Evimizdeki Düşman Toz
evlerimizde eşyaların üzerini zaman zaman kaplayan milyarlarca toz zerresinin insan sağlığına çok zararlı olduğunu biliyor musunuz? bu tozlar birçok hastalığın sebebi olmaktadır. toz içindeki gözle görünmeyen bir yaratık akciğerlere yerleşmekte ve insana hayatı zehir etmektedir.
küçük ayşegül hemen her gece ölümcül korkularla yatağına yatmaktadır. uykuya dalışından kısa bir süre sonra korktuğu başına gelmekte boğulurcasına yatağından doğrularak çırpınmaya başlamaktadır. çünkü nefes alamamaktadır! yüzü morarmakta, bütün vücudu terden sırılsıklam olmaktadır.
yandaki odada kapıları açık yatan annesiyle babası küçük kızın hırıltılarını duyar duymaz yataktan fırladıkları gibi hemen yanına koşuyor ve bir nefes alma aletini ağzına dayıyorlar. bir yanda da kızlarını yatıştırarak krizin geçmesini bekliyorlar. bazen bu önlemlere rağmen kriz geçmiyor. o zaman ayşegül in annesi özel bir hastanenin acil servisine telefon ediyor. bir yandan ambulansın gelmesini beklerken diğer yandan aile doktoruna haber veriyorlar. genç kadın üzüntülü "yazın krizler daha sık geliyor. haftada iki üç kez doktor çağırmak ve ayşe yi hastaneye götürmek zorunda kalıyoruz" diyordu.
ayşegül 12 yaşında. ülkemizde sayıları kesin bilinmeyen ama binlerce diyebileceğimiz astımlı hastalardan birisi.. 80 ile 100 ayrı astım türünün büyük çoğunluğunun modern çağın en yaygın rahatsızlıklarından birisi olan alerjiyle ilgisi olduğu tespit edilmiş. alerjinin ise yüzlerce belki de binlerce çeşidi var. işte bunlardan biri de ilk bakışta son derece zararsız gibi görünen evlerimizdeki toz yoluyla meydana geliyor.
ayşegül özellikle tozdan etkilenen alerjik bünyeli bir hasta. bunun yanısıra yumurta sarısı, balık, domates, kuruyemiş ve daha birkaç çeşit gıda maddesine karşı da alerjisi var. ama en başta toz geliyor küçük kızı hasta etmek için.. bu yüzden yatak odası ve yatağı özel bir şekilde, toz tutmayacak maddeler kullanılarak yapılmış. yani yatağı, yatak örtüsü ve yastığı sentetik. halı, perde, kitap, oyuncak gibi toz tutan her şey ise odadan uzaklaştırılmış. buna rağmen yine de geceleri kriz geliyor! sebep, böbreküstü bezlerinin salgıladığı ve astıma etki ederek oluşmasına neden olan kortizon hormonu onun vücudunda yeterince salgılanmıyor. bütün bunların yanısıra başlıkta söz ettiğim bir düşmanı var ayşegül ün: evdeki tozlarla oluşan gözle görülmeyen ve her nefes alışta akciğerlerimize giderek orada yerleşen bir parazit, bir canlı!.. bu toz böcekleri 25 derece sıcaklıkta ve yüzde altmış oranındaki rutubet ortamında meydana çıkıyor, evdeki toz ve vücuttan dökülen kepekle beslenerek yaşamlarını sürdürüyorlar. tabii bu konuda en rahat ortamı yatakta buluyorlar. insan vücudunun sürekli ısı ve ıslaklık yapmasına bir de yastığa dökülen kepekler eklenince küçük canavarların keyfine diyecek yok doğrusu!..
astım sözcüğü yunancadan gelmektedir ve solumak anlamını taşır.
bir kriz anında bronşlar kasılmakta, çoğunlukla bu odacıkların iç yüzeyleri şişerek kabarmaktadır. böylece dışarıdan alınan hava güçlükle ciğerleri doldurabilmektedir. alınan havanın ise tekrar verilmesi iyice güçleşmekte, hava ciğerlerin içinde sıkışıp kaldığı için yeniden nefes alınamamaktadır. böylece hastada boğulma hissiyle birlikte panik başlamaktadır. ciğerlerden gelen sürekli hırıltı astımın tipik belirtisidir. ağır vakalarda kortizon iğnesi ile müdahale gerekir. damardan verilen kortizon şişmiş haldeki bronşların tekrar yumuşamasını, iç yüzeydeki iltihabın ortadan kalkmasını sağlar. ama öteki bazı güçlü ilaçlar gibi kortizonun da insan vücudunda tahribat yaptığı bilinmektedir. özellikle de sürekli alındığı zaman ve çocuklara uygulanırsa bu tahribat büyük olur. büyümeyi engeller, kemikleri yumuşatır. yüz hatlarını şekilsiz, yusyuvarlak bir hale getirir. pankreasın çalışmasını durdurarak şeker hastalığına yol açar ve insan vücudunda normal kortizon salgısını yapan böbreküstü bezinin dengesini bozarak bu salgıyı durdurur! bütün bunların en kötüsü ise dışarıdan sürekli kortizon hormonu alan hastalarda alışkanlık yaratmasıdır! ama çocukları ağır bir astım krizinden kurtarmanın tek yolu bu ilaçtır!
astım çoğunlukla bebekken başlar insanlarda. ama aileler bebeklerindeki bu belirtinin farkına varmazlar. çocuğun derisinin üstünde kaşınan içi su dolu kabarcıklar görülür, göğsünde hırıltı duyulur. pek çok anne baba bronşit olduğunu sandıkları çocuklarına öksürük şurupları içirirler. ama geçen zamanla bu hırıltının kesilmediğini görürler.
ayşegülde de bu söylediklerimiz cereyan etmiş ve küçük kızın ancak 12 yaşında astım olduğu saptanabilmiştir. çocuğun annesi sürekli verilen kortizonun yan tesirlerinden kendilerine bahsedilmediğini söylüyor. "krizin bu ilaçlar yardımıyla geçmesi, yavrumuzun rahatlaması bizi mutlu kılıyordu. başka bir şey düşünemiyorduk" diyor. ama ayşegül bakıldığında diğer yaşıtlarına göre daha çelimsiz ve küçük görünüyor. yavrucağın günlük yaşamı şöyle belirlenmiş:
sabahları yedide uyanır: bronşları yapıştığı için zor nefes alır. o yüzden hemen nefes açıcığ alet verilerek ciğerlerine temiz hava gönderiliyor. sonra bronşları yumuşatan ve içerideki balgamı söken bir tablet veriliyor. okula gitmeden önce de kortizonlu bir ilaç daha alıyor.
ayşegül e bazen de okulda geliyor astım krizi. o zaman öğretmeni ev etelefon ederek annesini çağırıyor ve çocuk yine hastaneye kaldırılıyor.
bu hastalığın zaman zaman psikosomatik nedenleri olduğu da biliniyor. bazen de çocukluktan gençliğe geçiş döneminde hormonal değişim vücutta müsbet değişikliklere yol açmakta ve bu sayede astım ortadan kalkmaktadır.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :