mayıs
14
El Yazısı Yüzünden..(seni Seviyorum)
• Engin Kasap • Aşk Hikayeleri • 3095 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Ocak
27
Ocak
26
Nisan
13
Şubat
13 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||