Eşek Gitti
25 / 2 / 2008 Pazartesi tarihinde Vedat Özcan tarafından eklendi, 165 kez okundu...
“KISSABir sofi yoldan gelip bir tekkeye misafir olur. Eşeğini götürüp ahıra çeker. Eliyle sucağınızı, yemceğinizini verir. Tekkedeki diğer sofiler de acizlikten umumiyetle birleşip merkebi satmaya karar verirler. Zarurette murdar da mubahtır. Nice kötü şeyler vardır ki zarurette iyi ve doğru olur. Hemencecik o eşekceğizi satarlar, yiyecek alırlar...” Okuyucu Puanı ;
Eşek GittiKISSA Bir sofi yoldan gelip bir tekkeye misafir olur. Eşeğini götürüp ahıra çeker. Eliyle sucağınızı, yemceğinizini verir. Tekkedeki diğer sofiler de acizlikten umumiyetle birleşip merkebi satmaya karar verirler. Zarurette murdar da mubahtır. Nice kötü şeyler vardır ki zarurette iyi ve doğru olur. Hemencecik o eşekceğizi satarlar, yiyecek alırlar. Mumlar yakılır. Tekkeye, bu gece yemek var diye bir velveledir düşer. Sofiler: “Bu sabır niceye dek, bu üç günlük oruç ne vakte kadar, bu zembil taşıyıp dilenme ne zamana sürüp gidecek? Biz de halktanız, bizim de canımız var. Bu gece devlete erdik, konuk geldi” derler. Hakikatte can olmayanı can sandıkları için batıl tohum ekmişlerdir. O konuk da uzak yoldan gelmiş, yorulmuştur. O iltifatı, sofilerin kendisini birer birer ağırladığını, güzel bir surette izzet ve ikram tavlasını oynamakta bulunduklarını, kendisine olan meyil ve muhabbetlerini görünce “Bu gece eğlenmeyeyim de ne vakit eğleneyim?” der. Yemekler yenir, semaa başlarlar. Tekke, tavanına kadar toza dumana boğulur. Bir taraftan mutfaktan çıkan duman, bir taraftan o ayak vurmadan çıkan toz, bir taraftan sofilerin iştiyak ve vecitle canlarıyla oynamaları ortalığı birbirine katmıştır. Gah el çırparak ayak vururlar, gah secde ederek yeri süpürürler. Dünyada tamahsız sofi az bulunur. O sebepten sofi hayli hor, hakirdir. Ancak Tanrı nuruyla doyan ve dilenme zilletinden kurtulmuş olan sofi, bundan müstesnadır. Fakat sofilerin binde biri bu çeşit sofilerdendir. Öbürleri de onun sayesinde yaşarlar. Sema, baştan sona doğru varınca çalgıcı bir Yörük semai usulünce taganniye başlar. “Eşek gitti, eşek gitti” demeye koyulur. Bu hararetli usule hepsi uyup, bu şevkle seher çağına kadar ayak vurup el çırparak “Ey oğul, eşek gitti, eşek gitti” derler. O, konuk olan sofi de onları taklit ederek “Eşek gitti” diye bağırmaya başlamıştır. O aysuişret, o sema ve safa çağı geçip sabah olunca hepsi vedalaşıp giderler. Tekke boşalır, geriye o gariban sofi kalır. Eşyasının tozunu silkmeye başlar. Nesi var, nesi yoksa hücreden dışarı çıkarır. Eşeğe yükleyip yola çıkmaya niyetlenmiştir. Alelacele yoldaşlarına yetişip ulaşmak üzere eşeği getirmek için ahıra gider, fakat eşeğini bulamaz. “Hizmetçi suya götürmüştür. Çünkü dün gece az su içmişti.” der kendi kendine. Hizmetçi gelince sofi, “Eşek nerede?” diye sorar. Hizmetçi: “Sakalını yokla!” diye cevap verince, bir kavgadır başlar. Sofi: “Ben eşeği sana vermiştim onu sana ısmarlamıştım. Yolu yordamlı konuş, delil getirmeye kalkışma. Sana ısmarladığım eşeğimi getir. Sana verdiğimi senden isterim. Onu iade et. Peygamber dedi ki. “Elinle aldığını geri vermek gerek” serkeşlik eder de buna razı olmazsan mahkeme işte şuracıkta, kalk gidelim” der. Hizmetçi “Sofilerin hepsi hücum etti, ben mağlup oldum, yarı canlı bir hale düştüm. Sen bir ciğer parçasını kedilerin arasına atıyorsun, sonra da onu aramaya kalkışıyorsun. Yüz açın önüne bir parçacık ekmek atıyor, yüz köpeğin arasına zavallı bir kediyi bırakıyorsun!” der. Sofi: “Tutalım senden zulmeden aldılar ve benim gibi yoksul birisinin kanına girdiler. Ya niçin bana gelip de söylemiyor, biçare, eşeğini götürüyorlar, demiyorsun? Eğer söyleseydin eşeği kim aldıysa ondan alırdım yahut da parasını aralarında paylaşırlar, o paraya razı olurdum. Onlar o vakit buradaydılar. Yüz türlü çare bulunurdu. Halbuki şimdi her birisi bir tarafa gitti! Kimi tutayım? Kime gideyim? Bu işi başıma sen açtın, seni kadıya götüreyim de gör! Niçin gelip de “ Ey garip, böyle bir korkunç zulme uğradın” diye haber vermedin?” Hizmetçi: “Vallahi kaç kere geldim, sana bu işleri anlatmak istedim. Fakat sen de “Oğul, eşek gitti” deyip duruyordun. Hatta bu nağmeyi hepsinden daha zevkli söylemekteydin. Ben de “O da biliyor, bu işe razı, arif bir adam” deyip geri döndüm” der. Sofi “Onların hepsi hoş, hoş söylüyorlardı, ben de onların sözünden zevke geldim. Onları taklit ettim, bu taklit beni ele verdi. O taklide iki yüz kere lanet olsun! Hele böyle ekmek için yüzsuyu döken saçma adamları taklide! Onların zevki bana da aksediyor, bu akis yüzünden gönlüm zevkleniyordu” diye cevap verir. Dostlardan gelen akis, sen denizden muhtaç olmaksızın su almaya iktidar kesbedinceye kadar hoştur. İlkönce gelen aksi taklit bil. Sonradan birbiri üstüne ve biteviye gelirse anla ki hakikidir. Hakiki akse erişinceye kadar dostlardan ayrılma. Sedefi terk etme, o katre daha inci olmadı ki. Gözün, akın ve kulağın saf olmasını istiyorsan o tamah perdelerini yırt. Çünkü sofiyi yoldan çıkaran tamahtır. Yoldan çıkarır da sofinin hali tebah olur, ziyan içinde kalır. Yemeğe, zevk ve semaa tamah ediş, hakikate akıl erdirmesine mani olur. Ayna bir şeye tamah etseydi bizim gibi münafık olur, her şeyi olduğu gibi göstermezdi. Terazinin mala tamahı olsaydı tarttığını nasıl doğru tartardı? HİSSE Bizim memlekette gelip zikir halkasına katılan çok. Kimi “vatan elden gitti” diye, kimisi de “borsa çıktı, dolar düştü, işler harika” diye “kendi hakikatini” zikrediyor. Herkesin “kendi hakikati” var… Bize de kimin sesi çok çıkıyorsa onun zikrini tekrar etmek düşüyor. Hakikat hangisi mi? “Siyaset kavgası”nın yapıldığı yerde “hakikat” aranmaz ki! Ya o taraftasınızdır ya da bu tarafta… Asıl soru şu: Biz bizim tekkede, hizmetçi miyiz, eşeğini kaptıran sofi miyiz, yoksa eşeği satıp parasıyla bir güzel ziyafet çeken sofilerden miyiz? Yoksa biz eşek miyiz? Artık siz karar verin!
Tavsiye Et :
Eylül
6
Eylül
6
Sana Dair Bir Yara Var Ruhumda
• Aylin Başdemir • Hayata Dair Denemeler • 30 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Eylül
6
Gece Sayıklamaları ( İı )
• Hülya Ayrılmaz • Hayata Dair Denemeler • 16 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
6
Sizleri Çok Seviyorum
• Bahattin Gülyuva • Hayata Dair Denemeler • 55 kez okundu. • 18 kez yorumlandı.
Eylül
6
Haziran
28
Sükuta Mahkûm Bir Münzevî
• Vedat Özcan • Hayata Dair Denemeler • 76 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Nisan
29
Nisan
23
Bir Zamanlar Bir Şehirde Ulu Bir Çınar Ağacına Tırmanan Bir Adam Var (idi)
• Vedat Özcan • Politik Hikayeler • 445 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
25
Ocak
28
Yoksa Ben Bir Fil Miyim?
• Vedat Özcan • Hayata Dair Denemeler • 115 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
31
Cinli Ağaç Ahşap Bir Ev ve İsimsiz Nine
• Vedat Özcan • Anı Hikayeler • 901 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Nisan
2
Şubat
8
İlk Okulum ve İlk Öğretmenim
• Vedat Özcan • Yaşamdan Hikayeler • 593 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ocak
26
Şubat
21 |
![]() |
|
||||||