Gökkuşağında Gezinen Adımlar ve Beyaz İzlerGökkuşağında Gezinen Adımlar ve Beyaz İzlerYaratılan her varlığa ‘kelam’ bahşolunmuş. Adı farklı, şekli farklı milyonlarca varlık ‘dil’ ile varlığını izhar eder. ‘Beyan’, yalnızca aklı olana değil, kainatın bir köşesinde saklı olan herkese ve herşeye sunulmuş bir bahar müjdesidir. Savlanan her düşünce anlaşılmadan önce ‘kavram’ durağında soluklanır. Bu yüzden gören duyan bilen herkes aynı dili farklı ‘ses tonlarında’ konuşur. Varlık mayasının çalındığı gökler dahi içinde kıpırdaşan hava zerreleriyle ‘mesaj’ taşır. Dalında sürgülenen her çiçek tıpkı bir şiirde budaklanan sırlı-soyut ‘anlamlar’ gibidir. Güneş ve ayla birlikte yıldızlarda gökyüzünün gören gözlere sunduğu bir ‘içeriktir’. Hepimiz, yerde ve gökte bizi kuşatan ‘hakikatlere’ yüzlerimiz gibi aşinayız. Renklerin fısıldadığı hakikatler ise bambaşka... İşte bunlardan bir kaçı:#Mavi Mavi, çıplak bir ölümdür. Aşk madeninden en yaslı satırları çıkaran odur. Mavi ki, bakışlarında hüznün en koyu tonlarını saklayan, duruşunda sırtını güven ellerine yaslamış mütevazi bir totem gibi tevekkül emareleri taşıyan, kalbinin en yüksek yaylalarında öksüz bulutlar yaşatanlara en çok yakışandır. Bizler aşk mektebinin çocuklarıyız; bütün mavi geceler bizimledir. Bir arkadaştır sırları en ıssız kuytularına gömen. Açığı, gökçe yüzlülerin yılları deviren sabrına selamet nağmesi. Koyusu, Ferhatların dağdelen tutkusu. Kulağını dayasan, metruk bir duvardan sarmaşık hikayeleri dinlersin. Mavi, eğilip kulağına fısıldasa yıllardır içinde biriken aşkı tek nefeste içene boşaltır. Gökyüzüne aşıktır deniz, yüzünün rengi ona olan tutkusundan. Mavinin derdini mürekkebi kurumamış aşk mektuplarından sorun! #Kırmızı Galibardanın öyküsünde yarımdır hep. Matkapla oyulan hislere gömülü sökülmez bir dubadır. Yayların acılı ellerle okşadığı keman telidir. Toprağı avuçlayan kökleriyle yaşama, yakalarının üzerinde nazenin bir baş gibi sivrilen tomurcuklarıyla bahara tutunan o, ağlayan gülüdür gençlik bahçesinin. Zafer tepelerine yağız erlerin diktiği mağrur bayraktır. Aşk kazanının dibini örseleyen ateştir, aşığın içinde körüklenen alevdir. Eşeledikçe koyulaşan yaşama tutkusudur. Atardamarlarda coşkuyla çağlayan deredir. Varlığın yoklukla savaşında ufku hep öteleri arayan gözü pek akıncısıdır. Azim ülkesinin bayraktarı, korku mahallesinde cesur yürek... Aşığın dilinde ‘ben ölmezem’ nakaratı, yarası derin hastaya bıçkın neşter. Gel-git yaşayan kıyılarda karamsar dalgaların çarpıp buzlu cam gibi dağıldığı en yalçın dalgakıran, fırtınası bol denizlerde yılmaz bir kaptandır. Kırmızıya vurulan derin bir adrenalin kuyusuna düşer. Kırmızı, sevda ağacının dallarına aşıkların bağladığı çaputtur. #Yeşil Doyamadığımız, tekrar tekrar yaşanası o günler bizim yeşille ilk tanışmamızdır. Yeşille başladık sevmeye, yaşamaya uzakların sesini duyumaya. Ümitle kızaran bu güzel günlere beşikti o yeşil. Mevsimlerin ruhudur bahar, baharın kalbinin ortasına gömülü çekirdektir yeşil. Cazibesi milyon ışık yılı uzaklığında şuursuzca dolanan gezegenleri dahi kendine çeker. Hiç anlatayamayacağım, kimsenin anlayamayacağı bir kez olsun anlayamadığım bu içimdeki yeşil sancısı geceleyin ıssız çöllerde, gündüzleri bilmem hangi tepenin yamacında o esrarengiz melekle başbaşa geçirdiğim dakikaların –belki bir ömrün- tek kelimeye sığan anlamıdır. Varlık deryasının her damlası aşığın gönlüne yeşil bir imbikten süzülüp aralıksız şıpırdar. Aşığın ruhunun derinliklerinde balta girmemiş ormanlar biter. Bunalan gönüller, tıkanan nefesler bu ormanlarda ferahlar. Hiç gözyaşı renginin yeşil olabileceğini düşündünüz mü? Benim kefenim yeşil abadan dikilmiş olacak. #Pembe Adı bilinmez bir sevdaya şiirler yazıp avuç avuç aşk denizine döken bütün şairlerin mahlasıdır pembe. Pamuktan eğirme bir sözcüktür, saçları ipekten örme bir güzeldir. İnce bir teni vardır, dokunduğu kayaları delip geçer. Pembenin üzerine düştüğü buzullar mum gibi erir. Selamet ufkundan türemedir; kızıl alevler saçan gök denizinin öfkesi pembeye rastlamakla yatışır. Sevgili kucağında deliksiz uyku, gecenin içinden sıyrılan hayal perdesidir. Bahar mevsiminde toprağa düşen ilk yağmur, gönlün semasında öbeklenen özlem bulutlarıdır. Pembe sevinçleri aşk ateşine atsan nar gibi kızarır, pembe sevdalara üflesen yelkenli gibi yüzer. Yarin tenine konmuş bir benektir, nişandır, sevildiğine emaredir. Adına seranatlar yapılan prenses, bekleyen aşığa kulenin penceresinden pembe karanfiller atar. Kavuşmak üzerine and içilmiş bütün gelecekler saklı bir kutu içinde pembe kurdelalara sarılı halde bekler. Bir yarısı yarınlara gebe, diğer yarısı bugünun sırlarına namzet. O hep uzakta yar deyip inleyenleri bekler... #Siyah Renk şölenine damlayan en hisli, en matemli yağmur damlası. Kavuşmak artık öteki bahara diyen, bütün anlaşılmazlığını içine gömen, sevinci buradan çok öteleri kucaklayan bir bayram çocuğu. Sürgülü bir kapı önünde eskiyen yılların rengi. Hem sahte acıların nasırlaştıramadığı bir dil, hem de büyüyen gözbebeklerinde şiirler konuşan dilsiz bir yürek. Onu tek anlayan hüzün kokulu gecelerdir. Geceler ki aşıkların yegane hayırhahı, karayağız kadınıdır. Ayrılıkların çatal mevsimi, biriken hasretleri eriten humus. O hiç bir ateşte erimez oniks taşıdır. Karanlıkta kalmış aşığın sevdiceğine verebileceği tek hediye, kalbinin ortasına ip geçirip siyah bir turmalin diye boynuna takacağı kolyedir. Sabahın ayak sesleri aşığın sokağına devrilirken bohçasını sırtlanan gece ardında esmer bir gölge bırakır. Siyah bir kalbin karanlığında ancak beyaz bir melek kaybolmadan gezinebilir. Koyu bir sevda şiirini okumak için beyaz bir aşk gerek... Siyahtan daha koyu bir dost bileniniz varsa söylesin! #Beyaz Engin bir varoluşun simgesi, bütün başlangıçlara atılan ilk çentik, ölümsüz olmak için yeniden doğmak! İlk ruhun yaratılışı, her renkten bir parça, aşk gibi duyguların bütününe aynı anda hakim. Cennetin boy boy afişleri asılı yarin yüzü beyazdır. Ayın solmaz çehresinde güneşe edayla bakar.Diken tarlasında yürüyen aşık, ardında beyaz izler bırakır. Huzur iklimine yuva yapan ak güvercinler özgürlük soluklar. Aydınlık fikirlerin izdivacı yeryüzüne esenlik tılsımları yayar. Sevdiğinin her haline razı sevgilinin gönlüne gökten sedef bulutları iner. Buğday için kar, beyaz bir yorgandır. Vuslata eren için kefen, beyaz bir düğün elbisesidir. Karanlığın zaferi beyazın ölümüdür, o ölürse cenazesini safran yaprakları örter. Galaksiler zincirinde birer halkadan ibaret yıldızların emîri o parlak beyaz, aşıkların düşlerinde adım adım gerçek yaşama ilerleyen mistik bir seyyahtır.
Yazı Sahibi
Etiketler
gokkusaginda+gezinen+adimlar+ve+beyaz+izler , gökkuşağında , gezinen , adımlar , ve , beyaz , İzler , deniz , yaşar , sevgi , ve , aşk , denemeleri ,
Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
21
Titrek Parmaklarınla Sokul Gönül Yangınıma
• Selahattin Yetgin • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 27 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
20
Kasım
20
Belki Gelirsin Diye Yollar Hep İçimden Geçiyor(veda)
• Erkan Ayrancı • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 89 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Kasım
20
Alnıma Çizgiler Halinde Konmuştur Acılar ve Hepsinin Üstünde Gidişinin İmzası Var
• Erkan Ayrancı • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 47 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
20
Ekim
30
Ekim
30
Ekim
24
Ekim
21
Ekim
21
Ağustos
25
Soğuk Sözlü İlık Yüzlü Sıcak Japon
• Deniz Yaşar • Dostluk Hikayeleri • 784 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
6
Mayıs
12
Mart
1
Eylül
9 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||