kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

En Değerli Anne Ölü Annedir

En Değerli Anne Ölü Annedir
7 / 5 / 2008  Çarşamba tarihinde Bekir Sepet tarafından eklendi, 330 kez okundu...

“Bir öğle vakti evimizin tahta kapısı çok zayıf bir güçle çalındı. Ben küçük bir çocuğun kapıyı çaldığını düşünerek kapıyı açtığımda karşımda, elinde erik ağacından sopasıyla, başında cumhuriyetin ilk yıllarını andıran Anadolu tarzı örtülmüş başörtüsüyle, üzerinde temiz ama eski basmadan fistanıyla minicik bedeniyle yaşlı bir kadın duruyordu.Kadı...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Bekir Sepet

Bekir Sepet







En Değerli Anne Ölü Annedir


Bir öğle vakti evimizin tahta kapısı çok zayıf bir güçle çalındı. Ben küçük bir çocuğun kapıyı çaldığını düşünerek kapıyı açtığımda karşımda, elinde erik ağacından sopasıyla, başında cumhuriyetin ilk yıllarını andıran Anadolu tarzı örtülmüş başörtüsüyle, üzerinde temiz ama eski basmadan fistanıyla minicik bedeniyle yaşlı bir kadın duruyordu.

Kadın belini doğrultamıyor, başını yukarıya zorla kaldırıyordu. Yüzüme bakmak için ağırca başını yukarıya kaldırmaya çalışırken, ben aşağıya eğilip “buyur ebem” dedim. Yaşlı kadın “ Fatma’nın evi mi burası?” diye sorunca “evet içeriye geç ebem” dedim.

Yavaş ve titrek adımlarla içeriye girdi. Annem ekmek yapmak için içeride hamur yoğuruyordu. Annem kan ter içinde kalmış koca teknedeki hamuru yumruklarıyla bir saattir yoğuruyordu. Kalabalık ev nüfusuna bakkaldan alınan ekmek yetmediği için annem 15 günde bir hamur yoğurup ekmek yapıyordu.

Arkası dönük olan annem “kimmiş oğlum gelen” diye, seslendiğinde. Ağlamaklı ve titrek bir sesle “benim Fatma’m benim” dedi yaşlı kadın. Annem hamurlu ellerini havaya kaldırıp yaşlı kadının boğazına sarıldı. “Elif ebe nasılsın? Sen nasıl buldun burayı? Ah! Ebem, Ah! Gel otur şöyle hamur yoğuruyorum şimdi biter” dedi. Bende ebenin kolundan tutup tahta divana oturması için yardım ettim.

Ebe, kurumuş çorak toprağa benzeyen kınalı eliyle yüzüme dokundu. Yanağımı okşadığında nasırlı elleri zımpara gibi yüzümü acıttı. Sonra anneme seslendi “Fatma’m senin mi bu? Maşallah. Allah hayırlı evlatlar versin Fatma’m, Ah! Fatma’m Ah!” diye, ağlamaklı ses tonuyla çıkan sesini, bir yaz yağmuru gibi ansızın gözünden dökülen yaşlar kesiverdi. Ebe minik bir çocuk gibi sessizce hıçkırarak ağlıyordu, gözyaşları kırışık yüzünün kıvrımlarını doldurup taşıyor ve küçük çenesinden eski basma fistanına damlıyordu. Kökü çürümüş, dalları kırılmış, gövdesinde derin ve büyük yaralar olan çınar ağacını andıran haliyle yıkılmamak için zorla ayakta durmaya çalışıyordu.

Ebe, yazmasının ucunu tutarak çukurlaşmış kırmızı göz pınarlarını sildi. Derin bir nefes alıp, nefesini verirken hıçkırıkla karışık “Çok Şükür Yarabbi” diye, haline şükür etti. Arkası dönük olan annem de hem ağlıyor hem de hamuru yumruklayarak yoğuruyordu. Annem yaşlı gözleriyle bana bakarak “hadi oğlum bir çay koy” dedi. Ben mutfağa çay koymaya gittiğimde. Annem hamurunu yoğurmuş sofra örtüsü ve bir battaniye ile hamuru olgunlaşsın, ekmeklik kıvama gelsin diye örtmüştü. Annem mutfağa gelip elini yıkarken bir taraftan da alt dudağı titreyerek sessizce ağlıyordu. Annem bana seslenmeden içeriye girdi ebenin yanına oturdu.

Bende geldim yanlarına oturdum. Ebenin bu hali beni yerle bir etmişti. Kimdi acaba bu yaşlı kadını ömrünün son günlerinde bu kadar mutsuz eden.

Annem Elif ebenin tekrar elini öptü. Elif ebe hala hıçkırıyor ve minik bedeni hala hıçkırıklarla sarsılıyordu. Başladı elif ebe anlatmaya.

“Gızım Fatma’m, benim doğan çocuğum öldü, doğan çocuğum öldü de. Ben İsmail’im doğduğunda iki ay yataktan galkamadım. Ben İsmail’im doğdu diye otuz gün oruç tuttum. Südüm çekildi de, gomşumuz Hatce gelin, Elif aba solucan yirsen südün çoğalır dedi. Ben öğüre öğüre solucan yedidim. Ben onun yüzüne bakmaya gıyamam Fatmam. Kendin biliyon, köyde ne va ne yok satcen ana dedi, bende satma olum demedim. Eh! Olum sen bilirsin gari dedim. Rametlik buvası ölünce evimin direği olduydu İsmail’im. Ne bileydim Fatmam, çılbak şeytan goynuna girince değişceni. Yemedim içmedim biriktirdim de borç harç düğün ettiydim. Kendi elimnen getirdim Fatmam, gelinimi. Meyersem gelin değilde düşman getirmişin a Fatmam. Evlendi de yanı günü “Gayınna sende biznen mi galcan” dedi. Bende a gızım benim kimim kimsem yok dedim, benim bi İsmail’im va. Ben kimin yanna giden? kime sığınen? Dedim. Gaşlanı çattı da “Ben seni göndemesini bilirin” dedi. A! Fatma’m. Bende yuvaları bozulmasın huzurları gaçmasın deye bişeycikle demedim gelinimede olumada.

Bizim oğlan bir iki hafta sonra “ Ana hiç mi bizim akrabamız yok? Git accık da onların yanında gal” deverince, dizlerimin bağı çözülüvedi a Fatma’m. Sonra accık eşyam varıdı zaten, aldım onları çıktım da evden, gaç ana sen nereye gidiyon? Demedi İsmailim.

Aha o günden sonra bir iki ay birinin yanında, bir iki ay başgalarının yanında göçebe gibi gezdim, a Fatma’m. Bi gaşık yemek verilese yedim, bi laf atalasa gonuştum. Elin evinde çivili yataklada, bıçaklı yorganlada gan ağlaya gan ağlaya yattım a Fatma’m.”

Diye anlatınca Elif ebe, bende boğazıma tıkılan ve artık nefes almamı bile zorlaştıran o acıyı dolan gözyaşlarımla beraber akıtıverdim. Elif ebe nur yüzlü bir kadındı ve hiç ağzından dua düşmüyordu. Annem ağlamaktan konuşamıyor ve Elif ebenin gözyaşlarını eliyle siliyor sonra o eli öpüyordu. İçimde büyük bir öfke kabarmıştı dünyadaki en değerli varlığını son günlerinde böyle perişan sokağa atan vicdansıza.

Annem kısık bir ses tonuyla bana dönerek “İsmail amcan yok mu şu alt sokakta oturan, İşte onun annesi Elif eben” dediğinde anladım bütün olayı.

Elif ebe gözlerinden kan misali yaş damlaları dökerken birden anneme dönüp “A! Fatma’m şurdan baksam sizin camdan. İsmail’limin evinin bacası görünür mü? Dediğinde.

Yüreğim param parça oldu. Hala onca yapılanlara rağmen evlat hasretiyle yanıyor ve içindeki hasretliği oğlunun evinin bacasını görerek gidermeye çalışıyordu Elif ebe. Annem göz yaşları içerisinde “Gel gel! Elif ebe görünüyor. Şu tepesinde demir olan baca İsmail’in bacası” diye, Elif ebeye yardımcı oluyordu.

Elif ebe o gelişinden sonra birkaç kere daha geldi. Ve her geldiğinde ilk geldiği gibi göz yaşları içerisinde aynı anlattıklarını bir daha anlatarak oğlunun evinin bacasına bakarak ona duyduğu hasretliği gidermeye çalıştı. Sonra duyduk ki bir akrabasının evinde ölmüş. Cenazesine gittiğimizde birçok akrabası vardı. Ben kendi ebem ölmüş kadar üzüldüm. Tabutun başında ağlayan biri daha vardı. Oğlu İsmail.

İsmail amcayı görünce tüylerim diken diken olmuştu. Çok sevdiği, canı gibi sevdiği annesini kaybetmiş ve elini tabuttan hiç çekmeden ağlayan bir evlat manzarası sergiliyordu cenazeye katılanlara. Aslında oradaki birçok kişi de onun ne kadar hayırsız bir evlat olduğunu biliyordu. Ve herkes kulaktan kulağa bir şeyler fısıldıyorlardı. İçimden koşup elini tabuttan çekmek geliyordu İsmail amcanın. Yaşı benden çok büyüktü ve beni mahalleden de tanıyordu böyle bir şey yapmam onu çok öfkelendirebilirdi.

Bu manzarayı hazmedemiyordum birden annemin yanından ayrıldım ve usulca İsmail amcanın yanına yaklaştım. Kısık bir sesle kulağına “İsmail amca artık dünyadaki hiçbir kadın senin annen değil, artık öpeceğin hiçbir el onun değil, yanağına değen hiçbir dudak, başını sıvazlayan hiçbir el artık senin annenin değil” diye seslendim kısık bir sesle.

İsmail amcadan biraz da korkuyordum, çok acılı duruyordu tabutun başında. “Belki döver” dedim kendimce. Fakat bunu ona söyleme isteğimi bastıramamıştım. Cümlem bitince hemen yanından ayrılıp annemin yanına gittim. İsmail amca hiç gözünü kırpmadan beni başıyla takip ediyordu.
Bende annemin yanına geldim. Annem de ağlıyordu. Ben hemen annemin yanağını öptüm. Annem de beni öptü ve başımı sıvazladı. Sonra annem bana “Ne dedin İsmail amcana?” dedi. Bende başın sağ olsun dedim anne” dedim.

İsmail amca o kadar acılı ve o kadar kıskanarak bana bakıyordu ki. Hiçbir yüz bu kıskançlığı bu kadar yansıtamazdı.

Sonra İsmail amca yaşlı gözleriyle hiç kesmeden bana dakikalarca bakarak kanatırcasına dudağını ısırarak başını hafifçe aşağı ve yukarı salladı.

Anlamıştı artık İsmail amca. Anlamıştı… En değerli en çok sevilen anne ölü bir anneydi…



Telif Hakkı Uyarısı En Değerli Anne Ölü Annedir isimli yazı, Bekir Sepet tarafından 07.05.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...

Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Meryem Özkan yazıyı tebrik etti...
tebrik Necla Alptekin yazıyı tebrik etti...
tebrik Uğur Vatansever yazıyı tebrik etti...
tebrik Selcan Aktaş yazıyı tebrik etti...
Turgut Altunyurt
Turgut Altunyurt / 08.05.2008
elimizdekilerin degerini kaybetmeden bilmeliyiz,hayatta ne yaptiysan er yada gec karsiligini göreceksin,unutmayalim ki bu günde asla yarin yok,,kaleminiz daim olsun,saygilar

Uğur Vatansever
Uğur Vatansever / 07.05.2008
Güzel bir hikaye,umarım gerçek değildir. Yanlız çok daha beterleri yaşanıyor gün be gün görüyoruz ana haber bültenlerinde... Ne yazık ki kıymet denilen duygu bizde ölümden sonra güçleniyor.Bu durumun değişmesi dileği ile,eline sağlık...

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 07.05.2008
çok güzel

Müslime Uğuz Öngeli
Müslime Uğuz Öngeli / 07.05.2008
hikayenizi beğendim

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 07.05.2008
çok güzel hikaye tebrik ediyorum bunu okuyunca insan annesini daha çok sewmeye basalar. inhşallah bu hıkaye gercek değiildir

Derya Sesigüzel
Derya Sesigüzel / 07.05.2008
Bu dünyada ne ekersen onu biçersin diye boşuna söylememiş atalarımız.Allah(c.c) herkese hayırlı evlatlat nasib eylesin. İsmail amcan annesinin değerini çok geç anlamış.Şimdi annemi arayıp onu ne kadar çok sevdiğimi söyleyeceğim.Çok etkilendim bu hikayeden.Ellerine yüreğine sağlık.

Hafize Hanaylı
Hafize Hanaylı / 07.05.2008
Çok güzel bir hikaye. Dilerim gerçek değildir,ama bunların örneğini de duyduk. Özellikle erkek evlatlara duyrulur. Teşekkür ederim.


Ekim
12
Başlangıç
Serap TelözYaşamdan Hikayeler • 28 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ekim
12
Hayaletler
Öznur ÖzençYaşamdan Hikayeler • 20 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
12
Sorunlar
Öznur ÖzençYaşamdan Hikayeler • 17 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
12
Hayat Yeni Baslıor
Şükrü HakanYaşamdan Hikayeler • 24 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
12
Beyoğlu Beyoğlu Ooof Beyoğlu (vı)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 32 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
30
Antidepresan
Bekir SepetYaşamdan Hikayeler • 115 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
11
Ataya İntizar
Bekir SepetYaşamdan Hikayeler • 135 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Temmuz
26
Kaç Paralık Çocuksun
Bekir SepetYaşamdan Hikayeler • 242 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Temmuz
5
İyilik Kötülük
Bekir SepetKlasik Şiirler • 141 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Temmuz
2
Kadınlar ve Erkekler
Bekir SepetKomik Hikayeler • 919 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Temmuz
2
Kadınlar ve Erkekler
Bekir SepetKomik Hikayeler • 919 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Temmuz
8
Dört Yaşındaki Seri Katil
Bekir SepetYaşamdan Hikayeler • 804 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Şubat
26
Ölüm Ötesi
Bekir SepetYaşamdan Hikayeler • 574 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ağustos
16
Ne Demek?
Bekir SepetYaşamdan Hikayeler • 552 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Mart
1
Cemre Toprağa Düştü 4
Bekir SepetYaşamdan Hikayeler • 498 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler En Değerli Anne Ölü Annedir, En Değerli Anne Ölü Annedir hikayesi, En Değerli Anne Ölü Annedir hikaye, En Değerli Anne Ölü Annedir nedir?, En Değerli Anne Ölü Annedir hakkında bilgi, En Değerli Anne Ölü Annedir hikayeleri, Bekir Sepet hikayeleri, Değerli nedir, Değerli hikayesi, Değerli hikayeleri, Anne nedir, Anne hikayesi, Anne hikayeleri, Ölü nedir, Ölü hikayesi, Ölü hikayeleri, Annedir nedir, Annedir hikayesi, Annedir hikayeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Bize Birşey Olmaz!

Erol Sunat
Hızır’ın Tuğla Ocağı

Sezer Nişancı
Cevapsız Sorular

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : 0 Credit Cards | Car Insurance | Hummer | Credit Card Consolidation | Compare | Gazlıgöl | Saat