Geçinememekte HaklıyızGeçinememekte HaklıyızBu gün Nesrin hocamın yazdığı “Kahroldum!” isimli makaleyi okuyup hafta sonu yaşadıklarımı düşününce bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.Ülkemizde yaşamanın hakikaten zor olduğu konusunda hepimiz hemfikiriz. Ama bunu sorunu toplum olarak biz yaratıyoruz sanırım. İki önemli husus var bu konuda. Birincisi barınma sorunu ikincisi ise yaşam standartlarımız. Aslında barınma sorunu ülkemizde başlı başına bir olay. Herkes kazancı doğrultusunda bir muhitte oturuyor ve kim ne maaş alırsa alsın, maaşının yarısı hatta biraz daha fazlasını barınma için harcıyor. Yani her ayın 20 gününü ev kirası için çalışıyoruz. Hatta öyle ki Kayseri gibi şehirlerde bir yıllık kira peşin ödeniyor. Bir devlet memuru nasıl bulup ödeyebilir bir yıllık kirayı… Artık öyle bir dönemde yaşıyoruz ki her iki eşin de çalışması şart oldu. Bu sıkıntıdan kurtulup ev sahibi olmanın iki yollu kaldı memurumuz ve işçimiz için. Ya banka kredisi ya emeklilik. Kredi alanlar sıkıntılı. Emekli olanlarla aldıkları para ile sadece kooperatifin başlangıç ve ara ödemelerini karşılayabiliyor. Aradaki taksitler ise belini büküyor insanın. Bir devlet memurunun 80.000 YTL vererek orta derecede bir ev alması imkansız gibi geliyor. Bu hafta sonunu ev arayarak geçirdik. Ben daha büyük bir ev düşünüyorum. Ağabeyim ise oturduğu ev satıldığı için ev arıyordu. O bölgede 2 ev bulabildik. Ama o iki ev beni kiracılıktan nefret ettirdi. İlk eve girdik. 3 oda bir salon. Yerler ahşap ama verniksiz. Mutfakta dolaptan eser yok. En büyük odası yani salonu koltuk takımlarını alır masayı başka odaya koyarsınız. Kirasının 400 YTL olduğunu duyunca ben hemen kendimi dışarı attım. Zaten evin halini görünce ağabeyimlere 250 YTL deseler bile tutturmazdım. Çıkarken ağabeyim evi tutacakmış gibi ev sahibiyle konuşmaya başladı. Mutfağa dolap yaptıracak mısınız dedi. Ev sahibinin cevabı çok can sıkıcıydı. “ Ya kiracı adama ne gerek. “ Ağzımı bozmamak için hemen bizimkilerin koluna girip uzaklaştırdım evden İkinci evin muhtardan telefonunu aldık. Adam telefonda ev 3 oda bir salon dedi. Evin tekbir kusuru var biraz eğimli dedi. Gittik eve kapıdan girdik sağda 1 oda. Ama ne oda. 1 çekyat koysanız dolardı. Evi gezdik. Hadi ayıp olmasın diye. Mutfağı sorduk nerede diye. Adam kiler görünümlü kısmı gösterdi. Kapıyı açınca dumura uğradık. Yapmacık bir lavabo vardı duvarda. İşin garip tarafı ben sığamadım lavabo ve tavan arasındaki boşluğa. Anlaşılan evinin terasını eve çevirmişti ev sahibi. Belediyeden de ruhsat alamadığı için çatı görünümlü ev yapmıştı aklı sıra. Sorduk ne kadar kirası diye. Çok merak ediyorduk böle bir eve ne fiyat biçecek diye. “Çıkan 250’den çıktı” dedi. Yani en az 275 isteyecek. Gülerek oradan ayrıldık. Ama yol boyunca içim içimi yedi. Nedir bu ev sahiplerinden çektiğimiz diye. Anlayacağınız. Konya’da evim evim güzel evim demeniz için 500 YTL yi gözden çıkarmanız lazım. Bir şekilde buna bir çözüm bulunması gerekmekte. En mantıklı geleni. Belediyeler imar izni verirken bedelde belirlemeli. Sabit yıllık artırımı da olmalı. Bir apartmanda biri 400 isterken diğeri 500 istememeli bence. Evin ederi ne ise o temel alınmalı. Hayatı şartlarını etkileyen ikinci kısımda yaşam standardı demiştik. Bu olaya birçoğunuz karşı çıkacak ama. Ülke olarak hakikaten lüks yaşıyoruz. Hepimizin evinde en fazla ayda 1 kez oturulan bir oda var. Adı misafir odası ( Salon) Hiç unutmuyorum. Halamların salon takımına 3 kez oturdum. En son görüşmemizde kutluk takımını eskidiği için değiştirmişlerdi. Annemin salonuna ise girmem yasak. Çocukluğum boyunca hep gizli gizli girdim o gelen misafirler için düzenlenen odaya.… Hepimizin evinde en az 2 televizyon var. Sevmediğimiz bir program varsa hemen diğer odaya geçiyoruz. Hepimizde en az 1 cep telefonu var. İşi abartıp 2, 3 hat kullanan tanıdıklarım var. Hatta birini bizzat tanıyorum. Ben… İletişim güzel bir şey ama iletişime harcadığımız paralar oldukça fazla. Telefon faturalarına en az aylık 100-150 YTL ayırıyoruz. Yeni bir model telefonu çıkar çıkmaz birçok kişinin elinde görebiliyoruz. Biraz fazla maaş alan hemen en pahalı sigaradan almaya başlıyor. Alışverişte sınır tanımıyoruz. Nasıl olsa kredi kartları var. Bir yandan ekonomi yapalım derken bir yandan har vurup harman savunuyoruz. Ekonomik yapımızı Amerika, Kanada ve Avustralya’ya göre değerlendiriyoruz. Ve rahatsızlığımızı dile getiriyoruz. Oysaki birçok Avrupa ülkesiyle aynı seviyedeyiz. Hatta büyük kısmından daha iyi durumdayız. Ülke olarak bizi en çok zorlayan ev kiraları ve aşırı harcamalarımız. Benim Avrupa’nın birçok ülkesinde yaşayan akrabalarım var. Hepsi oradaki hayat şartlarının zorluğundan bahsediyor. Sizi yanıltmasın sakın Almanya’dan gelen tanıdıklarınız. Onlara bakıp da lüks otoları var rahatlar paraları çok demeyin. Avrupa’da en ucuz şey zaten otomobil. Daha önceki yazımda belirttiğim gibi yerli üretimi ithal ürünler karşısında ezdirmemek için devletin uyguladığı bir politika sonucu bu kadar pahalılar. Ev kiraları da buna benziyor. Onlarınkinden daha kalitesiz evlere daha fazla kira ödüyoruz. Yani dediğim gibi biz ne yapıyorsak kendimize yapıyoruz. Bir yabancı turist 1000€ ya Türkiye’de krallar gibi tatil yaparken biz normal bir tatil için 1.500$ ı gözden çıkarıyoruz. Hepimiz çalışarak 1000€ yu biriktirebilecek kişileriz. Gazetelerde tatil ilalarına bakmışsınızdır. Mısır tatili 400$ çok para değil. Bu paraya Antalya’da 3 gün anca tatil yapabiliyoruz. Uzun lafın kısası ev sahiplerinin insafına kaldığımız bir dönemde gereksiz harcamalar yaparak. Bir de üstüne Türkiye’de 1 hafta tatil yaparsak. Geçinememekte haklıyız.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Geçinememekte Haklıyız isimli yazı, Cihat Yanık tarafından 26.08.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Pınar Aydın yazıyı tebrik etti...
Mozan Aras yazıyı tebrik etti...
Deniz Göktepe yazıyı tebrik etti...
Kübra Kavlak yazıyı tebrik etti...
Oktay Çomak yazıyı tebrik etti...
Ararat Yıldız yazıyı tebrik etti...
Zeynep Aktaş yazıyı tebrik etti...
Sinem Tulu yazıyı tebrik etti...
Adem Efiloğlu yazıyı tebrik etti...
Gülşen Yılmaz yazıyı tebrik etti...
Nida Kara yazıyı tebrik etti...
Deniz Güneş yazıyı tebrik etti...
Müfide Decdeli yazıyı tebrik etti...
Kasım
29
Kasım
29
Kasım
27
Bizimle Başa Çıkamazsınız
• Rasim Canbolat • Eleştiri Makaleleri • 61 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Kasım
27
Kasım
23
Öğretmen Sevgiden İbarettir
• Erol Sunat • Eleştiri Makaleleri • 204 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
26
Ağustos
8
Temmuz
2
Temmuz
2
Ağustos
8
Ağustos
26 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||