Geçmişin Kar Taneleri 22
18 / 4 / 2008 Cuma tarihinde Kenan Çetin tarafından eklendi, 100 kez okundu...
“Bugün ise farklıydı. Daha bir hafta öncesine kadar torunum dediklerinden hiçbir iz yoktu. Anlaşılan bu yolculuğun dönüşünün olmadığından habersizdi hepsi.─ Ne getirdin ninecim?Ninesi, her misafirliğe gidişinde yapılan ikramları ben yiyemiyorum deyip ona getirirdi.Eşekten düşüp kolu kırıldığında, şehrin ara sokaklarında ninesi onu sırtına a...” Okuyucu Puanı ;
Geçmişin Kar Taneleri 22Bugün ise farklıydı. Daha bir hafta öncesine kadar torunum dediklerinden hiçbir iz yoktu. Anlaşılan bu yolculuğun dönüşünün olmadığından habersizdi hepsi. ─ Ne getirdin ninecim? Ninesi, her misafirliğe gidişinde yapılan ikramları ben yiyemiyorum deyip ona getirirdi. Eşekten düşüp kolu kırıldığında, şehrin ara sokaklarında ninesi onu sırtına almış ve doktora götürmüştü. Aslında çok kısa bir yürüyüşün ardından doktorun kapısını çalmışlardı; ama ninesi nazlanmak için durur durur bahsederdi. O da ninesini üzmemek için teşekkür üstüne teşekkür eder bazen de acaba yeterince sabırlı davranabiliyor muyum, diye ihtiyarlara karşı direncini sorgulardı. Kolay değildi, onlara karşı anlayışlı olmak. Mahalledeki kadınlar ninesinin söylediği her şeyi ciddiye alır sonra da kavgalar yaşanırdı. Annesi her defasında ninesinin hatalarını örtmeye çalışır, komşulukların devamı içi yıpranırdı. Gelin geldiği bu evden hiç ayrılmamıştı. Modernlik kasabaya girdiğinden beri karı-koca olanlar eşyalarını alıyor ve gelişi güzel ayrılıklarla anne babalarını yalnız bırakıyorlardı. Kasabada hane sayısı artmıştı, fakat muhabbetler kapı gerilerinde kalmıştı. On beş on altı yaşlarında gelin geldiği evde, annesi hep ezilmişti. Babası annesine sahip çıksa da kavgaların önünü alamamıştı. Ninesine hep birileri akıl veriyor, cahilliği evin huzurunu kaçıran tek sebep oluyordu. Gitmedi. Bütün yapılanları iyisiyle kötüsüyle göğüsledi. Annesinin, ninesinin gidişine sevineceğini düşünüyordu; fakat bütün zamanlarda olduğu gibi yine annesi yanı başında kalmış her ihtiyacına koşmuştu. Aynı evde yaşadıkları süre içerisinde anlatamadıklarını ninesi dün gece anlatmak istemiş; ─ Hanım, hanım, ha…… Diyerek bütün gücünü harcamış, başaramamıştı. O, hatalarının farkına varmıştı belki. Ulaşmak istiyordu çevresindekilere. Bir gözü kalmıştı ışık saçan. Bunun dışında hareket yoktu. Ölüm nasıl bir şeyse sımsıkı sarılmıştı ona. Anlaşılan ölüm de çok seviyordu. Öyle bir sevgi ki hayatı kovuyordu yerinden. O halde ölüm, hayatsız kalmaktan başka bir şey değildi. Karlar üzerinde doğruldu. Toprağın üzerinde, birbiri ardına vurduğu kazma darbeleriyle çukur açmaya başladı. Mezar kazıyordu. Bütün yaşananlar gelmiş, mezarın etrafında toplanmış bekliyordu. Hepsini gömecekti bugün toprağa. Bir yandan toprağı kazıyor bir yandan da toprakları kürekle kenara atıyordu. Farkında değildi; ama çoktan ısınmaya başlamıştı. Donmuş toprağın üzerine indirilen her darbe sanki kayalara vuruluyormuşçasına dirençliydi. ─ Berk, oğlum mezarımı çok kazma emi! ─ Yok ninecim. Olur mu öyle şey, ne mezarı. ─ Evet oğlum, ben ölünce fazla kazma da kolay çıkayım dışarı. ─ ….. Ninesiyle arasında geçen bu muhabbetleri hep geçiştirirdi. Ölüm garip bir şeydi. Ne zaman, kimi alıp götüreceği belirsizdi. ─ Tamam ninecim, çok kazmam.
Eylül
7
Eylül
7
Eylül
7
Eylül
6
Eylül
6
Mayıs
31
Nisan
18
Geçmişin Kar Taneleri 23 Son
• Kenan Çetin • Yaşamdan Hikayeler • 159 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Nisan
18
Nisan
18
Nisan
18
Ocak
6
Şubat
6
Mayıs
31
Mart
6
Mayıs
31 |
![]() |
|
||||||