Gençlik Bunu BaşarsınGençlik Bunu BaşarsınDeğerli gençlerimize armağan edilen müthiş önemli bir günü tamamladık. 19 Mayıs 1919 da Samsundan başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşımızın yıldönümünü ve Ulu önder Atatürk’ü hep beraber andık. Bugünü gençlerin stadyumlarda sergiledikleri jimnastik gösterileriyle kutlama alışkanlığımız yerleşmiş, artık. Bu gösterilerde gençliğin dinamizmi, güçlülüğü, çevikliği ne güzel sergileniyor! Gençlerimiz çok güzeller. Pırıl pırıllar. Bakışlarından sevgi, enerji, güç fışkırıyor sanki. Aslında bu gençlerin her birini değerli ana babaların serveti, geleceğe yaptıkları en büyük yatırım sayabiliriz. Analar babalar, giymedim giydirdim, yemedim, yedirdim, temel düşüncesiyle çocukları için her türlü fedakarlığa katlanırlar. Analar çocuğu hastayken başında beklerler. Onun karnı doyunca kendileri de doymuş olurlar. Onlar üşümezlerse ancak ısınırlar. Okul zamanı çocuğuyla beraber adeta sınavlara girerler. Çocuğu çalışsın diye ısrar ederler, sabah erken kaldırırlar. Genellikle uykuya hasret yaşarlar. Çocukları büyüdükçe sanki minik kuşun yuvadan uçtuğu gibi, onları uçurmaya çalışırlar. Ama o zaman da ayrı bir hasretlik başlayacaktır. Bu gerçeği fark edince artık çok geç olacaktır. Babalar ise görünüşte sert, ama yürekte yufka tepkilerle, eve geç kalan çocuklarının üzerine titrerler. Aslında yüreğinden bir ses, oğluyla güreşmesini, sohbet etmesini, hatta kolunu omzuna atmasını söylemektedir. Oğlundaki büyümeyi fark ettikçe, gurur duymakta ama onun kendisine ters gelen tepkilerinde, sonu mutlaka pişmanlık olan öfke patlamalarıyla boğulmaktadır. Aslan oğlunun kendi başına birey olduğunu unutuverince evin havasında şimşekler çakıvermektedir. Değil mi? Düşünüyorum da acaba ana babalar, çocuklarını kendilerine benzetmeye mi çalışıyorlar? Korkarım buna evet diyenler çoğunluktadır. Herkes kendisinden memnunsa eğer, tabii ki çocuklarının da kendilerine benzemesini isteyeceklerdir. Kendileri gibi düşünebilsinler, onlara uyan hareketler yapsınlar, onların işinin başına geçsinler diye bekleyeceklerdir. Eğer kendilerinden yüzde yüz memnunlarsa tabii… Herkes kendisine sorsun bakalım. Ben hayatımdan memnun muyum? Bugüne kadar yaptığım seçimlerim, aldığım kararlar sonuç olarak beni mutlu etti mi, diye samimiyetle sorsun… Açıkçası ben kendime sorduğumda kendimde tam memnuniyet hissedemiyorum. Ben başarı oranı olarak, yaşama standardı olarak, geleceğe bakış yönünden kendimi tamam hissedemiyorsam, o zaman neden çocuğumun da bana benzemesini istemeliyim ki ? Böylesine koruyup kolladığım servetimin, benim gibi olmasına nasıl gönlüm razı gelir? Niçin çocuğumun kendi penceresinden gördüklerine, kabiliyetlerine, duygularına dayandırdığı kararlarını, seçimlerini dikkate almayayım ki? Onların kararlarına karşı çıkmak onlara saygısızlık olmuyor mu ? Bu soru yağmurundan sonra düşündüklerime geleyim. Bence evde ana babası tarafından saygı görmeyen çocuk, sevilmediğini düşünecektir. Kabul edilmediği, değersiz olduğu hissine kapılacaktır. Saygıyı ve sevgiyi dışarıda ararsa köprüler çatırdamaya başlayacaktır. İşte o zaman iletişim kurulamayacak, yabancılaşma hissedilecektir... Çocuklarımız gerçek, samimi saygıyı ve sevgiyi evde görmeliler ki, dışarıda gerçek saygı ve sevgi olan ortamları sahtelerinden ayırt edebilsinler. Onlar, çocuklarımız, hele ki gençlerimiz, öylesine akıllılar ki. Ben hepsini böyle görüyorum. Onlara verebileceğimiz en güzel şeyin sevgi ve saygı olduğunu düşünüyorum. Aile ortamında verilenin EĞİTİM olduğunu, okullarda ise ÖĞRETİM verildiğini unutmadan çocuklarımızı yetiştirmeliyiz, diyorum. Çünkü sevgi, saygı ortamında yetişen çocuklarda güven duygusu gelişecektir. Güven duygusu giderek ÖZGÜVEN e dönüşecek, özgüvenin ardından da ALDANMAZLIK artacaktır. Aldanmayan birey, kendisine her söyleneni ilkönce tartacak, ölçecek, değerlendirecek, kabul gördüğü şeyleri hayatına geçirecektir. Duydukların, gördüklerini daha sağlıklı değerlendirebilmek için öğretimin önemini kendiliğinden kavrayacak ve sonucunda OKUYAN ve ARAŞTIRAN bireyler haline gelecektir. Araştırmalara devam ettikçe yeni keşifler yapabilecektir. Keşiflerinin sonucunda belki de bütün insanlığa yardım etmiş olacaktır. Öyleyse Gençlerimize değer verelim ki hayatları boyunca aldanmasınlar, başarsınlar, mutlu olsunlar ve hepimiz mutlu olalım. Bundan güzel sonuç var mı? Ben buna, dünyaya imza atmak derim, işte! Değerli anne ve babalar. Var mısınız şu dünyaya imza atmaya ? 19.05.2008 Dr Haluk Namdar
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Gençlik Bunu Başarsın isimli yazı, Haluk Namdar tarafından 20.05.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Ertuğrul Erdoğan yazıyı tebrik etti...
Cemal Çelik yazıyı tebrik etti...
Ali Acar yazıyı tebrik etti...
Sevil Nizamoğulları yazıyı tebrik etti...
Ayşegül Tezcan yazıyı tebrik etti...
Kasım
10
Kasım
8
Kasım
6
Kasım
6
Kasım
4
Anneler Günü Nün Tarihçesi
• Zeynep Akıllı • Eğitim Makaleleri • 113 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
17
Kasım
16
Kasım
11
Ekim
23
Ekim
13
Başımıza Gelenlerden Kim Sorumlu Dersiniz ?
• Haluk Namdar • Güncel Makaleler • 194 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mart
6
Ağustos
16
Ağustos
29
Ağustos
24
Temmuz
29 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||