Gelin Ata Binmiş Ya Nasip DemişGelin Ata Binmiş Ya Nasip DemişHavada daha önce yağan yağmurun nemi vardı ve asfalt zemin hala ıslaktı. Otomobil menziline doğru hızla ilerliyordu. Araba bir inşaatın yanından geçiyordu ki lastiğin patlayan sesiyle şoför aniden fren yaptı ve durdu. Çevreden gelip geçen insanlar arka koltukta bir gelin ile damadın oturduğunu görebiliyorlardı.“Ah”, dedi gelin. “Nikaha geç kalacağız.” Damat “ Bütün aksilikler bugünü buldu” diyerek ağabeyine çemkirdi. “Neden dikkatli kullan muyorsun? Koskoca inşaatın dibinden geçilir mi ya?” diyerek verip veriştiriyordu. Bunları söylerken yüzü geline doğru dönüktü. Ağzından çıkan tükürük damlaları üzgün ve yorgun yüze yağmur gibi yağıyordu. Ağabey “Size iyilik de yaramıyor,” diyerek söylene söylene arabadan çıktı. Kaputu açtı, kriko ile stepneyi çıkardı. Üstündeki borç harç aldığı yeni giysilere dikkat etmeden patlak lastiği değiştirmeye koyuldu. Bu arada içeride oturmaktan bunalan gelin, kapıyı açıp ayağını yere basar basmaz, avaz avaz bağırmaya başladı. “Ay, ayy ayağım!” Ayağı çamura bulanmıştı gelinin. “Bu can sıkıcı adam benim kocam mı olacak?” diye düşündü. Yakında kocası olacak adam bağırdı: “Ne diye arabadan iniyorsun sen? Oturduğun yerin suyu mu çıktı? Bir de seninle mi uğraşacağız.” “Daha evlenmeden vara yoğa sinirlenen, bağıran bir işe yaramayan adamla nasıl geçinirim ben,” diye düşüncelere dalan gelin birden parmağındaki yüzüğü çıkardı, sonra damadın yüzüne fırlattı. Gelin: “ Oh be! Dünya varmış. Bir patlak lastik sayesinde kurtuldum senden.” Elinde pembe renkli düğün çiçekleriyle hiç bilmediği bir caddeden aşağı doğru koşmaya başladı. Etrafta onun bu halini seyredenlere aldırış etmiyordu. Balayını Paris’te geçireceklermiş, otelde şampanya içeceklermiş. Artık hiçbir şey umurunda değildi. İleride gördüğü bir taksi durağına doğru yolunu değiştirdi. Sırada bekleyen bir taksiye binip gitti. Caddede gelini koşarken gören bir kadın kızına şöyle söylüyordu: “Film çekiyorlardı galiba şekerim. Bu oyuncuyu tanıyamadım. Sen kim olduğunu biliyor musun?” Bu arada damat altın yüzüğü kuyumcuya götürmek için cebine güzelce yerleştirdi. Ağabey üstü başı çamur içerisinde kalmış bir şekilde anne kıza çıkıştı: " Size ne? Hadi gidin işinize." Arabaya atladı ve bastı gaza. Araba son sürat oradan uzaklaştı gitti.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Sudenaz’dan Mektuplar (ıv)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 23 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Mart
28
Temmuz
14
Haziran
17
Şubat
6
Şubat
6
Mart
5
Elibol Gönlübol ve Varyemez
• Tülin Göncü • Fantazi Hikayeleri • 3858 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Mayıs
13
Mart
5
Mayıs
26
Şubat
6 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||