Ev Sahibi Misafir
Adamın biri bir evin kapısını çalar kapıyı açan ev sahibi
-Ne istiyorsun diye sorar!Adamsa,Tanrı misafiriyim der
Ev sahibi bakar ki hava soğuk, vakit akşam bu adam aç mı, susuz mu diye düşünür ve acır
Evine buyur eder.eve alınan misafir yedirilir, içirilir misafir odasında güzel bir yer yatağına yatırılır, adam oldukça memnun ve keyifli yatar uyur sabah olunca güzel bir kahvaltı ile karşılaşan misafirin keyfi daha da artar.Ev sahibi ise misafir perverliğin en güzelini göstermektedir.
Bir gün iki gün üç gün derken beşinci gün olur bakarlar ki misafirin gitmeye hiç niyeti yok. Ev sahibi adam karısına
-Hanım, bu adam her halde bizde kışlayacak hele sen bir fırsatını bulunca sor bakalım ne zaman gidecek.
-Ben utanırım hem misafire ne zaman gideceği sorulur mu, der.
Adamda diyemez ama buda böyle sürüp gidemez diye bir çare düşünür ve beşinci günün akşamı düşüncesini uygulamaya koyulur ve bir not yazıp misafir odasının kapı altından atar.
Notta şu dörtlük vardır
Behey insan, behey şaşkın
Misafirin hakkı üç gün
Sana oldu bu gün beş gün
Söyle ne gün gideceksin
Bunu okuyunca adam mutlaka gider diye düşünürler.
Misafirse uyandığı zaman kağıdı alır okur ve gülerek o kağıda oda bir dörtlük yazarak kapı aralığından dışarı atar kağıtta şu dörtlük yazılıdır
Behey insan,behey katır
Bilmez misin gönül hatır
Misafir rahat olursa
Üçte yatır,beş de yatır
NE YEDİLERSE
Bir ahbabında geç vakte kadar oturan bir misafir yağmuru da bahâne ederek misafirliğini uzatır.
Bahâne olarak da yağan yağmuru gösterir.
-Görüyormusun şu rahmet dinse de bizde gitsedik.
Aynı sözü üç-beş kere tekrarlayınca,
Ev sahibi pencerelerinin perdesini kaldırarak karanlıkta dışarısına bakıp,
-Ellerin misafirleri saçakların altından gidiyor,der
ev sahibini suçlamak isteyen misafir
hemen perdenin öbür ucunu kaldırarak taşı gediğine kor,
-Evet gidiyorlar amma, ne yedilerse karınlarıda şiş gidiyorlar.
GÖZÜNE DİZİNE DURSUN
Çok çekingen, oldukça ihtiyatlı, fazlaca nazik bir adam bir ahbâbına misafir olur
Yedirirler,içirirler hizmette kusur etmemeye özen gösterirler
Misafirse her ikrâmın altında ezilir, mahcup olur âdeta utancından erir ve zar zor izin isteyerek kalkar kendisini kapıya kadar uğurlayan ev sahibine
-Yedik içtik Allah bereket versin diyeceğine utancından dili sürçer ve yedik, içtik Allah belânızı versin der.
Yanlışlığı kavrayan ev sahibi misafirini rahatlatmak için gülümseyerek
-Yağlı yavan oldu amma gözüne, dizine dursun de
PINARIN BAŞINDA UYUDUM
Evine gelen misafirin zekasını ölçmek isteyen ev sahibi
-Arkadaş susuz musun, uykusuz mu diye sorar.
Uyanık misafirse şu cevabı verir
-Buraya gelirken pınarın başında uyumuştum
YEMEKTEN SONRA
Ev sahibi kadın Kayseriliye sorar
-Çay mı içersiniz, Kahve mi.
Kayserili ise şu cevabı verir
-Çayı şimdi içelim de, kahveyi yemekten sonra.
PAHALILIK
Adamın biri evine misafir geleceğini duyunca gider pazardan meyve alır, ödediği paralar adamı çileden çıkarır
Akşam olur misafirler gelir, yenilir, içilir ve meyveler ikram edilir tam bu sırada mevzu pahalılıktan açılır
Ev sahibi adam pahalılığa kızgınlığını ifade etmek için misafirin tabağında ki meyveleri göstererek
-Zıkkım olsun, şu meyvelere avuç dolusu para verdim der.
KARPUZ KABUĞU
Tek bir karpuzlarını misafirlerine ikram eden ev sahibinin oğlu
Koşarak gelip ağlamaklı bir sesle
-Baba, annem bana karpuz kabuğunu kemitdirmiyor! der.
Baba misafirin yanında mahcup dudağını ısırarak
-Aaa ne ayıp, hiç karpuz kabuğu kemirilir mi oğlum, diye cevap verir.
Oğlu ise çocuk saflığı ile,
-Ama baba! Annem içerde kemiriyor.