kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Geceden Sabaha


Geceden Sabaha

Kulaklarına gelen seslerin hiçbirisine aldırış etmedi. Bulanık düşler geliyordu gözlerinin önüne. Bir karesini bile algılayamadığı ve algılamak da istemediği insan yüzleri ve insan sesleri bir film şeridi gibi geçiyordu gözlerinin önünden. Kapı zili acı acı çalıyor ve kapı hınçla yumruklanıyordu. Gelen birileri olmalıydı. Tüm bu gürültülere geceden kurduğu telefonunun alarmı da eklenince içerisinden çıkılamayacak gibi görünen bir keşmekeşe benzetti sabahını.

Yatak sıcacıktı ve hiç çıkmak istemiyordu yorganın altından. Nede olsa yatağa gireli bir kaç saatten fazla olmamıştı. Rutin sabahlarından birine uyanması gerekiyordu. Sabah kalkılıp okula gidilmesi gerekliydi. Oysa bunun anlamsızlığını düşünmekten alıkoyamıyordu kendini her sabah uyanması gerektiğini hatırladığında. Bu gün okula gitmemesi için geçerli bir sebebi vardı. Bu sebep yıllar öncesinde var olan bir yüze aitti. Babasına.

Yılana benzetirdi kendisini yatağından çıkarken. Süzülerek yorganın altından kaydı ve doğrularak terliklerini aradı. Ardından kapının hınçla vurulmasına ve zilin en ürkütücü çığlıklarını atmasına aldırmadan banyoya girdi ellerini yüzünü yıkadı. Kapıya doğru yöneldi. Kapıyı açmasıyla salonuna ayakkabılarıyla dalan ev arkadaşını görmezden geldi. Mutfağa girdi kendisine çay hazırlamaya başladı. Arkadaşı salonda telaşlı telaşlı koşturuyor ve bir şeyler arıyordu. Başı çok ağrıyordu. Çayla birlikte bir ağrı kesici aldı. Salona geri döndüğünde arkadaşı gitmişti.

Fincandaki çayı yarılanmıştı. Bir sigara yaktı. İlk dumanı içine çekerken sanki bütün bir hayatını geride bırakırcasına kafasını geriye attı. Her gün aldığı ağrı kesicilerden olsa gerek alışkanlık yapmıştı vücudu artık ilaçta tesir etmiyordu. Başındaki ağrı giderek güçlenmeye başladı. Artık geceleri erken uyumalıydı yaşlanıyordu nede olsa. Veya ona öyle geliyordu. Daha 22 sine yeni girmişti bu kış. Yaş gününde yağan kara aldırmadan yeni bir yıla adım atmıştı geçen şubat. Soğuktu her yaş gününde olduğu gibi kasvetliydi hava. Onun için doğum günlerinin tek tesellisi pencereye yaklaşıp dışarıda sanki gökyüzünden bir pamuk çuvalı boşalıyormuşçasına İstanbul’a yağan karı izleyebilmekti.

Altıncı yaş gününden sonraki her yıl doğum günleri eksik geçiyordu. Babası gideli ne kadar olmuştu. Bunun için altıncı yaş gününde babasının onu son kez öpüp hoşça kal dediği günün tarihini hep aklında tutardı. O son görüşmeleri olmuştu Zehra ile babasının. Hoşça kal diyerek sırtını dönüp uzaklaşan babasına nereye gidiyorsun diye sormaya bile vakti olmamıştı. Belki de cesareti.

Dalıp dalıp gitmelerinde annesinin ölümüne kadar yaşadıkları eski ahşap evlerinin salonunda bulurdu kendini, babasının arkasından ağlamaya bile cesaret edemediği için göz çukurunda kalan bir damla yaş ile. Sokaktan geçen bir arabanın korna sesiyle irkildi. Parmak arasında bir acı hissetti. O böyle hülyalara dalmışken sigarası parmak arasını yakmak üzereydi. Sehpanın üzerindeki küllüğe güçlükle uzandı sigarasını söndürdü. Saatini kontrol etti hazırlanıp evden çıkması için yarım saati vardı.

Merdivenlerden hızla inerken aklındaki tek soru nasıl birisiyle karşılaşacağıydı. İki gün önce gelen mektupla unutmak istemediği halde unutmak zorunda olduğunu düşündüğü geçmişini sorgulamaya başlamıştı. Annesi ona babasından söz etmişti hastanedeyken. Babasının halen hayatta olup olmadığını o ana kadar hiç merak etmemişti. Annesi ona babasının yaşadığını söylediğinde inanmadı ilk önce. Annesinin ölümünden sonra gelen mektupta yazanlar onun aklının karışmasına annesinin söylediklerine inanması gerektiğini anlamasına neden oldu. Mektupta babası olduğunu yazan kişi o son sahneden de bahsetmişti.
“Ben giderken arkamdan ağlamak isteyip de ağlayamadığını biliyorum. Gözlerinde kuruyup kalan o tek damlayı eritmek için yıllarca bekledim. Baban Ziya Eroğlu.”
Babasının hayali bazı zamanlar canlanırdı belleğinde. Gözlerinin mavili babasının yadigârıydı Zehra’ya. Beline kadar uzanan düz siyah saçları da annesinden hatıraydı ona. Babası kısaydı ama ağrı dağı gibi yüksek ve ürkütücü durmayı başarırdı. Bu görüntüsünün arkasında yatan şirin, koskocaman, yumuşak bir yüreği vardı. Yıllar onu ne kadar değiştirebilmişti acaba.

Kafasını kaldırdığında yıldız teknik üniversitesinin yerleşkesi belirdi, metrodaki kızın sesi durağa yaklaştıklarını anons ediyordu. Metronun kapılarına hücum eden insan kalabalığının arasından kendisini zorlukla dışarıya atabildi. İstanbul çok zevkli bir o kadar da korkutucu bir yaşamdı. Randevusunun olduğu yere iki durak daha vardı. Zehra iki durağı yürümek, yürürken de zihnindeki anlamsız soru işaretlerine birer cevap bulmak istiyordu. Ne den onlarca yıl beklemişti? Neden onu ziyaret etmesine izin vermemişti?

Bazı zamanlar olurdu Zehra babasının onu tamamen unuttuğunu belki de bir daha hiç bir araya gelemeyeceklerini düşünürdü. Bir ihtilal çocuğuydu Zehra. Hep kuşkucu, ürkek, karamsar olması bu nedenden di. Babası iki askerin kollarında elleri kelepçeli evden çıkarken ne kadar uğraşmıştı o maviliklerdeki ilk ve son damlayı akıtmamak için. Babasının dizlerine uzanıp saçlarını tarattığı o akşam üstülerde dinlediği hikâyeler hayal gücünde geniş yer kaplamıştı Zehra’nın. O gün evlerinin önündeki sokaktan geçen koca koca tanklar hiç girmemişti hayal dünyasına. Önce tanklar sokaklarda gezmiş sonra da evlere girilip babalar teker teker götürülmüştü.

Babasından 23 gün üzerine haber almışlardı. Bir hapishanede olduğunu söylemişti gelen haberci. Onu bulduklarında göz çukurları bir kanarya ya yuva olacak kadar çökmüş, her bir kemiği teker teker sayılır hale gelmişti. Anlaşılmaz bir sesle sanki böğürüyormuşçasına konuşmuştu, annesiyle. Kulağına takılan birkaç kelimeden Zehra bunun babasıyla son görüşmeleri olduğunu anlamıştı. Babası “Beni buradan naklediyorlar. Nereye bilmiyorum. Belki bir daha görüşemeyebiliriz diye size haber edilsin istedim.”

O günden sonra Zehra hiç babasını merak etmemiş gibi göründü. Annesine hiç babasını sormuyor ondan hiç bahsetmiyordu. Hapishanedeyken babasının yüzüne bir kerecik bile bakmamıştı. Babasını o eski günlerdeki gibi hatırlamak istemişti. O son sahneyi hep unuttu, hiç hatırlamadı.

Cezaevinin o anlamsız yüksek yapıları ve tüm araziyi çevreleyen dikenli çitler belirdi Zehra’nın film şeridinde. Kapısında koskocaman bir tabelayla Bayrampaşa Kapalı Cezaevi yazan karede durdurdu filmi Zehra. Uzun uzun baktı, yıllarca bu kapının arkasında nasıl bir ömür sürdürmüştü babası. Ve neden onu ziyaret etmesine izin vermemişti. Demir kapının üzerindeki küçük demir pencereden Zehra ya bakan bir çift göz burada ne aradığını sordu. Babasının bu gün tahliye olduğunu ve onu almaya geldiğini söyledi. “ Tahliye kapısı arkadan” diye tok bir ses geldi içerden. Zehra sol taraftan uzanan taşlı yola girdi. Yüz metre ilerde karşısına bir kapı daha çıktı yine aynı şekilde sorulardan sonra içeriye alınabildi.

Kapısının üzerinde Bekleme Salonu diye yazan odanın önünde durdu. Görevli infaz koruma memuru tahliye olan tutukluların yakınlarını orada beklediklerini söylemişti. İçeriye girdiğinde sağında ve solunda iki Türk bayrağı bulunan bir Atatürk fotoğrafı olan duvarın altındaki masada oturan yaşlı adamı süzdü. Babası bumuydu acaba? Gözlerini aradı karşısında duran adamın, bulduğunda babasının o olmadığına kanaat getirdi. Arkasını dönmüş tam çıkmak üzereyken karşısına dikilen cam gibi parıldayan o iki mavilik karşısında tüyleri diken diken oldu. Sen misin diye sormaya gerek duymadan kollarına atıldı. Sıkı sıkı sarıldı. Kokusunu içine çekti. Ne çok özlemişti.

Zehra’nın kenetlenmiş kollarını ayırdı vücudundan. Kafasını iki elinin arasına aldı ve gözlerinin derinliklerinde bir şeyler arar gibi inceledi kızını. Alnından öptü, tekrar sarıldı. Bu sırada Zehra’nın gözlerinden bir damla yaş düştü yüzünde olan babasının ellerinin üzerine. Artık babası giderken arkasından dökemediği yaş eriyip göz pınarlarından babasının tenine damlıyordu. Ölene kadar ağlamak istiyordu, yıldızlar kaybolana, güneş sönene kadar ağlamak istiyordu Zehra. Babasına kavuşmuştu.


Geceden Sabaha
Yazı Sahibi
Mustafa Koloğlu
Mustafa Koloğlu tarafından 4.10.2007 tarihinde eklendi 301 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Aralık
3
Aldatmak kısa Oyun
Ecem ÇevikdilYaşamdan Hikayeler • 1 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aydın Abla
Münevver ErilmezYaşamdan Hikayeler • 46 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
2
Bu Gün O Gündür
Rasim CanbolatYaşamdan Hikayeler • 39 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Aralık
2
Sudenaz’dan Mektuplar (ıv)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 23 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aysel/64
Abdurrahman TümerYaşamdan Hikayeler • 29 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
17
Hayat
Mustafa KoloğluHayata Dair Şiirler • 181 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Nisan
17
Dünkü Gün
Mustafa KoloğluHayata Dair Şiirler • 148 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Nisan
17
Sensizliğime Şiirler 2
Mustafa KoloğluSevgi ve Aşk Şiirleri • 166 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aşk Diye Kandığım Yalanlar
Mustafa KoloğluYaşamdan Hikayeler • 322 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Aralık
4
Güzel Dilimiz Türkçemiz
Mustafa KoloğluToplumsal Makaleler • 752 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Aralık
4
Güzel Dilimiz Türkçemiz
Mustafa KoloğluToplumsal Makaleler • 752 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kanayan Yara Kıbrıs
Mustafa KoloğluSiyasi Makaleler • 401 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Aralık
4
Hayatın Öteki Yüzü
Mustafa KoloğluYaşamdan Hikayeler • 352 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aşk Diye Kandığım Yalanlar
Mustafa KoloğluYaşamdan Hikayeler • 322 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ekim
4
Geceden Sabaha
Mustafa KoloğluYaşamdan Hikayeler • 302 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Geceden Sabaha, Geceden Sabaha hikayesi, Geceden Sabaha hikaye, Geceden Sabaha nedir?, Geceden Sabaha hakkında bilgi, Geceden Sabaha hikayeleri, Mustafa Koloğlu hikayeleri, Geceden nedir, Geceden hikayesi, Geceden hikayeleri, Sabaha nedir, Sabaha hikayesi, Sabaha hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Loans | Mortgages | Mortgages | Electricity Suppliers | WoW Gold | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul