Emlakçı Cinayeti/7
Yorucu geçen bir gecenin ardından sabah mesai başlamadan yarım saat önce büroma gelmiştim. Önceki akşam işim çabuk bittiğinden eve gidip erkenden uyumanın hayalini kurarak emniyetten ayrılmıştım. Eve gidip banyo yapmış, yemek yemiş ve biraz da televizyonun karşısında vakit geçirdikten sonra saat on gibi yatağa girmiştim. Ancak sabaha karşı gelen telefonla uyandım. Ormanlık alanda yanmış bir ceset bulunduğu haberini veren Doğan’ın telefondaki sesiyle birlikte apar topar olay yerine gitmiştim.
Gelirken aldığım sıcak poğaçalarla kahvaltı yaparken bir yandan da sabahki yanmış cesetle ilgili almış olduğum notlara göz gezdiriyordum. Uzunca bir zaman sonra kapı vuruldu ve içeriye “Günaydın” diyerek Erol girdi.
-Amirim, geçen gün benden Fikret’in abisi adına kayıtlı silahların listesini istemiştiniz.
-Hazırladın mı?
-Amirim öncelikle Cevdet Kozyürek adına kayıtlı üç adet av tüfeği ve bir adet tabanca bulunuyor.
Erol’un uzattığı listeyi inceledim. Elimdeki raporda değişik marka ve modelde üç adet av tüfeği ve bir adet Baretta marka tabanca listelenmişti. Erol’a döndüm:
-Eğer Fikret’i abisi öldürdüyse koleksiyonunda bulunan ruhsatsız silahlardan biriyle vurdu.
-Ama silahın kaydını bulduk amirim. Dün akşam siz çıktıktan sonra Balistik’ten Fikret Kozyürek’i öldüren silahla ilgili bir rapor geldi.Fikret’i vuran silah Adana’da İlyas Köse adlı bir muhtara ait. Ancak işin ilginç yanı İlyas Köse geçen yıl vefat etmiş amirim.
-Peki katil muhtarın mirasçılarından tabancayı satın almış olabilir mi?
-O ihtimali de düşünüp araştırdık. Muhtarın yaşayan hiçbir akrabası yok amirim.
İşler daha karmaşık hale gelmeye başlamıştı. Her şeyi en baştan almaya karar verdim. Büroma kapanıp en baştan dosya üzerindeki bütün ayrıntıların üzerinden geçecektim. Yarım saat sonra masamın her yanında not alınmış, yapışkanlı, küçük sarı kağıtlarla tüm ipuçları üzerinde çalışıyordum. Fikret’in otopsi ve laboratuvar raporları, Kahveci Muharrem’in ifadesi, Fikret’in botundaki kan örneği, Bulgar Bekir’in sabıka dosyası… Fikret’i bulan polis memurunun ifadesini okurken bir ayrıntı aklıma takılıverdi. Büromda İsmail ile görüşürken bana daha önce Adana’da görev yaptığını ve İstanbul’a bir yıl önce tayin olduğundan bahsetmişti. Sanırım ipucunu yakalamıştım. Eğer tahmin ettiğim sonuç çıkarsa bu katili bulduğumuz anlamına gelecekti. Hemen telefonun ahizesini kaldırıp Doğan’ın cep telefonu numarasını çevirdim. İkinci çalışından sonra Doğan telefonu açtı.
-Doğan merhaba, ben Kemal Komiser. Geçen sorgudan önce bana emlakçının cesedini bulan polis memurunun eşinin ölü bulunduğunu anlatmıştın.
-Evet amirim, sanırım tecavüz olduğu kesinleşmiş.
-Cinayet dosyası ile kim ilgileniyor Doğan?
-İkinci şubeden Alaattin komiserim ilgileniyor.
Doğan ile konuştuktan sonra bu kez ikinci şubeden Komiser Alaattin’in numarasını çevirip cinayet dosyasının bir örneğini istedim. Kadının adı Ayten Uzungöl’dü. Eşinin ifadesine göre Ayten şehir dışındaydı. Olayın olduğu gece İstanbul’a dönecekti. Ormanlık arazide tecavüze uğradıktan sonra boğazı kesilerek öldürülmüştü. Tahmin ettiğim gibi dosyada Ayten Uzungöl’ün kan örnekleriyle ilgili bilgiler de yer alıyordu.
İki dosyayı karşılaştırdıktan sonra son kez telefonu elime aldım ve kriminal şubenin numarasını tuşladım. Telefonu genç komiser Zeynep açtı. Hal hatır sorma faslından sonra Fikret’in botunun altında bulunan kan örneği ile Ayten Uzungöl’ün kan örneklerinin karşılaştırılması talimatını verdim. Durumun aciliyetini açıkladıktan sonra sonucu öğleden sonra alabileceğim cevabını alıp telefonu kapadım.
Öğleden sonra şubelerin haftalık toplantısından çıkarken cep telefonumun cebimde titrediğini fark ettim. Arayan Zeynep Komiser’di.
-Amirim, sonuçlar belli oldu. Fikret Kozyürek’in botunun altında yer alan kan örneği Ayten Uzungöl’e ait.