Geçmişin Kar Taneleri 10
12 / 4 / 2008 Cumartesi tarihinde Kenan Çetin tarafından eklendi, 124 kez okundu...
“Kalenin önünden devam ediyordu yol.Ne adını ne soyadını hiç öğrenemediği, sadece hatırladığı lakabıyla seslendi Çolak dedeye.─ Ah ah Çolak dede, nerdesin şimdi!Her gördüğünde o, sandalyesini almış iki katlı evinin kaleyle arasındaki yol kıyısında oturuyor olurdu.Kale denilen koskoca kayanın kaydırak olarak kullanıldığı yerin hemen yanı baş...” Okuyucu Puanı ;
Geçmişin Kar Taneleri 10Kalenin önünden devam ediyordu yol. Ne adını ne soyadını hiç öğrenemediği, sadece hatırladığı lakabıyla seslendi Çolak dedeye. ─ Ah ah Çolak dede, nerdesin şimdi! Her gördüğünde o, sandalyesini almış iki katlı evinin kaleyle arasındaki yol kıyısında oturuyor olurdu. Kale denilen koskoca kayanın kaydırak olarak kullanıldığı yerin hemen yanı başında bekçi misali bekler, hiçbir çocuk cıvıltısına izin vermezdi. O da arkadaşları gibi Çolak dedenin olmadığı bir anı yakalamaya çalışır ve kayadan aşağı hızlı hızlı kayıp eğlenirdi. İki üç metreden pantolonları yırtılana kadar kaymaları değildi eğlencenin sebebi. Onları, evinin etrafından kovalayıp sandalyesinde yalnızlıkla sarmaş dolaş oturan Çolak dedeye aykırı yapılanlardı eğlencenin kaynağı. Bir gün yine geldiler. Ortalık sessizdi. Sandalye yoktu. O halde tehlike de yoktu. Hemen koştular, hiç kimsenin çocuklar için zahmet edip yapalım demediği kendiliğinden orada duran kaydırağa. Simsiyahtı. Arabaların atık yağları dökülmüştü. Herkes uzaklaştı arkasına bakmadan. Bu kez kimse kovalamıyordu. ─ Ah Çolak dede! ─ Ne senin yaşadığını simgeleyen tahta sandalyen ne de sen varsın ve ben de artık çocuk değilim. Dökülen kararmış yağlar Çolak dedeyi silmiş, tahta sandalye ve onunla gelen hatırlananlar kalmıştı. İki adım sonra onlar da kalmadı. Çocuk yaşlarının huzurunu çalıp huzur bulamayanları anımsamak bile onların huzursuzluğunu yaşatıyordu. ─ Ah …! Ayakları yerden kesilir gibi oldu. Her yeri kaplayan kar ve altında saklanmış buz her an düşürebilirdi. Daha dikkatli adım atmaya çalışıyordu. ─ Bu kadar dik yolda kaymamak elde değil. Tehlikeyi atlattıktan sonra söylenmeye başlamıştı. Hiçbir adım aydınlık değildi. Şu anda gelecek olan sadece bir sonraki ayak iziydi. Her adımda farklı bir geçmiş yoldaşı oluyordu. Korkmaya başladı, önce soğuktan sonra adımlarının götürdüğü yerden ve sarıldı kendine. Hiç faydası olmaz mı, olmuyordu işte. Giderek artan rüzgârla karışık kar altında, etraftakileri görebilmek neredeyse imkânsızlaşmıştı. Bu yoldaki her kareye saklanmış geçmiş de yağan karla gözden kayboluyor, görünmez oluyordu. Böylece soğuk düşüncelerini kaplıyor, donduruyordu onu ve içinden çıkamadığı zamanı. Elini cebinden çıkarıp saçlarına götürdü. Temizlemeye çalıştığı kar dokunur dokunmaz eriyor şakaklarından aşağı süzülüyordu. Yirmi beşli yaşların ağarmış saçları kar altında masumlaşıyordu sanki. Az sonra biriken karlar yine bembeyaz örtmüştü saçalarını. Kim için, nerede, nasıl ağardığı sırdı. Kendisi için ağarmamıştı. Sıkıntılar başkaları için olunca sinsice geliyordu. Farkında olunmadan sahiplik ilan ediyordu.
Tavsiye Et :
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
5
Mayıs
31
Nisan
18
Geçmişin Kar Taneleri 23 Son
• Kenan Çetin • Yaşamdan Hikayeler • 158 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Nisan
18
Nisan
18
Nisan
18
Ocak
6
Şubat
6
Mayıs
31
Mart
6
Mayıs
31 |
![]() |
|
||||||||||||