Geçmişin Kar Taneleri 12Geçmişin Kar Taneleri 12Kafasını bir sağa bir sola çevirip durdu.Kalenin yanından devam eden inişli yolun sonundaki camiyle hemen karşısındaki içki satan bakkalın arasından geçiyordu. Yıllarca yadırgamıştı. Kasabanın kutsallığı ile kendinden habersiz başların hükmettiği kontrolsüz ayakların girip çıktığı bakkalın yan yana saf tutuyor olması garipti. Şimdi öyle değildi. Herkes alışmış ve küçük alışkanlıklarla başlayan bu alışmışlık kültür olmuştu. Bundan sonra yapılacak her itiraz, kötü niyet gösterisi ve kazanılan paraların kıskançlığı olarak dönecekti cesaret sahibine. Büyük şehirlerde görmüştü böylesi zıtlıkları ve oralarda başlamıştı çelişkiler. İletişim kurmayı bilmeyen insanların ellerine aldıkları antenlerden gönderdikleri iletişim sinyalleri, büyük şehirlerdeki büyüklüğün sadece sınırlardan ibaret bir büyüklük olduğunu göstermiş ve ne kadar küçüklük varsa küçücük kasabanın sınırları içine sokmaya çalışmış, böylece büyüklük oluvermişti. ─ Ben karışmıyorum onlara artık… ─ Bir keresinde söyledim, bu dükkânın yerini değiştirelim diye, beni dinlemediler. Bakkalı oğluna miras olarak bırakan hacı amcayla konuştuğu bir günde duyduklarıydı bunlar. Sonraları alışverişe gittiği bir günde; ─ Ağabeycim bu dükkânı kasaba meydanına taşısanız olmaz mı? ─ Taşıyacağız, Berk. Zaten içki satışlarını da bırakacağız. Şeklinde devam eden çözümsüz konuşmalar geçmişti. Sanki ona yaptığı işten vazgeç diyen olmuş gibi yapamayacağı tutamayacağı vaatler savurmuştu. Caminin hemen girişindeki bakkalın yan tarafında duran içki kasaları bu konuşmaların ne kadar kaile alındığını gösteriyordu. ─ Bu insanlar hangi dine girerlerse o düzen bozulur, diye söylendi. ─ Hıristiyan olsa içki satmaz. Haklı ya da haksız kızıyordu. İnanmak değildi sorguladığı, saygı göstermekti aradığı. Ne olmuştu ki bu insanlara? Bir gazete sayfasını çevirip okumayan bu insanlar, her soluk alışverişlerindeki kendi hayatlarını bile okumaktan aciz olmuşlardı. Camiden çıkan her insanı din kardeşi ilan edip sonra da hem kendi dinini hem de onların dinini ayaklar altına alan bakkal sahibi günahsız olmuştu. Günah çok açıktı. İnanılan ne ise onun dışına çıkıldığında günah oluyordu. Birinin de o bakkal sahibine ya inandığı dini ya da günahlarının kendi dinindeki cezasını anlatması gerekiyordu. Üç defa soyuldum diye kasabaya yaygara yapan bakkalın, kendi kendine gündem yapmak için bütün bunları uydurmuş olacağını düşünüyordu. Bu bakkal ve içindekilere karşı artık inançsızdı. Hiçbir şeye inanmıyordu. İnanmayanların saygısı yok olunca karşıdaki de inançsız oluyordu. Sol tarafta inancın sembolü kutsal mekân, sağ tarafında ise neye inandığını bilmeyen inançsızlık sembolü. Geçti aralarından ve kasaba meydanındaki ana yola çıktı.
Telif Hakkı Uyarısı Geçmişin Kar Taneleri 12 isimli yazı, Kenan Çetin tarafından 14.04.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Sudenaz’dan Mektuplar (ıv)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 23 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Kasım
23
Kasım
12
Kasım
3
Ekim
13
Mayıs
31
Ocak
6
Şubat
6
Mayıs
31
Nisan
6
Mart
6 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||