kayit
Google Özel Arama
22 Kasım İzmir Buluşması! Katılmak için Tıklayınız...
Hikaye AnaSayfa Makale / Güncel Makaleler

Gel Efendim


Gel Efendim

Dünya anarşi içerisinde kıvranıyordu. Bütün kötü alışkanlıklar insanlar arasında kol geziyordu. İçki, kumar, zina, faiz, zulüm ve zayıfı ezme almış başını gidiyordu. Kız çocukları küçüklük emaresi sayılıyor ve diri diri toprağa gömülüyordu. Savaşlar hiç durmuyor, her gün ölenlerin listesine yenileri ekleniyordu.
Sen geldin ve ahlaksızlık çamurunda yüzen, kan deryasında yıkanan bu insanların arasına kardeşliği, dostluğu, arkadaşlığı ve emniyeti tesis ettin. İnsanlığa en güzel ahlak dersini bizzat yaşarak gösterdin. Bütün insanlığa yaratılış gayesini anlattın.
İnsanlığın üzerine çöken kara bulutları dağıtıp bütün dünyaya bir ışık oldun, bir nur oldun. Günümüzün o günlerden hiç farkı kalmadı. Ölen masumların, akan kanların, ağlayan insanların haddi hesabı yok. Güçlü yine dünyanın gözüne baka baka güçsüzü bir kaşık suda boğma gayreti içerisinde. Ne olursun bir defa daha gel Efendim. Kır zincirleri, kurtar masumları, çıkar ahlaksızlık çukurundan tüm insanlığı.
Başın duman dumandı. Bakışların ufuklarda doğacak güneşi beklemekteydi. Aslında güneş Sendin ve çoktan yeryüzünü şereflendirmişti Seninle. Doğacak diye beklenen güneş ise sadece bir semboldü Senin yanında.
Allah’ın evi Kâbe-i Muazzama inşa ediliyordu. Sıra Hacer-ül Esved’in konulmasına gelince; o şerefli taşı kendi elleriyle Kâbe’nin duvarına koyabilmek için kabile reisleri arasında kılıçlar çekilmiş, kardeşler arasında kan dökmeye an meselesi kalmıştı. Sen geldin ve meseleyi tereyağından kıl çeker gibi hallediverdin.
Bağdat kan ağlıyor, Irak alevler içerisinde, Filistin kan gölüne döndü.
Ne olursu gel Efendim. Gel ve durdur akan kanları. Sil masumların gözyaşlarını. Dindir feryatları. Bir ilkbahar güneşi gibi doğ üzerimize.
İnsanlar fevç fevç İslamiyet’e girmeye ve Senin temelini attığın o kutsi davanın etrafında nurdan bir hale oluşturmaya başlamışlardı. İslam ordusu girdiği bütün savaşlardan muzaffer olarak dönüyor, savaşlardan elde edilen ganimetlerde müslümanlar arasında dağıtılıyordu. Halifen Ömer (r.a) döneminde yine böyle bir savaş dönüşü elde edilen ganimetler müslümanlara dağıtıyordu. Sıra Sizin azatlı köleniz Zeyd bin Harise’nin oğlu Üsama’ye gelince halife Üsame’ye iki kişilik pay vermişti. Hz.Üsame (ra)’nin hemen arkasında halifen Hz. Ömer ‘in oğlu Abdullah vardı ve babası Abdullah’a bir kişilik pay verdi.
Ganimetlerin dağıtımı bitince Hz. Ömer’in oğlu Abdullah (r.a.) babasına yaklaşıp şu soruyu sordu: -“Babacığım; Üsame’nin benden ne farkı var ki, ona iki kişilik pay verirken bana bir kişilik pay verdin?”
Hz. Ömer (r.a.) oğlu Abdullah’a: -“Vallahi oğlum; Üsamen’nin senden bir farkı olduğunu düşünmüyorum, fakat Allah Rasülü Üsame’nin babasını senin babandan, Üsame’yi de senden daha çok severdi.” dedi.
Bu nasıl sevgi, bu nasıl bağlılık, bu nasıl adalet, bu nasıl bir duygu?
Gel ve bu sevgiyi, bu bağlılığı, bu adaleti bize de öğret, bu duyguyu bize de tattır Efendim! Bedir’den gelir gibi gel. Uhud’dan iner gibi gel. Hira’dan çıkar gibi, Medine’ye hicret eder gibi gel Efendim. Bir defa daha gel ve içimize su serp. Çatlayan dudaklarımızı ıslat. Kararan dünyamızı aydınlat. Gel Efendim. İlk gelişin gibi gel. Gel ki, Kisra saraylarının burçlarının yıkıldığı gibi Amerika, İngiltere saraylarının burçları da yıkılsın. Kabe’nin putlarının devrildiği gibi insanlığın önünde putlaşan liderler bir bir devrilisin. Mecusilerin ateşinin söndüğü gibi insanlığın içerisinde yanan küfür ateşi sönsün. Save gölü gibi aramızda oluşan ahlaksızlıklar, çirkinlikler, zulümler, işkenceler kurusun. Kamer şak şak olup yarılsın, melekler yeryüzüne insin. Bir defa daha gök kubbeden salkım salkım yıldızlar dökülsün. Dökülsün ki, bunlara şahit olan günümüz insanlığı bu mucize karşısında kendine gelsin, Rabbe yönelsin.
Güzide arkadaşlarından Medine’de sana sahip çıkan ensardan Talha (r.a) yeni müslüman olmuş genç bir delikanlıydı. Sen onun kalbini yoklamış ve samimi olduğunu anlayınca bu samimiyeti yanındakilere de göstermek istemiştin ve: “Eğer sen bana gerçekten sadık bir biat edeceksen git babanı öldür” demiştin. O da hemen kılıcını aldığı gibi koşmuştu. Tam kapıdan çıkarken “gel, ben babadan evladı ayırmak için gönderilmiş bir peygamber değilim” buyurdun. Bu genç arkadaşın ölüm hastalığına tutulmuş ve arkadaşlarına “bizim mahalle uzak ve bir kenar mahalle. Ben gece vefat edersem Rasül-i Ekrem’i çağırmayın, korkarım Yahudiler bir fenalık yaparlar. Yılan, çıyan bir şey yapar Rasül-i Ekrem’e.”
Bir de Zeyd bin Desinne’nin fedakarlığı var ki, bizlerin hafızalarına sığması çok zor Efendim. Müşriklere esir düşer ve idam sehpası hazırlanır onun için. Son bir isteği olup olamadığı sorulur ve şöyle bir soru yöneltilir kendisine: “Sen şu anda idam ediliyorsun, yerinde Rasul-i Ekrem’in bulunmasını arzu eder miydin? Sen şu anda çoluk çocuğunla beraber olabilirdin.” Birden öyle kükrer, öyle kükre ve derki: “Ben bin defa ölebilirim. Fakat Rasul-i Ekrem’in zülfünün dağılmasını istemem. Yerimde bulunmasını hiç arzu etmem.” Bu sadakat, bu vefa ve bu bağlılık nişaneleri anlatmakla bitmez. Bu nasıl sadakat, bu nasıl sevgi, bu nasıl vefa, bu nasıl aşk?
Efendim! Bir defa daha doğ dünyamıza ve bizlere de bu vefalıların, bu sadık bendelerinin kapı kulları olmayı şerefyap eyle. Bizlere de onlar gibi vefayı, sadakati, bağlılığı öğret. Kalplerimize iman nurunu yerleştir. İçimizde putlaşan dünya sevgisinin yerine ahiret aşkını, Allah sevgisini ve Senin sevgini tesis eyle.
Bağdat’ta, Filistin’de ve Çeçenistan’da bir bir solan güller, tükenen canlar, acı acı öten bülbüller Sensizliğin içimizde oluşturduğu derin yaralar hiç dinmez oldu. Gel ve ağlayan insanları güldür. Kanayan yaraları dindir. Gel ve sil ağlayan masumların gözyaşlarını, dindir kanayan yaralarımızı, bir defa daha nefes üfle acı acı öten bülbüllerimize, o güzel kokundan koku ver kokmayan güllerimize. Yık içimizdeki dünyayı; enaniyeti, benliği, dedikoduculuğu, kardeş eti yeme ile bir tutulan gıybet etme arzusunu. Asrısaadet yıllarını bir defa daha yaşat günümüz insanlığına. Abu Bekirleri, Ömerleri, Abu Akilleri, Zeyd bin Desin neleri, Talhaları bir hamur misali yoğurduğun gibi bizleri de yoğur. Onları pişirdiğin aşk ateşiyle bizleri de pişir Efendim. Kararan dünyamıza güneş, gecelerimize ay, kalplerimize nur ol. Yıllardır Seni bekliyoruz senin yolunda emekliyoruz Efendim. Artık hiç takatimiz kalmadı ne olusun gel, gel, gel!...


Gel Efendim
Yazı Sahibi
Mustafa Bulut
Mustafa Bulut tarafından 22.3.2007 tarihinde eklendi 468 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
Güzel bir anlatım. Anlam içeren bir yazı. Zevkle okudum. Tebrikler.


6/5/2007 tarihinde yorumlandı.

Her hayatın bir efsanesi vardır. Duymak his etmek, yaşamak.İçinde yaşdığımız bu günler bizlere kayıp olmuş manaviyetleri hatırlatır ki siz buna güzel bir örnek ver mişsiniz . gönlünüze sağlık. Yanlız mustafa bey ben oğul şiirni bin dokuz yüz yetmiş yılında yazmışım. o günlerde saadece bir yerel gazetede yayınlandı... Şimdi sadece okunsun diye yazdım. Bu siteyi kast etmedim. Eğer kırdıysam özür borcmu var.


4/4/2007 tarihinde yorumlandı.

nice efendiler efendisi geldi gecti bu dıyardan,dünyaya kalıcı izler bıraktılar da gıttıler,ancak gerıde kalan biz duymazlar,görmezler ve işitmezler onları ne kadar anlayabıldık...


3/23/2007 tarihinde yorumlandı.

çok çok güzeldi.


3/23/2007 tarihinde yorumlandı.

Tespiyler çok güzel tabrikler.


3/23/2007 tarihinde yorumlandı.


Kasım
20
22 Kasım Buluşması
Mustafa KuvancıGüncel Makaleler • 21 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
16
Laf Demini Almadan Olmaz…
Erol SunatGüncel Makaleler • 116 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Kasım
10
Şimdi Kadın mı Oldum?
Ertuğrul ErdoğanGüncel Makaleler • 352 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Kasım
9
Unutmadım Unutamam Unutmam…
Erol SunatGüncel Makaleler • 313 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
7
Karanlıktan Korkuyorum
Sezer NişancıGüncel Makaleler • 350 kez okundu. • 16 kez yorumlandı.
Kasım
5
Ne Zaman Geleceksiniz?
Mustafa BulutHayata Dair Şiirler • 247 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Ocak
5
Dirilsin
Mustafa BulutBaşkaldırı Şiirleri • 256 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Ocak
5
Kimi Bekliyor?
Mustafa BulutBaşkaldırı Şiirleri • 206 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ocak
5
Kıydılar
Mustafa BulutBaşkaldırı Şiirleri • 216 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Nisan
22
Hesap Günü
Mustafa BulutYaşamdan Hikayeler • 510 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Şubat
3
Adam Yiyen Canavarlar
Mustafa BulutYaşamdan Hikayeler • 1012 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Mart
22
Ölümsüz Kahramanlara
Mustafa BulutTarihsel Makaleler • 764 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Nisan
22
Hesap Günü
Mustafa BulutYaşamdan Hikayeler • 510 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Mart
22
Gel Efendim
Mustafa BulutGüncel Makaleler • 469 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ocak
21
Affet Sevgili
Mustafa BulutKlasik Şiirler • 467 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Gel Efendim, Gel Efendim makalesi, Gel Efendim makale, Gel Efendim nedir?, Gel Efendim hakkında bilgi, Gel Efendim makaleleri, Mustafa Bulut makaleleri, Gel nedir, Gel makalesi, Gel makaleleri, Efendim nedir, Efendim makalesi, Efendim makaleleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Aldananlardan Olmayın !

Erol Sunat
Laf Demini Almadan Olmaz…

Sezer Nişancı
Teknolojide Zırvalamak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Mobile Phones | Car Credit | Bad Credit Mortgages | Loans | Mortgages | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul