Geleceğini Vaat EtGeleceğini Vaat EtBütün gece yağmur ıslak ıslak dolaşmıştı sokakları.. Sabaha kadar belli belirsiz ay ışığı altında pencereme vuran damlaların çıkardığı sesler ecnebi bir sultanın memleketi zaptı gibi sarıp sarmalamıştı gecemi.. Şedidini hızla artıran rüzgârın uğuldayışı da bedenimi üşütüyor, hülyalarımdaki nazlı sevgiliyi ürkütüyordu. Odanın soğukluğu yanı başımda yanan sıcacık kalorifere rağmen hissediliyordu. Masamda yarım bırakmak zorunda kaldığım yazıyı düşünüyorum battaniyeme sarılarak. Kalemimle nakşederken seni yüreğimdeki gibi soğuyan havaya daha fazla direnecek takati bulamadım.Yazıya başlarken sana olan hasretimi gözyaşlarımla bezeyerek için için dökecektim ümid dolu kâğıda. Bu ümid bir gün sana kavuşabilme arzusuydu. Bu ümid belki dünya gözüyle olsun seni bir kerecik görebilme ümidiydi. Belki hayali dahi pamuktan yumuşak ellerine sarılıp gül kokunu nefsime çekerim diye bir an olsun aklımdan çıkmayan yaşama ümidimdi. Bu ümid günah-ı kebair kölesi olmuş ruhumu ve tüm uzuvlarımı arıtacağım günün gelebilme ihtimalinin muştusuydu. Bu ümid hayatımı manidarlaştıran, kuru gönlümün yağmur duasıydı. Bu ümid sensin Efendim! Ümidim yalnız sensin; Müjdecim, Kurtarıcım, Efendim, Peygamberim. Karanlık dünyamı aydınlatan nurum! İlk gözyaşım. Hasret yüklü, ebed yolcusu gemim. Dağdağalı okyanuslarda ufkumun limanı. Dünya sürgünümün müşfik gardiyanı. Ey gardiyanlar sultanı! Şimdilerde habis hayatımızın en zor, çileli, karanlık günlerini müşahede ediyoruz. Bizi hücrelerden hücrelere acımasızca dolaştırıyorlar. Zemheri soğukta tir tir titriyoruz şafağın ayazında, akşamın alacasında, gecenin çıkmazında. Yokluğunda gecelerimiz çıkmaz oldu. Aydınlık yüzü göremez oldu çatlamış sineler. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık kaç zamandır. Hasretin bir yana sensizlik ateşiyle yanan yüreklerimiz senli ana o kadar muhtaç ki… Biz istemedik böyle olmasını; bu zaman da gelip de günahkâr olalım, nefsimizin kölesi olalım biz istemedik. Takdir-i Hüda’ ya amenna ve sada’ na fakat artık takatim kalmadı benim Ya Rasulallah! Her an günah işlerim de senden uzaklaşırım diye kalbim güvercin kalbi gibi titriyor. Her an bana emanet ettiğin dava-yi kuraniye’ye ihtilaf düşerim diye ödüm kopuyor. Sana layık ümmet olamam endişesiyle gecelerim şafak oluyor. Tüm bu mülahazalara rağmen aramıza nifaklar sokuyor nankör nefsim. Gözüm uçurumlardan aşağı düşüyor, ellerim ayaklarım kuş tüyü gibi kopuyor bedenimden. Fakat gönlüm sapasağlam duruyor. Çünkü orda sen varsın Ey Nebi! Belki bana geldiğinde ayaklarının tozunu silerim diye gözyaşlarımı yüreğimde saklıyorum. Gene de halimi idrak etmede aciz bir o kadar da masumum. Çünkü bende bir ülfet halini alan günahlarımı masumluğumla haklı göstermeye çalıştım. “masum günahkâr” diyerek yıllarca kendimi kandırdım. Meğer asıl masumluk senden ayrı olup da hala yaşıyor olmakmış. Senin yanında yaşayana ne mutlu! Ne mutlu onlara ki yeryüzünün en mutlu, en bahtiyar insanlarıdır onlar. O kadar bahtiyarlar ki yıldızlardan daha parlaklar. Ya biz? Ya ben? Senin yolunda yıldız kadar değil bir böcek kadar olmak için her şeyimi verirdim. Duydum ki yetim ve öksüz çocukların üstlerini örtmeye gelir, müşfik ellerinle başlarını okşarmışsın geceleri. Benim annem de babam da yaşıyorlar. Bu yüzden mi gelmiyorsun bana? Bu yüzden mi kararan dünyamı aydınlatmıyorsun? Anam babam sana feda olsun Ya Rasulallah! Onlar vazifelerini tamamladılar. Beni dünyaya getirip, senin yolunda yaşamayı öğrettiler. Annem hastalandığımda geceleri seninkine benzer şefkatle başımda durup sabahlara kadar dua etti Şafi olan Rabbine. Babam bir an olsun beni kollamayı bırakmayıp her an Rezzak olan Rabbinden rızk istedi benim için. Onları nasıl unuturum? Ama artık tek dileğim sensin! Çok uzaklardan tiz bir ses gecenin hüznünü ve elemini keskin bir bıçak gibi yararcasına Hakk’ı ve hakikati haykırıyor: “Allahuekber! Allahuekber!..” Bu en güzel tebliği Senin dilinden duyamadığım için bir parça hüzünlü fakat bir gün duyarım ümidiyle mesrur doğruluyorum oturduğum yerden. Sıcak yatağımı bırakmak nefsime ağır gelse de semerelerini tahayyül ederek kalkıyorum. Duygularımı izharda acizim Ey Nebi! Namaz sonrası boynum bükük, yüreğim buruk, ellerim arş-ı alaya uzanıyor ve Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum son nefesimi göze alarak! Ey Fatır-ı Zülcelâl! Ey Zülcelali ve’ l kemal! Ömrüm boyunca yalnız sana inandım ve güvendim. Varlığını hep yanımda hissettim. En kötü zamanlarımda, horlandığım ve hakir görüldüğüm günlerimde ürkek bir ceylan gibi yalnız sana iltica ettim. Ve yalnız senden murad ettim. Geri çevirmeyeceğini ümid ederek gene murad ediyorum: Ben asrımın getirdiklerine nazar etmiş, onlara değer vermiş biriyim. Günahkâr, derbeder ve avareyim. Hala küçük bir çocuğun ucuz bir şekere kanması gibi nefsimin desiselerine kanıyorken beni başıboş bırakma! Senin sevgin kadar olmasa da ben de seviyorum Rasulallah’ ı…Ne olur Yarabbi bana O’nu bir kez olsun görmeyi nasip et. Derdime O’nun diliyle derman ol. Susamış gönlümü O’nun tasıyla sula. Ve Ey Nebi! Bir damla misali düşlerken seni davetime icabet et ve gönlüme geleceğini vaat et.. Vaat et ki kalmadı dizimde derman.. Vaat et ki kalmadı dizimde derman…
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
2
Bugün Benim Doğumgünüm
• Sabriye Nişancı • Hayata Dair Denemeler • 8 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
2
Gidenlerin Ardından Son Duraklarda Beklemeler
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 19 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aralık
2
Vazgeçtim (sadakatten)
• Hilmi Nevruzpul • Hayata Dair Denemeler • 11 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
2
İstedik mi Yaparız Arkadaş /izmir /11
• Lutuf Veli • Hayata Dair Denemeler • 37 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mayıs
10
Mayıs
10
Sensiz Geceleri De Seviyorum Artık
• Burak Akdemir • Sevgi Şiirleri • 147 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
9
Ocak
19
Dilimden Düşürmediğim Duam Annem
• Burak Akdemir • Hayata Dair Denemeler • 168 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
19
Haziran
7
Aralık
18
Eylül
7
Temmuz
7
Temmuz
7 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||