Geçmişin Kar Taneleri 15
14 / 4 / 2008 Pazartesi tarihinde Kenan Çetin tarafından eklendi, 124 kez okundu...
“Cebinden pasosunu çıkardı ve henüz kısırlaştırılmamış gençlik ordusuyla otobüse bindi.İlk defa otobüsle tanışan biriydi. Yaşlı ya da bayan ayakta kaldığında yer vermek için kalkardı yerinden. Belki kimse öğretmemişti; fakat bu kasabanın değişiminden önceki bir zamanın farkında olmadan zihinlere kazıdığı öğretilerdi, bütün bunları yaptıran.Kitapl...” Okuyucu Puanı ;
Geçmişin Kar Taneleri 15Cebinden pasosunu çıkardı ve henüz kısırlaştırılmamış gençlik ordusuyla otobüse bindi. İlk defa otobüsle tanışan biriydi. Yaşlı ya da bayan ayakta kaldığında yer vermek için kalkardı yerinden. Belki kimse öğretmemişti; fakat bu kasabanın değişiminden önceki bir zamanın farkında olmadan zihinlere kazıdığı öğretilerdi, bütün bunları yaptıran. Kitapların yanında poşete sarılıp sıkıştırılmış ekmek arası yumurtalar olurdu. Bazen de mahalle fırınlarında pişirilmiş yağlı ekmekler eşlik ederdi kitaplara. Öğle yemekleri, okulun kantininde pencere önündeki duvar diplerinde yenirdi. Kasabadan gelenler ya da köyden gelenler için sınıf ayrımı vardı sanki. Kantinciler sattıkları malları eline alanları oturturdu üç kuruşluk sandalyelerine ve masalarına. Çekinme duygusu yüzüne kızarıklar eklerdi. Yanlış olan bir şey yoktu. Yapılan gayet samimi bir öğle yemeğinden ibaretti; fakat insanların bakışları çok tuhaftı, daha öncekilere benzemiyordu. Boğazından rahatça geçen lokmaları hatırladıkça şu andaki hiçbir yemeğin tadının o andakilere eş değer olmadığını düşünüyordu. Ara sıra da olsa öğle yemekleri, aceleye gelen otobüse yetişmeler yüzünden çantasında olmazdı. Annesi, sıkıla sıkıla harçlık vermek yerine halalarına gitmesini tembihlerdi. Okuldan çıkar, biraz oyalanır, halasının oğullarının yemekten çıkış saatlerini beklerdi. Onların çıkış saatiyle yürür, beş katlı apartmanın son katındaki zili çalardı. ─ Öpeyim halacım! “Keşke hiç gitmeseydim.” diyordu şimdi. Mahkeme duvarını andıran suratlarla buyur edilmişti, her geç kalışındaki öğle aralarında. Üzerindeki kazaklar, pantolonlar hep halasından hediye gelirdi. Öyle hediyeler ki ilk önce oğullarının üzerinde görülür sonra kendisine gelirdi. Hediye etmenin nasıl bir şey olduğunu özürlü zihniyetler öğretmeye kalkışmıştı. Bu evdeki ve onların yanındaki bütün huzursuzluk, eskimiş hediyeliklerle her karşılarına çıkışında yakasına yapışıyordu. Yemek başlamıştı. Boğazına götürdüğü bütün lokmalar midesine küsmüş gibi inmek istemezdi. Yemek uzadıkça uzar, herkes kalkar, sofranın başında yediklerinden habersiz bir o kalırdı. Sonra teşekkür eder, ellerinize sağlık diye ekleyip ekmek arası yumurtaların tıka basa doyurduğu karnını koskoca sofrada doyuramadan aç kalkardı. Akraba olunduğunun, insan olunduğunun unutulduğu bir anın sonrasında bütün hediyeler ve karın doyurmalar suratlara kırbaç gibi vurulurdu. ─ Keşke yemeseydim, keşke giymeseydim. ─ Onların verdikleri olmasaydı, ne aç kalırdım ne de açıkta kalırdım, diyerek kendine yapılanları gözler önüne serenlere sitem ediyordu. Şimdi karşıya geçti. Köprünün üzerinde hiçbir ayak izi yoktu. Yürümeye devam etti. Tam okula döndüğü yolun köşesinde gözleri yere sabitlenmiş öylece bakıyordu. Karlar üzerinde hiçbir şey yoktu.
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
4
Mayıs
31
Nisan
18
Geçmişin Kar Taneleri 23 Son
• Kenan Çetin • Yaşamdan Hikayeler • 158 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Nisan
18
Nisan
18
Nisan
18
Ocak
6
Şubat
6
Mayıs
31
Mart
6
Mayıs
31 |
![]() |
|
||||||