Gençsin!Gençsin!‘Hey gidi gençlik yılları!..’ diye başlayan cümleler hep biraz hüzün,biraz özlem,biraz da keşkelerden oluşan karışık bir yumak gibi gelir bana.Büyüklerimden duyarım çoğu zaman,cümlenin sonu genelde çok derin bir içerlemeyle tamamlanır.Oysa bu hayatta tamamlanmış ne olabilir ki?Doyum noktasına ulaşmak bir yana bezginliğin ve yorgunluğun kalıntılarını hala üzerimizde taşımak bize ne kazandırabilir ki?’Gençlik yılları’ diye başlayan bir cümle hayattaki her şeyin tükendiğinin bir göstergesi olabilir mi?O zaman artık bir bitki gibi nefes alıp vererek koca bir saksıda zamanın geçmesini mi bekleyeceğiz?Aslında kendimize sormamız gereken o kadar çok soru var ki!Ama nedense işin kolay yolunu seçip,geçmişe iç geçirmekten başka bir şey yapmıyoruz çoğu zaman.Oysa yapılması,tadına varılması gereken ne çok şey var şu hayat denilen serüvende.Sevmenin,ağlamanın,gülmenin,öfkelenmenin tadı bile bir başka güzel bu hayat sofrasında.Düşününce görüyorum ki bu hayatta her şey bizim için,biz yaşayalım diye var.Bütün duyguları yaşıyoruz günün birinde dibine kadar.En içten kahkahayı attığımız gün de geliyor,içimiz kuruyana kadar ağladığımız gün de,deli gibi aşık olup ayaklarımızın yerden kesildiği,hayatı toz pembe gördüğümüz gün de ve dahası..Yaşıyoruz bir şekilde en alasını.V e sonra karamsarlığın gölgesi düşüyor cümlelerimize,tatsızlaşıyor kelimelerimiz ‘yaşlandık artık diye’. Peki gençlik hayatın vasat bölümü, yaşlılık son nokta, ölüm sonsuzluk mu oluyor? Gerçekten yaş otuz beş yolun yarısı mı ediyor? Herkes cetvelle ölçülmüş, zamanla hesaplanmış bir ömrü mü yaşıyor ortak terazide?Oysa insanın zaman yerine kendini yönetmesi,zamanla değil de kendisiyle yarışması gerekmez mi?Sevdiklerimize de değer verip onlar için de mücadele vermek yerine neden yalnız bir kaplumbağa gibi kabuğumuza çekilmeyi yeğleriz ki? Tüm bunlar aslında içimdeki isyankar çocuğun sessiz çığlıkları.Her insanın içinde bir çocuk yatar denir ya,aldırmamak lazım o çocuğu!Aksine büyütüp güzelleştirmek,ona hayatı sevdirmek,sevmeyi öğretmek lazım.Hiç yaşlandırmamalı o güzel çocuğu içimizin karanlık sularında. Sabah uyanınca güneşe bakın ve içinizdeki çocuk aydınlansın.Ve de Nazım Hikmet’in şu çok sevdiğim dizeleri aklınıza gelsin; ‘Sevdiğin müddetçe ve sevebildiğin kadar, Sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe ve verebildiğin kadar GENÇSİN!’
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
22
Kasım
22
Kasım
22
Kasım
22
Kasım
22
Ekim
8
Eylül
19
Eylül
4
Ağustos
31
Ağustos
30
Eylül
14
Aralık
9
Ekim
24
Yaşamaksa Seni Sevmek
• Emel Sevgi Şen • Sevgi ve Aşk Şiirleri • 350 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Eylül
14
Temmuz
9
Bu Şehirde Seni Sevmek
• Emel Sevgi Şen • Sevgi ve Aşk Şiirleri • 277 kez okundu. • 11 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||