Geçmişin Kar Taneleri 23 Son
Evden dışarı çıkmış gidiyordu. Başını geri çevirip baktı. Her zaman oturduğu pencere önüne başını yaslamış ninesi ona bakıyordu.
Sonra çevirdi tekrar başını ve karlı yolların sonunda yer alan beyazlığın içindeki kara toprakta açtığı çukurdan son toprak artıklarını da dışarı attı.
Sözünde duramamıştı.
Mezar çok derindi, öyle olmak zorundaydı.
Bıraktı kazmayı, küreği ve acele ile yürümeye başladı. Cenaze gelmişti mezarlığın girişine.
Omuzlardan indirdiler.
Sürünerek girilen hayattan omuzlar üstünde gönderilmek tuhaftı.
Cenazeye katılanların sayısı yirmiden fazla değildi.
Her ölüm haberinde; televizyonlarını, kahvehanelerini haftalarca kapatarak kendilerince saygı gösteren kasabalı kulaklarını kapattığı gibi bu soğuk kış gününde kapılarını da kapatmıştı.
Ölüme giden her yolcunun seyircisi olmuşlar, ölüme gidenlerin hayat verdiklerinin hatırlarını unutmuşlardı.
Bir şey olmuştu insanlara.
Bir şey olmuştu bu kasabadakilere.
Kendi değişimlerinin ardından dünyanın da değiştiğini sanmışlardı.
Dünya öyle değildi. Yeni doğanların ağlamaklı gürültülerine sessiz gidişler eklemeye devam ediyordu.
Bu geliş gidişler arasında kalanlara ise gülücükler ekleme görevi düşüyordu; fakat asık suratlılar, dünyayı da asık suratlı yapıyordu.
Sessizlik…
─ Emine hanımı nasıl bilirdiniz?
─ İyi Bilirdik…
Tanıyan tanımayan herkes iyi bilirdik demişti. Arkasından iyi demek kolaydı. Yüzlere karşı iyilikler söylenmez, kıskançlıklar engel olurdu.
Tekrar omuzlara alındı.
Kendisinin ayak izinden başka hiçbir izin olmadığı mezarlığın içinde kalabalığın omuzlarında götürüldü.
Yavaşça bırakıldı mezarın yanına.
Dedesi, kalın mercekli gözlüklerinin altından süzülen gözyaşlarını silmeye çalışıyor ve uzaktan izliyordu olup bitenleri.
Bir yastığa baş koyduktan sonra sevdiğim dediği insanı toprağın kollarına emanet ediyordu.
Nasıl bir güven varsa kimse itiraz etmiyordu.
O da kabullenmişti toprağın samimiyetini. Bağrında sakladıklarını bir gün geri verecekti.
Ağlamaktan şişen gözleri ağlayamaz olan babası, onun açtığı çukura indi ve ninesini yavaşça bıraktı.
Çaprazlama tahtalar yerleştirildi ve çıktı babası.
Eline aldığı küreğe doldurduğu toprağı büyük bir gürültüyle mezara dökmeye başladı. Herkes sırayla toprak atıyor ve mezar doluyordu. Attığı son toprağın ardından küreği bıraktı.
─ Bana kızma ninecim.
─ Derin kazmayacağım demiştim, derin kazdım.
─ Fazla toprak atmayacağım demiştim, en çok toprağı ben attım.
─ Rahat uyu, emi…!
Bu dünyanın rahatlığını görmediğine inandığı ninesinin huzur bulması için dua ediyordu.
Az önceki kalabalık gitmiş, geride bir o kalmıştı.
Yavaşça kalktı yerinden.
Ellerini indirdi.
Ölümü arkasına aldı ve uzaklaştı.