George W Bush ve Tony Blair Harold Pinter Hakkında Dava Açtı mı?George W Bush ve Tony Blair Harold Pinter Hakkında Dava Açtı mı?Güvenlik gerekçesiyle çevresini saran vurucu güç arasında salına salına yürümesi kadar, aşağıda belirtmeye çalışacağımız bir- iki konuda da epeyce ün kazanmıştır… Bunlara kısaca değinecek olursak:1 - Kendisine soru soracak olan gazetecileri seçmede kabul görmüş bir başarı sağlamışsa da, gittiği yerlerde kendisini karşılayanlar arasında bulunan kimi yurttaşların, hoşuna gitmeyen sorular sormalarına engel olamamaktadır… Bu durumda, soruyu soran yurttaşı azarlamak ve ya yanına çağırarak anasının hatırını sormak ve yahut ta im parmağını adamın gözüne sokarcasına tehdit etmekle yetinirken, güvenlik gerekçesiyle çevresini saran vurucu güç, soru soran yurttaşı esaslı bir biçimde pataklamayı görev bilir… Bu iş için, kendisini izleyen konvoyda ‘ gezici karakol ’ niyetine bir pataklama ve işkence aracı bulundurulduğu da söylenmektedir. Bunu kendisi de mutlak bilir… Gazetelerde buna benzer haberler çıktı!...Bendeniz, yalanlandığını duymadım, okumadım… 2- Ulusal bayram günlerinde hastalanmasıyla da hak edilmiş bir ün kazanmıştır…Ne yapsın, içinin kan ağlamaması için bu tür törenlere katılmamayı yeğliyordur!... Dümenden hasta olmak, içinin kan ağlamasından iyidir!... Yemini bozulmamış, yanlış mesaj da vermemiş olur böylece!...TBMM’ deki yemin mi? O yemin, edildiği gün unutuldu, hem de kaç kere! Milli Görüş çizgisinden eski bir belediye başkanı, görev gereği, ulusal günlerde katılmak zorunda kaldığı törenlerde ne acılara katlandığını hangi sözlerle anlatmıştı, daha sonra basına sızan örgüt içi bir toplantıda; ‘ .... Gönlümüz gitmiyor, ayağımız gidiyor… Böylesi törenlere mecburen katılıyoruz… Katılırken de içimiz kan ağlıyor!...’ Kısacası, birisi bu törenlere omzuna taş asılırcasına katılıp, sonra katıldığı tören ile ilgili nefret duygularını bir şekilde kusmayı yeğlerken, diğeri katılmayı, ‘ kötü yola düşmek ’ saydığından hastalık dümeniyle yatağa düşmeyi daha usturuplu buluyor… Aynı maya, aynı kafa; fark stratejide gizli!... 3- Geçmişinde açığa çıkmasını istemediği noktaları didikleyen ve servetini kaynağını araştıran gazetecilerle karikatürünü çizen çizerler hakkında dava açarak, onları mahkemelerde süründürmekten de çok büyük keyif almaktadır… Mahkeme silahını zaman zaman ana muhalefet liderine de çekiyor olsa bile, olası üç nedenle başarılı olduğu pek söylenemez… Birincisi, ana muhalefetin bu denli işine yarayanını bulamayacağını biliyor olmalı… İkincisi, demokrasi konusunda ana muhalefet liderinin de hazmetme kapasitesi kendisininki gibi yetersiz olduğundan, kıyamıyor olabilir… Üçüncüsü, belki de, sıradan yurttaşa göre ana muhalefet liderini dişi kesmiyordur!... Lider konumunda bir kimsenin hoşuna gitmeyenlerle hesaplaşma içinde olması çok sakat bir durum…Bu sakatlık, yargı, üniversite, sendikalar ve benzer kurum ve kuruluşlarla tüm ilişkilerde kendini belli ediyor. Nutuk atarken işine geldiği yerde, demokrasi sözcüğünü konuşma içinde bir süs malzemesi gibi kullanacaksın; gönlünü okşamayan bir durum ortaya çıktığında kendini kaybedercesine gürleyeceksin! Oysa, demokrasi, yönetme gücünü elinde bulunduranların hoşuna gitmeyenleri de dinleme ve anlama olgunluğunu gösterebildikleri düzenin adıdır… Her kim olursa olsun, kişiyi geliştiren itici güç, kendisi gibi düşünmeyenleri de dinleme becerisidir. Diktatörler, bu beceriyi ortaya koyamadıkları için, çevresindeki dalkavukların oyuncağı olmak gibi bir sonuçtan kurtulamazlar… Şimdi gelelim asıl soruya! Geroge W. Bush ve Tony Blair, Harold Pinter hakkında dava açtı mı? Bu soru nereden mi çıktı? Bunun yanıtını 2005 Nobel Edebiyat Ödülü’ nü kazanan İngiliz yazar Harold Pinter ile ilgili bir alıntıyla vermeye çalışalım: " ABD artık hileye başvurmak gereğini duymuyor. Kartlarını masaya açık açık ve korkusuzca seriyor. Ne Birleşmiş Milletlere, ne uluslararası hukuka aldırıyor; ne de kendisine karşı yapılan eleştirilere kulak veriyor. Öyle yapmayı bir güvensizlik sayıyor ve yersiz buluyor! Küçük kuzusu, patetik ve miskin Büyük Britanya` nın meleye meleye peşinden gelmesi ona yetiyor." Bu sözler, 2005` Nobel Edebiyet Ödülünü kazanan İngiliz yazarı Harold Pinter ` in.... Ödülünü almak için Stockholm` e gelmemiş, kasete okuduğu bir sesleniş göndermiş... (... ) Harold Pinter ödül törenine gönderdiği sesli mektupta Bush` lara, Blair` lere bakın ne diyor; " Kitlelerin katili ve savaş suçlusu ilan edilmeniz için daha ne kadar insan öldürmeniz gerekir? Yüz bin mi? Bana kalırsa bu miktardan fazla insan öldürdünüz. Öyleyse Bush ve Blair Uluslararası Ceza Mahkemesi` ne çıkarılmalıdır. Bush akıllı davranmış, Uluslararası Ceza Mahkemesi Sözleşmesini imzalamamıştır. Blair ise sözleşmeyi onaylamıştır. Şu halde, onun hakkında kovuşturma başlatılabilir. Lazım olur diye adresini de verelim; Downing Sokağı No. 10 Londra..." Pinter 2005` te Bush ve Blair` in Afganistan ve Irak` ta insanlık suçu işlediklerini tüm dünyaya haykırıyor ( ....), emperyalizme meydan okumaktan çekinmiyor : "ABD 8 bin aktif ve işlevli nükleer harp başlığına sahip. 2 bin tanesi alarm verildikten 15 dakika sonra ateşlenmeye hazır durumda. Britanya, her zamanki gibi gene yardımcı ve kolaylaştırıcı.. O füzelerle kimleri vuracaklarını merak ediyorum! Ladin` i mi, sizi mi, beni mi? Çin` i mi, Paris` i mi? Kim bilir kimi? Bilemiyoruz..." Yukarıdaki alıntının yapıldığı konuşma metninde Harold Pinter, “ Biz Irak halkına sefalet, çürüme ve ölüm getirdik. (…….) Irak’ın işgali bir haydutluk fiildir. (…..) ABD’nin en büyük işbirlikçisi de peşinden meleyerek giden Büyük Britanya’ dır. ” diye sürdürüyor konuşmasını. Ve ekliyor: “ “ ABD İkinci Dünya Savaşının sonunda ve sonrasında hemen her sağcı diktatörlüğü desteklemiştir. Endonezya, Yunanistan, Uruguay, Brezilya, Paraguay, Haiti, Türkiye, Filipinler, Gatamela, El Salvador ve tabi ki Şili…” diyerek Amerika’nın kontrolünde gerçekleştirilen faşist askeri darbeleri kıyasıya kınamayı namus bellediği için hakkında davalar açılmış mıdır? Tehditler almış, başka bir ülkede yaşamaya zorlanmış mıdır? Alıntı: Cumhuriyet Gazetesi, 19 Kasım 2006 Pazar S.2 Oktay Akbal` ın EVET / HAYIR köşesinde, " Örnek Bir Nobel Konuşması " yazısından........ ( Oktay Akbal` ın notu : Nobel konuşması Sayın Yalçın Yusufo tarafından çevrilmiş ve TÖMER` in Kültür - Sanat Bülteni` nde olduğu gibi yayınlanmıştır.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
23
Kasım
22
Kasım
18
Vicdan Ayaklar Altı Kürsüde Ego
• Deniz Güneş • Eleştiri Makaleleri • 60 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
17
Kasım
16
Kasım
13
Haziran
4
George W Bush ve Tony Blair Harold Pinter Hakkında Dava Açtı mı?
• Mudi Beya • Eleştiri Makaleleri • 76 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mayıs
5
Mart
19
Sigara Yasağı ve Soğan Kokusuna İki Püf…
• Mudi Beya • Çevresel Hikayeler • 1486 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mart
8
8 Mart Dünya Kadınlar Günü!
• Mudi Beya • Hayata Dair Denemeler • 187 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
19
Sigara Yasağı ve Soğan Kokusuna İki Püf…
• Mudi Beya • Çevresel Hikayeler • 1486 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ocak
21
Sigara Yasağı Türk Gibi Sigara İçmek! Ve Bir Deney
• Mudi Beya • Felsefi Makaleler • 664 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Şubat
4
Aralık
28
Aralık
20
Başlamak Çok Zor Bırakmak Çok Kolay
• Mudi Beya • Hayata Dair Makaleler • 344 kez okundu. • 1 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||