kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Erik Ağacı

19 / 2 / 2005  Cumartesi tarihinde Murat Mehmet UĞURLU tarafından eklendi, 1766 kez okundu...

“Yedi yaşında idi, çimenlerin arasında gülücükler atan erik fidesini Abbas Yerin’den söküp, evin önündeki bahçeye diktiğinde. O yıl, yaşıt çocuklarla yarışırcasına fide toplama hevesine kapılmıştı.Önce başkaları yapıyorsa, ben de geri kalmayayım diye başladığı iş, sonra hoş bir uğraşa ve eğlenceye çevirilmişti. Sığır otlatırken bahçelerd...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Murat Mehmet UĞURLU

Murat Mehmet  UĞURLU







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Erik Ağacı


Yedi yaşında idi, çimenlerin arasında gülücükler atan erik fidesini Abbas Yerin’den söküp, evin önündeki bahçeye diktiğinde.

O yıl, yaşıt çocuklarla yarışırcasına fide toplama hevesine kapılmıştı.Önce başkaları yapıyorsa, ben de geri kalmayayım diye başladığı iş, sonra hoş bir uğraşa ve eğlenceye çevirilmişti.

Sığır otlatırken bahçelerde, gezinirken yol kenarlarında gözleri hep yerlerde dolanıyor, gözüne kestirdiği fideleri keyiflenerek topluyordu.

İlk günler acemiliği tutup,kırılıverince söktüğü körpe fideler, içinde de birşeyler kırılıyordu. O nedenle biraz büyükçe, kartlaşmış ve gür bir fideye rastladığında hazine bulmuşçasına ve ipi göğüslemişçesine coşarak havalara zıplıyordu.

Her şeyin yavrusu sempatik olur derler ya; meyve fideleri de birden bire önem kazanmış, sevimli ve sempatik görünür olmuşlardı.

Cemreler toprağa düşünce,kışı demlenerek geçiren meyve çekirdekleri, baharın ilk sıcakları ve ılık yağmurları yedikçe kabuklarını patlatıp; papatyalar, mor menekşeler, yaban çilekleri ve sakarcaların yanında,tek tek filizlenip boy vermişlerdi.

Boy attıkça ya sığırlara yem oluyor,ya kazaya kurban gidip eziliyor ya da meraklı bir Ademoğlu eliyle sökülüp yer değiştirerek yaşamını sürdürme şansını yakalıyorlardı.

Günlerce, gözlerine kestirdiği fideleri toprağı ile birlikte titizlikle söküp, ceplerinde taşıdığı bez parçalarına sararak evin önündeki bahçeye taşıdı. Böylece hem eğleniyor, hem de küçücük bir meyve bahçesine sahip oluyordu.

Akşama dek sığırların yanından ayrılamadığından, toprağı dökülen bazı fideler solmuştu. Söktüğü fidelerin toprağını bol tutmayı öğrendi. Anasının, itirazlarına, fidanlar büyüdükçe tarlayı gölgede bırakacağı sitemlerine, yalvarmalarına, uyarlarına kulak asmadan çalıştı ve on kadar değişik meyve dikmeyi başardı.

Birkaç tane elma ve armut, iki adet kiraz, birer de şeftali ile erik fidesi dikebilmişti.

Bahçelerinde erik ağacı yoktu. Bu nedenle erik fidanına özel ilgi gösteriyordu. Fidanların dibine sığır gübresi koyar, kurak günlerin akşamında sulardı ama, gözü hep erik fidanına bakardı.

Aradan birkaç yıl geçti, kalınlaştı fideler, gür yapraklı fidanlara eriştiler.

Sordu, soruşturdu aşı yapmayı öğrendi; köyün en beğenilen ağaçlarından aşılar seçti ve kendi elceğiziyle kesti, biçti ve kaktı. Aşı yerine sıkıca çamur bağladı eski gömleğinden yırttığı bez parçasıyla.

Fidanlarını korurken, rüzgardan, fırtınadan ve kuraklıktan çok kara keçiden çekiniyordu. Kara keçi çok tehlikeli idi; ahırdan çıkarken ve girerken ansızın meyve fidanlarına saldırıyordu. Bir ikisinin ucundan, kenarından koparmıştı da. Ama eriğe dokundurtmamış yakınına yaklaştırmamıştı.

Erik , illa ki de erik diyordu. Bahar geldiğinde evin penceresinden görünen manzara içini ürpertiyordu. Alından kırmızısına, beyazından moruna muhteşem bir renk cümbüşüyle donanırdı penceresinin altı.

Geceleri gördüğü renkli rüyalarda bile yoktu ruhunu bu denli doyuran manzaralar. Sabah Güneşi ile ısınan çiçeklerden yükselen nefis kokuların karışımından mest olur, sinirleri yumuşamış, yorgunluğunu atmış ve her zamankinden çok dinlenmiş olduğunu hissederek uyanırdı.

Kollarını penceresine dayar dakikalarca bu renk denizini seyre dalar,nefis kokuları içine çekerdi. Hatta, odasına dolan enfes kokular,uyanmak üzereyken gördüğü son rüyalarına bile yansırdı.

Köyün bütün kuşları onun meyve ağaçlarına tünerlerdi sanki. Sabahın erken saatlerinden başlar ve gün boyunca ağaçtan ağaca, daldan uçuşup, gagalarını kapamamaca cıvıldaşıp dururlardı.

Çiçekler dökülmeye yüz tuttuğunda, yerini körpe, el değdiğinde ezilecek kadar narin, güneşin altında geçen her dakikada yeşilin onlarca tonuna evrilen yapraklar uç verdi.

Günler geçip yapraklar genişleyip kartlaştıkça, çiçek kökleri koyu yeşil meyve tomurcuklarıyla donanırdı. Tomurcuklar irileşir, renkleri değiştikçe iştah kabartan görüntülere dönerlerdi.

Fidanları ilk yıllarda üç beş tane meyve ile yetindiler. Hepsi de çok olgun, iri ve tatlı meyveler verdi. Çakaleriği cinsindi erik fidanı nerdeyse silme ikiz meyve verriyor, dalda kaldıkça sarımtırak bir renk alıyor bal küpüne dönüyordu.

Başkalarının ağacı sınırlı sayıda ikiz meyve verirken, onunkinin sepetti ikizlerle,üstelik de elma iriliğnde eriklerle dolardı.

Yıllar yılları kovaladı; oğlu Hüseyin tutmayı öğrenmeye başladığında omzuna oturtup erik ağacının dibine götürdü, “şunu al, şuna uzan “ diye işaretler ederek en olmuşlarından toplattı. Değerli iki varlığını buşuturuyor olmanın gönencini duydu, hatta duymak için özellikle erik ağacının altına giderdi.

Oturup ağacın dibinde doya doya yerlerdiler topladıkları erikleri..

Yıllar durmadı, mevsimler döndü ve yine meyveye durdu ağaçlar. Hüseyin büyümüş ve iki kız, üç de erkek kardeşi gelmişti dünyaya. O ise otuz altısını bulmuştu bu arada. Erik ağacı da kalınlaşmış, dallanıp budaklanmış ve boy atmış, meyvelerinin yerden uzanarak toplanması olanaksız hale gelmişti.

Bir akşamüzeri canı erik çekti. Evdekiler de yer diye eline sepetini almayı unutmadı. Ağaca tırmanabilmesi için alttaki budak yerine yetişmesi gerekiyordu. Birkaç hamle yaptı, budağa yetişemedi. Az ilerdeki taşı aldı, ayağının altına koydu. Yine kısa kalınca taşın sivri ucunu yukarı çevirdi.

Bu kez uzandı, tutundu budağa ve kendini çekti yukarı. Meyve boldu ve sepet kısa sürede dolmuştu. Gün boyu sürekli güneş gören dal uçlarında ve yaprakların üzerinde duranlar diğerlerinden tatlı ve olgun olduğunu bildiği; yeşilden sarıya, bal rengine doğru değişen eriği kopardı, dişlerine götürdü. Ön dişleriyle ısırdı, taze lokuma gömülür gibi gömüldü dişleri eriğe. Çekirdeğe ulaşamadan dişleri, orta sertlikteki erik yarıldı, ayrılan parçası koptu; suları dilinin üzerine doğru yayıldı.

Sular tanıdık bir tadı beynine ulaştırdı;beyni, tanıdık duyguları hareketlendirdi. Tada ısırmanın yarattığı haz eşlik etti ve gevşedi kasları, eklem yerleri ayrıldı birbirinden, çözüldü. Kopan parçayı bir daha çiğnedi, diş etlerinde hissetti eriğin etini ve orta sertliğini.

Çiğnemek, ısırmak, bir daha, bir daha çiğnemek... çiğnemek...durmaksızın yineleniyordu çiğnemek isteği.

Tamah edip dalın ucunda sallanıp duran bal rengi, iri ve olgun erikleri olan üç çına doğru hamle yaptı. Sol eline aldı sepeti, tutunduğu dala doladı ipini, eliyle dalın arasında sıkıştırdı. Sağ elini uzattı, parmak uçlarıyla dokundu çının ilk eriğine.

Eğer koparmazsa birkaç saat içinde kendiliğinden düşecek, böceklere, kuşlara yem olacak ve geri kalanı çürüyüp toprağa karışacaktı.

Biraz daha uzandı, parmaklarının arasından avucuna kaydırdı. Sol eli zayıflamıştı, sepetin ipi gevşedi, daldan boşanmaya başladı. Beyni emir verdi “tut sepeti, erikler dökülecek, emeğin boşa gidecek.” Emre uydu, avucunun içine aldığı eriği bıraktı saniyelerin altında bir sürede.

Ayağının boşlukta kaldığını fark etti. O an her şey koptu. Ayağı kaydı, ağırlaşmış sepet aşağı doğru çekti vücudunu. Şaşkına döndü, tutunamadı, dalın üzerinde duramadı. Hızla yere doğru akıyordu.

Elleriyle dikip, aşıladığı, kara keçinin hışmından koruyup büyüttüğü erik ağacından düştü, kuyruk sokumu kafasının iki katı büyüklüğündeki taşın sivri ucuna vurdu ve ömrünün son otuz yılını omurilik felçlisi bir yatalak olarak geçirdi.



Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 30.04.2008

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 30.04.2008
biraz daha bilgi ve erik ağacı bilgisini istiyorum teşekkürler


Eylül
5
Kayıp Yazar 15
Lutuf VeliYaşamdan Hikayeler • 22 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
4
Ölüm ve Yaşam
Cihan SökerYaşamdan Hikayeler • 23 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
4
Artık Gelemem Anne!
Ahmet CaniklioğluYaşamdan Hikayeler • 70 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
4
Kayıp Yazar 14
Lutuf VeliYaşamdan Hikayeler • 51 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Eylül
4
Esen Yalancı Fırtınalar
Hasan GezginciYaşamdan Hikayeler • 24 kez okundu. • -2 kez yorumlandı.
Mayıs
18
Köy ve Köylülük Üzerine
Murat Mehmet  UĞURLUKişisel Denemeler • 127 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Nisan
26
Türkiye 1 Mayıs Tarihsel Dizini
Murat Mehmet  UĞURLUİdeolojik Makaleler • 254 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
14
Esri
Murat Mehmet  UĞURLUHayata Dair Şiirler • 108 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
31
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Murat Mehmet  UĞURLUTarihsel Makaleler • 255 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
31
13 Şubat Öncesi ve Sonrası
Murat Mehmet  UĞURLUHayata Dair Denemeler • 184 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
16
Dedemin Aşk Öyküleri
Murat Mehmet UĞURLUAnı Hikayeler • 2705 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Nisan
11
Arkadaşların Yanına Bir Yatak
Murat Mehmet UĞURLUYaşamdan Hikayeler • 1818 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Şubat
19
Erik Ağacı
Murat Mehmet UĞURLUYaşamdan Hikayeler • 1767 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mart
7
Okur Yazar Olmak
Murat Mehmet UĞURLUSpor Hikayeleri • 1536 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
11
Kırat ve Sıpa
Murat Mehmet UĞURLUYaşamdan Hikayeler • 1394 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Erik Ağacı, Erik Ağacı hikayesi, Erik Ağacı hikaye, Erik Ağacı nedir?, Erik Ağacı hakkında bilgi, Erik Ağacı hikayeleri, Murat Mehmet UĞURLU hikayeleri, Erik nedir, Erik hikayesi, Erik hikayeleri, Ağacı nedir, Ağacı hikayesi, Ağacı hikayeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Hapınızı Yuttunuz Mu?
Erol Sunat
Geldi!

Sezer Nişancı
Coğrafyam Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Refinance | Mbna | Proxy | Ringtone | Mortgage | Video | Arkadaş | Saat