Gıııı Duluğu Bitli Dullaar!
Aşşağıda sizin gibi uluk garıların başından geçen bi olayı yazmış yine sizin gibi uluk bi garı..
Emme onu size okutmadan önce bi şey deyim de, çatlayın! ..
Hepiciğiniz gur yapıp döndünüz etrafımda horuzu köye gelen ormancıya kesilmiş tavuklar gibi. Biriciğiniz de çıkıp da:
`Wafels yemeye gelirim gelmesine de, nikah masasında sağında ben oturursam,` diyemediniz be! ..
Ne yüreksizmişsiniz siz yahu! Tabii yüreğinizi elin oğluna kapdırırsanız, işde bööle verecek yüreğiniz galmaz!
Yoo, dövünmenin annamı yok.
Ben size aylardır çığım çığım çığırmadım mı? İçinizde doğrucu olanınız vardır. Kimler gulak verdi çığlıklarıma; yaşı güçcük, evde galmaktan, ya da kaynana denilen illetten gorkanlarınan, dokdurluk diplomasını, evini, tomafilini gözüme sokanlar.. Ya da daha boşanması filanca tarihte bitecek olanlar.
Şöyle, benim gibi çersiz-çöpsüz goca adayını görmemezliğe gelip de, ya da `kim alacak bu fakiri, dursun hele, bunu nası olsa kimse almaz daha` diye düşünüp de, site site dolaşıp, goca arayıp, aylarca elin evli adamıyla, ya da zır-zop birisiyle
(bilemezdiniz tabii canım; adam, ya diyo, ` garım hasda, boşayacam, `ya diyo, `garım ha öldü, ha ölecek,` ya diyo, `heç dengimi bulamadım, evlenmedim,` ya da diyo, `yat mı den, gat mı den, tomafilin hası mı den, portmanto mu yoksa samur kürk mü den, hepiciği sana gurban olsun, balım şekerim, bak seni ööle bi bakıma çekerim kiiiiiiiii,`...)
çet mi, yoksa med-cezir mi yaparkene, elin gızı, öz bacım bile deel valla, aradı-daradı bi saçı yağdalı buldu, bana da `müjdemi isderim,` deyi habar verdi.
Saçı yağdalı dedim deyi burun bükmeyin; yağda dediğin ne ki, alırık garı-goca bi şişe şampiyon, bi yunarık barabar alivyon leğende, ne yağ galır ne de yağda.
Şehadetnamesi, evi-damı, yayladaki goyunları, sürü sürü atları, dördüncü gocasından boşanmak için goparabildiği biri güccük, biri böyük yatları, oolunun Amerka`da okuması, gızının birinin her gece disgoya dakılması, öteki kemçik gızının da İsviçre`de okuması valla umurumda deel.
Zaten diyeceem;
`Malını da sat, sürülerini de. Şu gurdele resimli, yaldızlı üç şahadatnemeniynen, okulun ön gapısından çıkarken havaya attığın şu şapkanı da oradan galdır. Ben, gafa dinneyip, keyf yapmaya aldım seni. Gafam öyle zengin görünümlü şeyleri götürmez, boşarım haa! Aklını gösderecesen, fikrini sergileyeceğisen sergile. Ben ööle vergiymiş-algıymış annamam. Yok vergi dayresinden mekdup, yok bilmem nerden fatura, yok şu gadar zekât daaatılacak falan duymak isdemem. Eyisi mi gafamız dinç olmasını isdiyosan, ooluna mı verecen, (kemçik gızını boşver, o okuyo, nasıl olsa dövlete sırtını dayar,) bardan diskodan çıkmayan (o gaibime para ilazım nasıl olsa,) gızına mı verecen, yosam ocaklarına incir ağacı diktiğin esgi, senin derdinden ölen gocalarıyın çocuklarına mı verecen, ver getsin. Garı gısmı deel misiniz, yarın dersin, `benim malım, benim tomafilim, benim sürüm.` İşde avrat, peşin diyom, sürüm sürüm sürünmemek uçun hemen bunnardan gurtul. Ya da bi kahya dut, o halletsin her bi şeyi. Şahadetname diyosan, bak şu benim tek valizime, içindekileri götür köpeğe dök, çokluğundan gözü doyar yemez. Onnarı indir, yerlerine senin esgittiğin dört gocanınan, benim bırakdığım beş dene gül gibi (gızma, essahdan öylelerdi, annaşamadık,) esgi garılarımın tavsırlarını asak.`
Bakalım, gelişmeler ne olacak.
Şimdi okuyun aşşağıdakını.
-Gıız Arifeee; gözlüğünü yıka bi önce! ..
Uluk garını başından geçen. (Körmüyse kocasını memnun edeydi, o kullanmadığı şeyi gapdırmıyaydı. Hem madem gullanmıyomuşsun, bırak elin gızına; niye boşandın ki çirpi bacaklı.)
Siz hak verin okurlarım.. Haa, merak etdiniz dee mi? Sözlümü,, Dermiyiiim! Nikaha gadar bekleyin. Bellimi olur; garı dersem kine: `Len muallim, aklını mı yedin, senin tek maaşınınan nasıl geçinirik? ` Belli mi olur, der mi der.